YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/73
KARAR NO : 2023/2096
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Asıl dosyada, müştekinin 20.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile; sanık …’ın, … İli, … İlçesi, 2827 ada, 8 parselde kayıtlı taşınmazdaki hissesini diğer sanık …’ya sattığını belirterek, sanıkların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası ve 333/a ıncı maddeleri gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.
2.Birleşen (aynı mahkemenin) 2016/171 Esas sayılı dosyasında müşteki 20.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile; sanık …’ın … İli, … İlçesi, 2904 ada, 7 parselde kayıtlı taşınmazdaki hissesini … Bankası A.Ş.’ye sattığını belirterek sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası ve 333/a ıncı maddeleri gereğince
cezalandırılması için dava açılmıştır.
3. … İcra Ceza Mahkemesinin 06.01.2021 tarihli kararı ile, sanıklar hakkında alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek suçundan neticeten ayrı ayrı 3.000.00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara sokmak kastı ile borcu ödememesi suçundan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine, karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 20.09.2021 tarihli ve 2021/658 Esas, 2021/2051 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek suçundan kurulan hükme yönelik sanık … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve İİK’nun 347. maddesi gereğince şikayet hakkının düşmesine, CMK.nın 280/3. maddesi gereğince hükmün istinaf yasa yoluna başvurmayan Sanık …’ya da sirayetine, karar verilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz istemi, icra dairesine yapılan talep ile birlikte borçlunun taşınmazlarının pasif halde bulunduğunu öğrendiklerine yönelik bir itirazlarının bulunmadığı, fakat öğrenme olgusunun yalnızca taşınmazın el değiştirdiği ile ilgili olduğu, böyle bir kaydın taraflarınca görülmüş olmasının, tescil sebebinin de bilindiği şeklinde yorumlanmasına sebep olamayacağı, nitekim taşınmazın satış yolu ile değil de, cebri icra yolu ile de el değiştirmiş olabilmesinin mümkün olduğu, tüm bunları öğrenebilmeleri için tapu kayıtlarının incelenmesinin zorunlu olduğunun ortada olduğu, ayrıca satışın muvazaalı olup olmadığını da, taşınmazı devralan diğer sanığın sosyal medya (facebook) hesabındaki fotoğraflardan, haricen yaptıkları araştırma sonucu öğrenmiş bulundukları, sadece taşınmazın pasif kaydının bulunması üzerine şikayet süresinin başlaması gerektiği kanaatinin suç tanımına uygun olmayan hatalı bir değerlendirmeden kaynaklandığı, borçlunun mal varlığının pasife dönüştüğünün taraflarınca bilinmesinin tek başına ” fiili” yani malvarlığını eksiltmek maksadıyla yapılan muzazaalı işlemi öğrendikleri şeklinde yorumlanamayacağı, bölge adliye mahkemesinin aksi yöndeki kararının hukuka aykırı bir karar olduğu ve kararının temyiz incelemesi sonucu bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; şikayete konu taşınmazların muvazaalı olarak devredilmesi suretiyle alacaklının zarara uğratıldığı iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Somut olay değerlendirildiğinde; şikayetçinin … bu dosyada 20.12.2016 tarihinde, birleşen 2016/171 Esas ve 2017/34 Karar sayılı dosyasında 20.12.2016 tarihinde şikayette bulunduğu, şikayete konu satış işleminin 29.12.2015 tarihinde yapıldığı, işlemin müşteki tarafça öğrenme tarihine ilişkin olarak dosya içerisinde net bir tarih bulunmadığı, bu hali ile İİK’nın 347. maddesi uyarınca asıl dosya ve birleşen 2016/171 Esas sayılı dosyasında sanıklar yönünden yapılan şikayetin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmakla yargılamaya devam edildiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile icra dosyalarının incelenmesinde; … İcra Müdürlüğü’nün 2016/99 Esas sayılı dosyasında 15.02.2016 tarihli ihtiyati haciz kararı ve sonrasında esas takibe geçildiği, … İcra Müdürlüğü’nün 2016/209 Esas sayılı dosyasında 15.02.2016 tarihli ihtiyati haciz kararı ve sonrasında esas takibe geçildiği, müştekinin … Tar. Ve Orm. Ür. Paz. İth. İhr. San. Ltd. Şti’nden alacaklı olduğu ve alacağını karar tarihi itibariyle tahsil etmediğinin görüldüğü, 31.07.2017 tarihli bilirkişi raporu sonrasında itiraz üzerine
aldırılan 15.01.2018 tarihli ek raporda … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 12.01.2017 tarih ve B-19/1355 sayılı yazısı ile sanık …’ın yetkilisi olduğu anlaşılan … Tar. ve Orm. Ür. Paz. İth. İhr. San. Ltd. Şti.’nin kayıtları üzerinde yapılan incelemede 31.12.2015 tarihinde T. … Bankası …O.’na yapılan 986.666,67 TL’nın nakden alındığı ve şirket hesaplarına yansıtılmadığının tespit edildiği, dosya içerisinde bulunan … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 07.02.2017 gün ve 37826755/201.01.01/683063 sayılı yazı ekinde gönderilen sanıklardan …’nun sigortalılık tescil ve hizmet kaydına ilişkin evrakın incelenmesinde; 06.09.2013 tarihinde 1065506 işyeri sicil numaralı … Tar. Ve Orm. Ür. Paz. İth. İhr. San. Ltd. Şti.’nde çalışmaya başladığı ve 15.12.2015 tarihinde çıkış yaptığı, bu sanığın … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 12.01.2017 tarih ve B-19/1355 sayılı yazısında 28.12.2015-28.12.2018 tarihleri arasında … Klas Tar. Turz. İnş. San. Tic. A.Ş.’nin temsilcisi olduğu ve buna bağlı olarak 28.12.2015 tarihinde 1479 sayılı Kanun Kapsamında zorunlu sigortalılığının başladığı, yine … Tapu Müdürlüğü’nün 09.01.2017 tarih ve 33631769-622.03-E.69929 sayılı yazı ekinde gönderilen resmi senette … ili, … ilçesi, … mah. 2827 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 29.12.2015 tarihinde yapılan satışında, satıcı … Tar. Ür. Ltd. Şti. temsilen sanık …’ın, alıcı … Klas Tar. Turz. İnş. San.Tic. A.Ş. temsilen sanık …’nun imzasının bulunduğu görülmüş, bu satışa ilişkin tasarrufun … 2. Asliye Hukuk 2017/1 Esas 2019/273 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve kararı 21.01.2020 tarihinde kesinleştiği, mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte anılan mahkeme kararının gerekçesinde, İİK’nın 280. maddesi kapsamında borçlunun alacaklısına zarar verme kastı ile hareket ettiği, aynı şekilde tasarrufu gerçekleştiren şirket yetkililerinin de birlikte hareket ettiğinin tespit edildiği görülmüş, dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; sanıklar … ve …’nun birlikte hareket ederek müşteki alacaklıyı zarara sokmak amacıyla mevcudu eksiltmek için işlem yaptığı kanaatine varıldığından sanıklar … ve …’nun sabit olan ve eylemlerine uyan İİK’nın 331/1. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına, müşteki tarafından hem … bu dosyada hemde birleşen 2016/171 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen şikayet dilekçesinde aynı iddialarla sanıklar hakkında İİK’nın 333/1 maddesinde müeyyideye bağlanan alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla mevcudu eksiltmek suçundan da şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların üzerlerine atılı ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu (İİK’nın 333/a) suçu yönünden, isnat edilen suçun unsurları oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar … ve …’nun ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
… İcra Müdürlüğünün 2016/99 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı vekilinin talebi üzerine … İcra Dairesi tarafından 01.02.2016 tarihinde yapılan … … ili, … İlçesi, … Mahallesi 2827 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın kaydının “pasif” olarak kayıtlı olduğu, yine aynı yerde 2904 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kaydının da “pasif” olarak kayıtlı olduğu, alacaklı vekilinin bu tarihten sonra 01.03.2016 tarihinde dosyada talepte bulunduğu, davaya konu şikayetlerin ise 20.12.2016 tarihinde yapıldığının görüldüğü, müşteki 01.03.2016 bu tarihte dosyaya başvurmak suretiyle şikayete konu taşınmazlardaki Sanık … hissesinin satılmış olduğunu öğrenmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren İİK.’nın 347. maddesinde belirtilen 3 aylık süre geçtikten sonra müşteki vekilinin 20.12.2016 tarihinde şikayette bulunduğu anlaşıldığından İİK’nın 347. maddesi gereğince şikayet hakkının düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine dair karar verilmesi, hukuka aykırı ise de; bu aykırılığın düzeltilmesi mümkün olduğundan CMK’nun 303/1-a maddesi gereğince; ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen 06.01.2021 tarih ve 2016/170 Esas, 2021/18 Karar sayılı hükmün kaldırılmasına, kaldırılan ilk derece mahkemesi hükmünün yerine; müştekinin üç aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayet hakkını
kullandığı anlaşıldığından İİK’nın 347. maddesi gereğince şikayet hakkının düşmesine, her ne kadar Sanık … hakkında mahkumiyet kararı istinaf edilmemiş ise de; verilen kararın niteliğine göre CMK.nın 280/3. maddesi gereğince hükmün istinaf yasa yoluna başvurmayan Sanık …’ya da sirayetine, yargılama giderlerinin müşteki üzerinde bırakılmasına,” ifadeleri yazılmak suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek suçunun, suç tarihi itibariyle İİK’nın 347. maddesinde belirlenen üç aylık ve bir yıllık şikayet sürelerine tabi olduğu ve müştekinin şikayete konu fiilleri 01.02.2016 tarihinde yapılan malvarlığı sorgulamasından sonra 01.03.2016 tarihinde icra dosyasından talepte bulunduğu tarihte öğrendiğinin anlaşıldığı, müşteki vekilinin, eylemleri öğrenme tarihi olan 01.03.2016 tarihine göre, İİK’nın 347. maddesinde yazılı 3 aylık yasal süre geçtikten sonra 20.12.2016 tarihinde şikayetçi olduğu nazara alındığında, şikayetin yasal süre içerisinde yapılmamış olduğu tespit edilmiştir.
2.Sanıklar hakkında müşteki vekilinin 3 aylık süre geçtikten sonra 20.12.2016 tarihinde şikayetçi olması nedeniyle açılan davada şikayetin süresinde yapılmamış olması nedeniyle İİK’nın 347 inci maddesi gereğince müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3.Müşteki vekilinin, icra dairesine yapılan talep ile birlikte borçlunun taşınmazlarının pasif halde bulunduğunu öğrendiklerine yönelik bir itirazlarının bulunmadığı, fakat öğrenme olgusunun yalnızca taşınmazın el değiştirdiği ile ilgili olduğu, böyle bir kaydın taraflarınca görülmüş olmasının, tescil sebebinin de bilindiği şeklinde yorumlanmasına sebep olamayacağı, nitekim taşınmazın satış yolu ile değil de, cebri icra yolu ile de el değiştirmiş olabilmesinin mümkün olduğu, tüm bunları öğrenebilmeleri için tapu kayıtlarının incelenmesinin zorunlu olduğunun ortada olduğu, ayrıca satışın muvazaalı olup olmadığını da, taşınmazı devralan diğer sanığın sosyal medya (facebook) hesabındaki fotoğraflardan, haricen yaptıkları araştırma sonucu öğrenmiş bulundukları, sadece taşınmazın pasif kaydının bulunması üzerine şikayet süresinin başlaması gerektiği kanaatinin suç tanımına uygun olmayan hatalı bir değerlendirmeden kaynaklandığı, borçlunun mal varlığının pasife dönüştüğünün taraflarınca bilinmesinin tek başına ” fiili” yani malvarlığını eksiltmek maksadıyla yapılan muzazaalı işlemi öğrendikleri şeklinde yorumlanamayacağı, bölge adliye mahkemesinin aksi yöndeki kararının hukuka aykırı bir karar olduğuna ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, şikayetin süresinde yapılmamış olduğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 20.09.2021 tarihli ve 2021/658 Esas, 2021/2051 Karar sayılı kararında müşteki vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin
birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … İcra Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.