Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7449 E. 2023/516 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7449
KARAR NO : 2023/516
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1914 E., 2022/949 K.
DAVA TARİHİ : 29.04.2019
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esashakkında hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/339 E., 2021/247 K.

Taraflar arasındaki takibin iptali davası ve zaman aşımı itirazı şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince takibin iptaline ve şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; başvurunun esastan kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında Şikayetin kabulü ile İİK 170/a gereğince takibin iptal edilmesine, İİK 170/a da tazminat düzenlemesi bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; daha önce de aynı senede ilişkin yapılan takip hakkında açtıkları davalar neticesinde takibin açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kesinleştiği, ödeme emrine konu bonoda keşidecinin … İnş. Ltd. Şti lehdarın kendisi olduğunu, son ciranta …’nın ise alacaklı görünmekte olduğunu, davacı borçlunun bugüne kadar bu kişi ve kişilerle hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, takibe konu bononun keşidecisi görünen … İnşaat Ltd. Şti’nin gerçek anlamda faal olmayan bir tüzel kişilik olmakla birlikte şirket yetkilisinin el ürünü olmayan imzalar nedeniyle sorumlu tutulamayacağı gibi bu halde aval veren ve diğer cirantaların da sorumluluğuna gidilemeyeceğinden takibin yasal olarak geçerli olmayan bir kambiyo senedi ile başlatıldığını ve takibin iptali ile alacaklının kötü niyetli işlemleri ve takibi nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde, davacı borçlunun taraflarına açmış olduğu Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/120 Esas sayılı dosyası ile devam eden halen derdest menfi tespit davası devam ederken, yeniden takibin iptalini talep etmesinde hukuki yararının olmadığını, davacı borçlunun iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/120 Esas sayılı menfi tespit dava dosyasında alınan bilirkişi raporu ile takip dayanağı senedin ön yüzüne atılmış olan keşideci imzasının ıslak imza olmadığı tespit edildiğinden, TTK’nin 776. maddesi gereğince, takip konusu belgenin bono vasfını taşıması için “Bonoyu tanzim edenin imzasını” ihtiva etmesi zorunlu olması gerektiğinden, kambiyo vasfına ilişkin olan bu hususun lehtar ve ciranta tarafından da şikayet konusu yapılmasının da mümkün olması gerekçesiyle, senedin lehtarı olan borçlu tarafından açılan iş bu davanın kabulü ile takibin iptaline ve tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince, başka bir mahkemenin aldırdığı bağlayıcı olmayan raporun hükme esas alındığını, mahkemece imza incelemesine karar verildiği halde gerekçesiz olarak bu ara kararın yerine getirilmediğini, aynı mahkemece daha önce aynı bono ile ilgili olarak 2018/386 Esas ve 2018/835 Karar sayılı kararı ile lehtarın tanzim edenin imzasına itiraz edemeyeceği belirtildiğinin görüldüğü ve kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesinin geçerli olduğunu, lehtar itiraz eden borçlunun tanzim edenin imzasının geçersizliği nedeni ile itiraz eden lehtarın borçtan kurtulmaya, bono vasfının bulunmadığına yönelik iddialarına itibar edilmemesi gerektiğinden ilk derece kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen karara karşı davalı alacaklı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde; senetteki davalı ciranta tarafından davacı borçlu lehtara karşı takip başlatıldığı, takip dosyasında tanzim edenin (dava dışı … İnş…. A.Ş.) protesto edildiğine dair belge veya bilgi bulunmadığından takip alacaklısı olan cirantanın lehtar olan borçluya karşı müracaat hakkını kaybetmiş olup İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerektiğinden ve ayrıca kambiyo senedine atılan imzanın ıslak imza olmaması, kaşe imza olduğu, tanzim edenin imzasının ıslak imza olmadığı tarafları aynı her iki davada ileri sürülmesi, bu iddiayla ilgili olarak menfi tespit davasında icra mahkemesindeki dosyadan daha önce bilirkişi raporu alınması, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli ve kesin kanaat içermesi karşısında, usul ekonomisi ilkesi gereğince icra mahkemesince yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle yeniden rapor alınmayarak, kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi geçerli ise de, bononun ıslak imza ile imzalanmaması, kaşe imza ile imzalanması halinde kaşe basılan belgenin kambiyo vasfında sayılamayacağı ve alacaklının bono vasfında olmayan belge ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapamayacağına göre ilk derece mahkemesince İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesinin hukuka uygun olacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, takibin iptaline ve tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı vekili; istinaf dilekçesinin tekrarlayarak, istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibin iptali talebine ve zaman aşımı itirazı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu 170. madde, Türk Ticaret Kanunu 778, 714. maddeleri.

3. Değerlendirme
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.