Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7659 E. 2023/40 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7659
KARAR NO : 2023/40
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti, imzaya ve borca itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin düzeltilmesine ve imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulması ile borçlu aleyhine para cezası ve tazminata karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil hakkında icra takibi başlatıldığını, tebligatın müvekkilinin … yerinde çalışmayan bir tanıdığına tebliğ edildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, takipten 08.05.2017 tarihinde haberdar olduklarını, tebliğ tarihinin 08.05.2017 olarak düzeltilmesi ile senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve borcu bulunmadığı iddiası ile takibin durdurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap bildirmemiş katıldığı celsede; Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının incelenmesinde,” aynı adreste birlikte çalışan daimi…’a tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebligat işleminin yapıldığı, muhatabın tebliğ anında adreste bulunup bulunmadığı tespit ve tevsik edilmediği, muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tespit ve tevsik edilmeksizin tebligat doğrudan çalışana yapılmakla 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre usulsüz olduğu, bu haliyle davaya konu ödeme emri tebligatı usulsüz olduğu gerekçesi ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, borçlu tarafından bildirilen tarihten önce öğrenildiği hususu alacaklı tarafından yazılı delille ispat edilemediğinden tebliğ tarihinin davacı borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi olan 08.05.2017 tarihi olarak düzeltilmesine karar verildiği, imzaya itiraz durumunda ispat yükünün senedi elinde bulunduran alacaklı taraf ta olduğu, buna göre mahkemece alınan 10.06.2019 tarihli tekli bilirkişi raporu ile 02.11.2020 tarihli heyet raporlarında takibe dayanak senet altındaki imzanın davacı borçlunun eli ürünü olmadığının saptandığı, 04.02.2020 tarihli ATK raporunda ise, takibe dayanak senet altındaki imzanın kuvvetle muhtemel davacı borçlunun eli ürünü olduğunun belirtildiği, bu haliyle ATK raporunun “kuvvetle muhtemel” şeklinde ifadesinin ispat yükünün alacaklı tarafta olması nedeniyle borçlu lehine yorumlanması gerektiği, mahkemece dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 02.11.2020 tarihli heyet raporu denetime, kanaat edinmeye elverişli ve gerekçelendirilmiş bir rapor olması nedeniyle hükme esas alındığı ve davalı vekilinin talebi gereği yeninde rapor alınmasına gerek görülmediği gerekçesi ile davacının imza itirazı kabul edilmiştir.
Davacı borçlunun takibe konu senette keşideci olduğu, davalı takip alacaklısının ise lehtar olduğu, keşideci imzasının davacı borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, senedi takibe koyan alacaklının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile aleyhine para cezası ve tazminat takdiri ile davacı hakkındaki takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tebligatın usulüne uygun olduğunu, tebliği yapılan kişinin davacının yakın akrabası olduğunu, birlikte çalıştıklarının tebliğ mazbatasına yazıldığını, ödeme emri tebliğinden bir yıl sonra tebligattan haberdar olunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporununda hukuka aykırı olduğunu, adli tıptan alınan rapora itibar edilmediğini, öncelikle mahkemenin kararına dayanak yaptığı raporu düzenleyen yeni heyetin adli tıp kurumu üzerinde bir heyet olmadığını, borçlunun müvekkiline verilen 4 adet çeki süresinde ödemediği için daha sonra takip konusu bonoyu tanıklar huzurunda müvekkiline verdiğini, bilirkişi raporuna itirazlarında emsal imzalar toplanarak tekrar Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını istediklerini, taleplerinin kabul edilmediğini, ayrıca tazminata hükmedilmesininde hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan ilk raporun incelenmesinde, imzanın aidiyeti hususunda bir tespitte bulunduğunun görüldüğü, İkinci rapor ise (adli tıp kurumu raporu) ”kuvvetle muhtemel” diyerek aidiyet hususunda kesin bir tespit yapmadığı, dolayısıyla her iki raporun tam olarak çeliştiğinden de söz edilemeyeceğinin açık olduğu, mahkemenin aldığı üçüncü raporun ilk raporu pekiştirdiği, üçüncü raporun imza hususundaki kuşkuyu giderdiği ve uyuşmazlığı çözdüğü, mahkemenin üçüncü rapora dayalı hükmünün yerinde olduğu
Öte yandan tebliğ mazbatası üzerinde bulunan dağıtıcıya ait şerh incelendiğinde, dağıtıcının Tebligat Kanunu 17. madde de bulunan usul ve merasime uyulmadığının açık olduğu, bu yöndeki mahkemenin hukuki tanı ve gerekçesinin de yerinde olduğu, davacının takipten bildirdiği tarih olan 08.05.2017 tarihinden önce haberdar olduğuna ilişkinde somut bir kanıta tesadüf edilmediği, ayrıca takip alacaklısının borçlu imzasının huzurda atılmasının sağlama yükümlülüğün olması ve bu yükümlülüğe uyulmaması halinde tazminat talebinin kabulü gerekeceğinden ve somut olayda da tarafların keşide ve lehtar olduğu gözetildiğinde, bu yöndeki istinaf talebinin de kabule değer olmadığı gerekçesi ile hükme yönelik davalı istinaflarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi gereği usulsüz tebligat şikayeti ile 2004 sayılı İİK’ nın 170. maddesi gereği imzaya itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi,2004 sayılı İİK’ nın 170 ve devamı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.