YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7740
KARAR NO : 2023/2585
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline, 12.04.2023 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Dr. …’in Karşı Oy Yazısı;
Somut olayda takip alacaklısı banka İİK’nın 150/1 maddesi kapsamında şikayetçi borçlu şirket aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde bulunmuştur. Takip süresinde borçluya İİK 150/ı maddesinde açıklanan ihbar anlamında hesap kat ihtarının tebliğ edildiği, borçlunun hesap kat ihtarına karşı noter aracılığı ile itiraz ettiği görülmektedir. Hesap kat ihtarına itiraz eden borçlunun icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde şikayette bulunma hakkı olup somut olayda da şikayetçi borçlu icra mahkemesindeki şikayetinde icra emrinin ve takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İİK’nın 150/1 maddesinin üçüncü cümlesi uyarınca krediyi kullandıran taraf alacağını İİK’nın 68/b çerçevesinde diğer belgelerle ispat edebilir ise krediye kullanan borçlunun şikayeti reddedilir.
İİK’nın 68/b /IV “Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap suretleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar.” hükmünü içerir.
Yargıtay uygulaması ve doktrinde ağırlıklı görüş kredi sözleşmesi bu sözleşmeye göre usulüne uygun olarak düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlarla ihtarnamelerin ancak hesap özetine itiraz edilmemiş olması halinde hesap özetleriyle birlikte değerlendirileceği ve 68. maddenin birinci fıkrası anlamında belge sayılacağı yönündedir. Yine bu belgelerin ancak hesap özeti ile birlikte “belgeler zinciri” olarak dikkate alınmaları söz konusudur. Tek başına kredi sözleşmesi ve buna ilişkin diğer bir belge veya makbuz İİK’nın 68/1 anlamında belge değildir. (Yücel, Tunç, Müjgan/Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, İstanbul 2010 S. 346)
Alacaklı banka İİK’nın 68/b maddesi uyarınca kredi borçlusuna göndermiş olduğu itiraza uğramamış (m 68/b anlamında) hesap sureti ile birlikte, kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye göre usulüne uygun olarak düzenlenmiş diğer belge makbuz ve ihtarnameler ile alacağını ispatlayabilir.
Alacaklının alacağı ancak itiraza uğramamış 68/b maddesinde sayılan, borçlu cari hesap devrelerinin sonunda ya da faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin olarak gönderilen hesap özeti ya da özetlerindeki miktar kadardır. Sonuçta alacaklı bankanın İİK m. 150/1 uyarınca başlattığı takipte ileri sürdüğü alacak miktarı ile yargılama sonucunda hükmedilen alacak miktarının eşit olmaması olasıdır.
Somut olayda uyuşmazlık konusu 20.000.000,00 TL miktarlı 96 ay vadeli %13.50 faizli ilk taksit ödemesi 1.8.2016 son taksit ödemesi ise 1.7.2024 olan nakit kullanılan kredi sözleşmesi olduğu, bu kredi için 1 Euro: 3.2120 TL değişim kuru üzerinden “Avrupa tipi” knock out’lu çapraz para takası anlaşması yapıldığı, knock out seviyesi olarak 1 Euro: 5 TL kurunun belirlendiği görülmektedir.
Borçlu şikayet dilekçesinde 20.000.000,00 TL tutarlı krediyi 2.5.2018 tarihinde erken kapama hakkı kullanılarak 2.5.2018 tarihli 1 Euro: 4.9636 TL kuru üzerinden kalan tutarı erken kapama komisyonu ile birlikte 15.497.604,24 TL olarak hesaba yatırıp bu tutarın tahsili ile kredinin kapatılması ve senetlerin (ipotek dahil serbest bırakılması için noterden ihtar gönderdiğini bankanın bu ihtara cevabında, ihtar tarihi itibarıyla kredi Euro emrinden ana para ve işlemiş kredi faizinin erken ödeme cezasının, çapraz para takasının ters işleminin yapılması sonucu bulunacak maliyetin ödenmesi ile erken ödeme gerçekleştirileceğini bildirdiği borçlu ise kredi borcunun TL ödemelerinin yapılarak en son 2.5.2018 de tamamen ödendiğini böylece Avrupa tipi knock out’lu çapraz para takas işleminin de sona erdiğini iddia etmektedir. Çekişme konusu borçlunun krediyi erken kapama hakkının bulunup bulunmadığıdır. Bir başka çekişme konusu ise kredi sözleşmesinin para birimine ilişkindir. Borçlu para biriminin TL olduğunu, alacaklı ise Euro olduğunu ileri sürmektedir.
İcra mahkemesince davalı banka tarafından ihtarname ekinde sunulan hesap ekstresi ile takip talebinde istenen alacak miktarının ihtarname ile uyumlu olması ve ayrıca davacı borçluya gönderilen ihtarname hesap özetleriyle sözleşmelerin takibe konu edilmesi nedeni ile ihtarnamedeki borç miktarının m.68/b kapsamındaki belgelerle davalı tarafça belgelendirildiği gerekçesi ile borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılmasında bir aykırılığın bulunmadığının tespit edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi raporu esas alınarak fazla hesaplanan alacak kısmı yönünden şikayetin kabul edildiğini tarafların istinaf istemin esastan reddedildiği kararın taraf vekillerince temyiz edildiği görülmektedir.
Mahkemece yukarıda belertilen ilkeler çerçevesinde İİK’nın 150/1 maddesinde belirtilen nitelikte belgeler var ise bu belgeler dayanak yapılarak bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi aksi halde işin yargılamayı gerektirmesi söz konusu olacağından icra emrinin iptaline karar verilmesi zorunludur. Sözleşme hükümlerini yorumlayarak hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınıp yargılama yapar şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu görüşünde olduğumdan onama yönündeki çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 12.04.2023