YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7767
KARAR NO : 2023/556
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/704 E., 2022/995 K.
DAVA TARİHİ : 23.12.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/1060 E., 2021/160 K.
Taraflar arasındaki takibin iptali talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı/ipotekli taşınmaz maliki vekili dava dilekçesinde; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde, takibe dayanak ipoteğin konut kredisinden kaynaklandığını, bu kredi nedeniyle herhangi bir borçları bulunmadığını, takibe konu alacağın ipotek ile teminat altına alınmadığını, bu alacağa yönelik kefaletinin geçersiz olduğunu, taraflarına muacceliyet ihtarnamesi gönderilmediğini, aynı alacağın genel haciz yoluyla ilamsız takibe de konu edildiğini, takip talebi ile birlikte dayanak belgelerin icra müdürlüğüne ibraz edilmediğini, alacak kalemlerinin fahiş olduğunu, ihtarname tebliğ edilmediğinden faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek takibin ve icra emrinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı/alacaklı vekili cevap dilekçesinde; takibin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından dava dışı asıl kredi borçlusu Arma Grup … Ltd. Şti. ve şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki hakkında takip başlatıldığı, takibe dayanak ipoteğin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğu, konut kredisine özgülenmediği, ipotek resmi senedinin ve belgesinin UYAP sisteminde bulunduğu, şikayetçinin ipotek ve kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin iddiasının dar yetkili icra mahkemesinde değerlendirilemeyeceği, takibin, mükerrer olduğu iddia edilen takiple aynı borçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirli olmadığı, alacaklının bu yönde bir kabulünün de bulunmadığı, şikayetçiye çıkarılan muacceliyet ihtarı tebliğinin usulüne uygun olduğu, ancak asıl kredi borçlusu Arma Grup … Ltd. Şti.’ye çıkarılan hesap kat ihtarnamesinin usule uygun tebliğ edilmediği, bu nedenle asıl borçlu hakkında ilamlı takip yapılamayacağı, asıl borçlu ile ipotekli taşınmaz maliki arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunması nedeniyle şikayetçi hakkında da ilamlı takip yapılamayacağı, bu hususun mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı/ipotekli taşınmaz maliki vekili; şikayet nedenlerini tekrarla birlikte ihtarnamenin taraflarına usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/alacaklı vekili; şikayetçiye çıkarılan ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiğini, şikayetçi tarafından ihtarname tebliğin usulsüzlüğünün ileri sürülmediği gibi asıl borçluya çıkarılan ihtarname tebliğinin usulsüzlüğünün de ileri sürülmediğini, mahkemece talep aşılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf incelemesi sırasında nazara alınamayacağı, ipotek sözleşmesindeki tüketici aleyhine olduğu iddia olunan hükümlerin geçersizliğine ilişkin iddianın dar yetkili icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği, şikayetçinin asıl borçlu olmayıp ipotek veren durumunda olduğu, İİK’nın 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olduğu gibi bu maddeye dayalı şikayetin ilamsız takibe ilişkin yapılacak bir şikayetin konusunu oluşturabileceği ve bu şekilde yapılacak bir şikayet üzerine değerlendirilebileceği, taşınmaz üzerindeki ipoteğin sadece konut kredisine özgülenmediği, bankaya karşı her türlü sözleşmeden, kefaletten, doğmuş doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere limit ipoteği olarak tesis edildiği, takibin ipotek limiti dahilinde başlatıldığı, ipotek verenin şikayet dilekçesinde kendisine yapılan hesap kat ihtarının usulsüz tebliğ edildiği yönünde açık bir iddiasının bulunmadığı, istinaf aşamasında ileri sürülmesinin nazara alınamayacağı, bu nedenlerle şikayetçinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, diğer yandan İİK’nın 149 ve 150/ı maddelerine göre icra müdürlüğünce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatılabilmesi için resen incelenmesi zorunlu olan hususun, “tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti”nin ibrazı olduğu, icra müdürlüğünün ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini inceleme yetkisi bulunmadığı, bu hususun ancak ilgilisi tarafından ileri sürülmesi halinde icra mahkemesine yapılan şikayet üzerine incelenebileceği, dolayısıyla asıl borçluya hesap kat ihtarının ve ipotek verene muacceliyet ihtarnamesinin tebliğ edildiğine ilişkin noter tebliğ evrakının icra müdürlüğüne sunulmasının ilamlı takip başlatılması için yeterli olduğu, somut olayda da bu yöndeki takip şartının yerine getirildiği, asıl borçluya hesap kat ihtarının usulsüz tebliğ edildiği hususunun icra mahkemesince resen incelenemeyeceği, bu husustaki şikayet hakkının da ancak asıl borçluya ait olduğu, ipotek veren durumundaki şikayetçinin bu hususu ileri sürmesi halinde dahi mahkemece incelenmesi imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/ipotekli taşınmaz maliki vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/ipotekli taşınmaz maliki vekili; şikayet nedenlerini tekrarla birlikte şikayetçiye ihtarname gönderilmediği yönündeki iddianın çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususunu da kapsadığını, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin sadece istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğü yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, kaldı ki, mahkemece takip şartı olan ihtarname tebliğlerinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının resen araştırılması gerektiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipotekli taşınmaz malikinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ilamlı takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 45, 149 ve 150/ı. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 357. maddesi ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/ipotekli taşınmaz malikinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.