YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7805
KARAR NO : 2023/70
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi alacaklı dava dilekçesinde; borçlunun İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/760 Esas sayılı dosyasıyla imzaya ve borca itiraz ettiğini, teminat karşılığı takibin durdurulmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, borçlunun açtığı menfii tespit davasının reddedildiğini, menfii tespit davasının reddi kararının İcra Mahkemesinin takibin durudurulması kararını hükümsüz hale getirdiğini, icra dosyasına menfii tespit davasının reddi kararını sunarak borçlunun taşınmazları üzerine haciz konulmasını talep ettiğini, Müdürlüğün hukuka aykırı olarak talebi reddettiğini iddia ederek Müdürlüğün 16.03.2020 tarihli kararının iptal edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı borçlu vekili cevap dilekçesinde; alacaklının sahte senetle takip başlattığını, alacaklının ihtiyati haciz taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin imzaya itirazının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, takibin iptal edildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6753 Esas sayılı takip dosyasında yürütülen takipte, imzaya itiraz başvurusu üzerine İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/760 Esas sayılı dosyasında takibin durdurulmasına karar verildiği, daha sonra borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.08.2018 tarih, 2014/718 Esas ve 2018/422 sayılı kararı ile menfi tespit davasının reddine karar verildiği ve bu kararın karar düzeltme evresi sonucunda 29.01.2010 tarihinde kesinleştiği, İcra mahkemesince verilen kararların üç istisna dışında maddi anlamada kesin hüküm işlevine sahip olmadığı, bu bakımdan bu kararların daha sonra genel mahkemelerce verilecek bir kararla etki ve işlevini yitirebileceği gözetildiğinde, Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından menfi tespit davası sonucunda imzanın borçluya ait olduğu tespit edilerek verilen davanın reddi kararı ile icra mahkemesince verilen takibin durdurulmasına yönelik kararın hükümsüz kaldığı gerekçesiyle şikayetin kabulüne müdürlük kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı borçlu vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/760 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin iptaline karar verildiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/718 Esas sayılı mahkeme kararında alacaklı lehine hüküm bulunmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etti.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/760 Esas 2012/518 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile borçlu hakkında İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2010/6753 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin durdurulmasına 25.04.2012 tarihinde karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 07.01.2013 tarihinde kesinleştiği, borçlu tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde 16.09.2014 tarihinde açılan menfi tespit davasının ise İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/718 Esas 2018/422 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, bu kararın ise 29.01.2020 tarihinde kesinleştiği, icra mahkemesince verilen takibin durdurulmasına ilişkin kararın kesinleşmesi ile takibin iptal olacağı, yine kararın kesinleşmesinden sonra menfi tespit davasının açıldığı, kesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edilen icra takibinin iptal tarihinden sonra yeniden canlandırılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi alacaklı temyiz dilekçesinde; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/718 E. sayılı dosyasının kesinleşmesi ve söz konusu senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle menfi tespit davasının reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/760 E. sayılı imzaya itiraz dosyasında sınırlı bir inceleme ile haksız olarak takibin iptaline karar verildiğini, işbu kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceğini sadece şekli anlamda bir hüküm olduğunu, genel mahkemelerde görülen ve verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini iddia ederek kararın bozulmasını talep etti.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra memur muamelesine şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK 16.maddesi
3. Değerlendirme
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.