Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7896 E. 2023/217 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7896
KARAR NO : 2023/217
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/839 E., 2022/974 K.
DAVA TARİHİ : 28.06.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/226 E., 2022/101 K.

Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile iki ayrı icra takibinde, borçlunun imza itirazı üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın kabulüne, takibin borçlu yönünden durdurulmasına, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına karar verilmiştir.

Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, imzaya itirazın kabulü ile itiraz eden borçlu yönünden takiplerin durdurulmasına, takip alacaklısı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği bu bağlamda ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; Aksaray İcra Müdürlüğünün 2021/ 4428 Esas sayılı takibe konu dört adet bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını, alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada borçlu vekili dava dilekçesinde; Aksaray İcra Müdürlüğünün 2021/ 5859 Esas sayılı takibe konu bir adet bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını, alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu senetler üzerindeki imzaların davalı müvekkilin önünde bizzat davacı borçlu tarafından imzalandığını, davacı borçlunun senetleri imzalarken sol elini kullandığını, davacı borçlunun senetteki imzaları davalı müvekkilin önünde atmış olmasına rağmen kasıtlı olarak aleyhine yapılan takipleri sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak senetteki imzalara itiraz ettiğini, davacı borçlunun bir çok kişiye senet verdiğini ve daha sonra ödemediğini, senetlerin ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takiplerinde ya imzaya itiraz ettiğini ya da senedin zorla alındığına ilişkin olarak savcılığa şikayette bulunduğunu, bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun haksız olarak açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini, kötü niyetli olarak yapılan itiraz nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar dava konusu edilen icra takip dosyaları farklı ise de; takiplerin alacaklısının ve borçlusunun aynı olması, dava konularının imzaya itiraz olması, mahkemenin 2021/278 Esas sayılı dosyasında Aksaray İcra Dairesi’nin 2021/5859 Esas sayılı dosyasında takip danayağı senetteki imzaya itiraz edildiği, davacıya ait imzaların bulunduğu kurumların aynı olması, aynı incelemenin yapılacak olması aynı masrafların yapılacak olması bu hali ile taraflarının ve dava konularının birbiri ile bağlantılı olduğu, H.M.K’nın 166. maddesine göre bu bağlamda aralarında bağlantı bulunan mahkemenin 2021/278 esas sayılı dosyası yargılamalarının daha verimli, daha etkin, daha az giderle yürümesi için 2709 sayılı 1982 Anayasası’nın 141/4.maddesinde belirtilen “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” ilkesi de dikkate alınarak birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya iş bu dosyadan devam edilmiştir.
Bilirkişi tarafından imzanın borçluya ait olmadığı hususunda kesin kanaat bildirir rapor düzenlendiği, davalı alacaklı tarafından yeniden davacının imzalarının bulunduğu kurumlar bildirilerek delil toplanılması hususunda talepte bulunulmadığı yalnızca mevcut delillerle senet bedellerinin yüksek olması ve tek bir bilirkişi tarafından incelemesi talebine dayalı olarak rapora itiraz edildiği ancak tek bir bilirkişi tarafından rapor alınmasının yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil etmediği, gerekli teknik ve detaylarla ve incelenilen teknik aletlerin isimleri bildirilerek kesin kanaat bildirir bir rapor düzenlendiği anlaşıldığından itirazlarına itibar edilmediği, beş adet senedin ödeyecek bölümünde tersim olunmuş imzaların … elinden çıkmadığı şeklindeki kesin kanaat bildirir raporun düzenlendiği bu rapora itibar edilmiş ve somut olayda davacı borçlunun davaya konu edilen takip konusu senetlerde keşideci, davalı alacaklının da davaya konu edilen takip konusu senetlerde lehtar olduğu tespit edilmiş, bu durumda keşideci imzalarının borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğunun kabulü veya imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan kontrol etmeden bonoyu alması nedeniyle ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiğinden ve İ.İ.K’nın 170/5. maddesi gereğince takibe konu senet bedellerinin %20’si oranında ayrı ayrı tazminata ve yine takibe konu senet bedellerinin %10 oranında ayrı ayrı para cezasına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş,
Asıl dava olan 2021/226 Esas sayılı dosyası yönünden; imzaya itirazın kabulüne takibin … bakımından durduğuna, alacaklının senedi takibe koymada ağır kusuru bulunduğu belirlendiğinden ayrı ayrı asıl alacak miktarlarının %20 oranında tazminata ve %10 oranında para cezasına,
Birleşen dava olan 2021/278 Esas sayılı dosyası yönünden; imzaya itirazın kabulüne takibin … bakımından durduğuna, alacaklının senedi takibe koymada ağır kusuru bulunduğu belirlendiğinden asıl alacak miktarının %20 oranında tazminata ve %10 oranında para cezasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edecek nitelikte açıklayıcı ve yeterli olmadığını, davacı borçlunun davaya konu sıralı senetlerin tamamını davalı müvekkilin önünde attığını, buna rağmen senetlerdeki imzanın davacı borçluya ait çıkmamasının imkanının olmadığını, davaya konu senetleri icraya koymada davalı müvekkile atfedilecek bir kusur bulunmadığını, bu nedenle müvekkil aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Mahkemesine sunulan 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda, takiplere konu bonolarda atılı bulunan imzaların davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunun gerek imza incelemesine esas alınan belgelerin tarih ve sayısı gerekse de inceleme yöntemi bakımından hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, imzaya itirazın kabulü ile takiplerin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği, takiplerin dayanağı bonolarda lehdar, borçlunun ise keşideci olduğu alacaklı, borçlu ile doğrudan ilişki içinde olduğundan imzanın adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumda olup bonolardaki imzanın itiraz eden borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklının, imzaya itirazı kabul edilene karşı başlattığı takipte en azından ağır kusurlu olduğundan takip alacaklısı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile alacaklının istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki sebeplerin aynen tekrar edildiği görülmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, borçlunun takibe konu bonolardaki imzasına itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK 170 inci madde hükümleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.