Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7933 E. 2023/2680 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7933
KARAR NO : 2023/2680
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye elektronik olarak gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Mahkemece; ihalenin feshine yönelik şikayetin reddine, ihale bedellerinin %10’u oranında ayrı ayrı idari para cezasının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verildiği, bu hükme karşı şikayetçi şirket tarafından istinaf yoluna başvurulması neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesince; ihtarlı tebliğe rağmen istinaf harçları yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına hükmedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin de süre yönünden reddine karar verildiği, bu kez son kararın temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanması’na Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar.
Somut olayda; şikayetçi şirketin vekille temsil edildiği ve şikayet dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameye göre şikayetçinin Av. … ve Av. … tarafından ayrı ayrı temsile yetkili kılındığı, Bölge Adliye Mahkemesinin 25/10/2021 tarihli kararının şikayetçi şirketin adı geçen vekillerinden birine tebliğ edilmediği bu doğrultuda şikayetçiye Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin yok hükmünde olduğu, şikayetçi şirketin diğer vekili olan Av. … tarafından 09/05/2022 tarihinde yapılan temyiz başvurusunun yasal sürede olduğu anlaşıldığından, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 10/05/2022 tarih ve 2021/1799 Esas-2021/2434 Karar nolu temyiz talebinin süreden reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına oy birliği ile karar verildikten sonra 25/10/2021 tarihli kararın incelenmesine geçildi:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 344. maddesi gereğince istinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren mahkeme tarafından verilecek 1 haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir.
Bu açık ifadeden de anlaşılacağı üzere hakim tarafından “istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir. Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadan ve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı HMK.’nun 344. (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3.) maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır.
Bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.1968 gün ve 1968/9-483 E. – 476 K.; 01.10.1969 gün ve 1969/2-417 E.-719 K.; 19.02.1997 gün ve 1996/2-897 E.-1997/86 K.; 13.04.2005 gün ve 2005/12-237 E.-248 K.; 30.11.2005 gün ve 2005/5-634 E.-680 K.; 09.05.2007 gün ve 2007/12-178 E.-249 K.; 22.07.2009 gün ve 2009/18-348 E.- 398 K. sayılı ilamlarında açıkça vurgulanmış; daha sonra verilen kararlarda da kararlılıkla bu uygulama sürdürülmüştür. Nitekim, doktrinde de aynı görüş benimsenmiştir(Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Bası, Cilt 5, Sayfa 4587 vd.). (Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.2010 tarih ve 2010/19-86 E., 2010/330 K. sayılı kararı).
Somut olayda, istinaf eden şikayetçiye gönderilen muhtırada, istinaf harçlarının nereye ödeneceğine dair bir ibareye yer verilmediği bir başka deyişle istinaf harçlarının yatırılma merciinin gösterilmediği böylelikle gönderilen muhtıranın usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte de değildir.
Öyle ise, usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması da kabul edilemez. Dolayısıyla, bu tebligat (muhtıra) anılan Kanun hükmüne uygun olmadığından, gerekleri süresi içerisinde yerine getirilmemiş olsa dahi, buna dayanılarak istinaf eden vekilinin hükmü istinaf etmekten vazgeçmiş sayılmasına olanak yoktur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İkinci Dairesi tarafından verilen 14.10.2008 tarihli Mesutoğlu/Türkiye davasına ilişkin kararda; yargı mercilerinin usul kurallarını çok sıkı uygulaması ve dar yorumlaması nedeniyle kişilerin, uyuşmazlığın esasının incelenmesinden mahrum bırakılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (A.İ.H.S.) 6/1. maddesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. Bir iç hukuk kuralı haline gelen A.İ.H.S. ve buna dayanılarak verilen bu karar da göz önüne alındığında, hak kaybının önüne geçilecek şekilde değerlendirme yapılması olayın özelliğine daha uygun düşmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 22.07.2009 gün ve 2009/18-348 E.- 398 K. sayılı ilamı).
Açıklanan bu durum karşısında anılan (tebligat) muhtıra geçersiz olduğundan 6100 sayılı HMK.’nun 344. maddesinde, “başvurunun yapılmamış sayılmasının koşulu olarak düzenlenen halin” somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
O halde; Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun incelenmesi gerekirken, kesin süre içerisinde istinaf harçlarının yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 25/10/2021 tarihli, 2021/1789 E. – 2021/2434 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca resen BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
bozma sebebine göre temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.