Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8165 E. 2023/1520 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8165
KARAR NO : 2023/1520
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki icra memur işlemini şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne, … 7. İcra Müdürlüğünün 2008/17616 Esas sayılı dosyasında 14.09.2020 tarihli icra memur işleminin iptaline, icra dosyası kapsamında 14.09.2020 tarihi itibariyle bakiye borç miktarının 25.211,66 TL olduğunun tespitine, 28.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun karara eklenmesine karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; alacaklı … tarafından borçlu … aleyhine takibin dayanağı ve seçilen takip yolu belirtilmeksizin icra takibine geçilerek 8.000,00 TL alacağın %80 faiz ve diğer icra masrafları ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, takip talebini alan İcra Müdürlüğünce o zamanki örnek numarası 49 olan şimdiki örnek 7 ilamsız takiplerde ödeme emri düzenlen söz konusu icra takibinde borç için %80 oranında hesaplanan faiz oranının yanlış olup bu faiz oranının takip tarihinde geçerli olan ticari ve yasal faiz oranına denk gelmediğini, TBK’nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra anılan kanunun 120. maddesinde öngörülen sınırlamalar nazara alınarak faiz hesaplanmasının düzeltilmesine ve yeniden kapak hesabı yapılmasına ilişkin taleplerinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, dava konusu icra takibinde taraflar tacir olmayıp takip dayanağı belge de adi yazılı belge olduğundan takipten sonraki dönem için İcra Müdürlüğünce 3095 sayılı kanunun 1. maddesi gereğince dönem dönem değişen yasal faizlere göre hesap yapılması gerektiğini öne sürerek … 7. İcra Müdürlüğünün 2008/17616 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak bilirkişi raporu alınarak dosya borcunun tespiti ile fahiş hesaplanan dosya kapak hesabı işlemine itirazlarının reddine ilişkin 14.09.2020 tarihli işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; şikayetin süresinde yapılmadığını, davaya konu icra takibinin müteveffa borçlu …’in itirazına uğramadan kesinleştiğini, takipteki faiz oranının da açık ve net şekilde %80 olarak belirtildiğini, bu oranın itiraza uğramadan kesinleştiğini, huzurdaki davaya konu takibin 22.09.1999 tarihli olduğunu, takibin başlatıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununda faize ilişkin herhangi bir sınırlayıcı hüküm yer almadığını, davacının icra dosyasına sunmuş olduğu 30.05.2019 tarihli dilekçesi ile … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 4101 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın icra yoluyla satılmasına muvafakat ettiğin beyan ettiğini, bu yönüyle de davacının faiz oranına ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığının açık olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takibinin herhangi bir belgeye dayanmadığı ve herhangi bir belgeye dayanmayan alacak için takip tarihinden itibaren %80 faiz talep edildiği ve takibin itiraz edilmeden kesinleştiği, takip devam ederken 01.07.2012 tarihinde TBK yürürlüğe girdiği ve TBK 88 ve 120. maddelerinde uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı kuralı getirilmiş olduğu, buna göre takipte talep edilen faiz oranının takip tarihinde geçerli yasal veya ticari faiz oranına denk gelmemesi halinde TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar takipte kesinleşen faiz oranı üzerinden, bu tarihten itibaren ise TBK 120. maddedeki sınırlamalar dikkate alınarak faiz hesaplaması yapılması gerekmekte olduğu, mahkememizce alınan 28.12.2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama bu düzenlemeye uygun olarak yapıldığı ve bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesi ile rapor doğrultusunda 14.09.2020 tarihli icra müdürlüğü kararının iptaline ve 14.09.2020 tarihi itibariyle bakiye borç miktarının 25.211,66 TL olduğunun tespitine, şikayete ilişkin hükümlerde tazminat düzenlemesi bulunmadığından davacının tazminat talebi reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinin tekrarı ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7. maddesinde; “Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’inci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’inci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” şeklinde düzenleme getirilmiştir. İcra takibi de dava gibi düşünüleceğinden, 6098 sayılı TBK’nın anılan hükümlerinin henüz sonuçlanmamış icra takiplerinde de uygulanması gerektiği (HGK’nın 12.09.2012 tarih ve 2012/19-314 E. – 2012/557 K. sayılı kararı) TBK’nın 120. maddesi kapsamında hesaplama yapılmasına ilişkin talep ve bu talebe aykırı icra müdürlüğü kararları süresiz şikayete tabi olduğu, takip talebinde istenen faiz oranının türünün belirtilmesi ya da istenen faiz oranının o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmesi durumunda, o cins faiz oranının istendiğinin kabulü gerekeceğinden ödeme emrine yasal sürede itiraz edilmemiş olsa dahi faizin, istenen faiz türüne göre ve değişen oranlarda hesaplanması gerektiği, ancak, takipte talep edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen işleyecek faizin türünün gösterilmemesi ve oranının yasal ya da ticari faiz oranlarından birine denk gelmemesi halinde aynı sonuca varılamayacağı, alacağın ticari bir ilişkiden kaynaklanmadığı, takibin 1999 yılında başladığı ve yıllık %80 faiz istendiği, istenen faiz oranının o yıl için uygulanan yasal faize denk gelmediği takibin itiraz edilmeden kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlük tarihine kadar %80 faiz bu tarihten sonra ise TBK’nın 120. maddesi kapsamında o yıl için uygulanan yasal faizin yüzde yüz faizi alınarak hesaplama yapıldığı, sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibin kesinleşmesinden sonra, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda faiz uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 16. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 76, 88, 120. maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı/alacaklı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.