Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8285 E. 2022/14184 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8285
KARAR NO : 2022/14184
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı 3. kişi ve davalı alacaklı ve borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Davacı 3. kişi tarafından;
a- Asıl dosyada; İstanbul 30. İcra Müdürlüğü’nün 2012/273 Talimat sayılı dosyasından 11.09.2012 tarihinde haczedilerek 12.09.2012 tarihinde muhafaza altına alınan ve yine 13.09.2012 tarihinde haczedilerek muhafaza altına alınan menkul malların,
b- Birleşen 2012/1701 Esas sayılı dosyada; İstanbul 30. İcra Müdürlüğü’nün 2012/274 Talimat sayılı dosyasından 11.09.2012 tarihinde haczedilerek 12.09.2012 tarihinde muhafaza altına alınan ve yine 14.09.2012 tarihinde haczedilerek muhafaza altına alınan menkul malların,
c-Birleşen 2012/1106 Esas sayılı dosyasında; İstanbul 30. İcra Müdürlüğü’nün 2012/279 Talimat sayılı dosyasından 27.09.2012 tarihinde haczedilerek muhafaza altına alınan menkul malların kendilerinin taahhüdünde yürütülen … Projesine ait inşai faaliyete özel olarak sipariş verilip imal edildiğini, takip borçlusu … İnşaat…Şti’nin haczin yapıldığı tarihte sözkonusu projeye ait şantiyede herhangi bir görevinin bulunmadığını iddia ederek istihkak iddialarının kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece davacının istihkak davasının kabulüne, İstanbul 30. İcra Müdürlüğü’nün 2012/273 Talimat ve 2012/274 Talimat sayılı dosyada 11.09.2012 tarihli ve 2012/279 Talimat sayılı dosyada 27.09.2012 tarihli taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
A- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin c bendinde hükmün; “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” kapsaması gerektiği belirtilmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını
ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK’ nun 27. ve 297. maddeleri, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/6-18 Esas-2011/30 Karar sayılı, 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).
Yine, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür (Hukuk Genel Kurulu’ nun 18.10.2006 tarih ve 2006/11620 esas, 2006/659 karar sayılı kararı).
Somut olayda, mahkemenin ” haciz tarihi itibariyle yapılan iş ve ödeme miktarları da göz önünde bulundurularak mahcuzların mülkiyetinin davacı 3. kişiye geçip geçtiği anlaşıldığından davacının istihkak davasının kabulüne” şeklindeki, anlam bütünlüğü bulunmayan ve tek cümleden oluşan gerekçenin, yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği anlaşılmıştır.
B-6100 Sayılı HMK’nın 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması halinde birleştirilmeleri mümkündür. Davaların birleştirilmesi hâlinde, birleşen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini koruduklarından her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinde kuşku yoktur. Başka bir anlatımla, birleştirme kararı, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Öte yandan, HMK.’nun 297/2. maddesinde de, hükmün sonuç kısmında isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece bir bütün olarak davacının istihkak davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davanın esası hakkında asıl ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmadığı gibi, asıl ve birleşen dosyalarda farklı tarihlerde haczedilen menkuller yönünden de istihkak iddiasında bulunulduğu halde bunları da kapsayacak bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Yine, istihkak davasının konusu “menkul mallardan” oluşmasına rağmen hüküm yerinde “taşınmazlar üzerindeki” hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi de hatalıdır.
C-6100 Sayılı HMK’nun 332/1 maddesinde yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceği düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemece, yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmamıştır.
D-Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak tazminata, harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece başlangıçta peşin alınan 14.590,75 TL harç miktarı yeterli görülerek davanın esasına girilerek bir karar verilmiş olmasına göre bakiye harcın da ancak 43.772,25 TL olabileceği düşünüldüğünde; dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilerek daha fazla bakiye
harç alınması yönünde hüküm kurulmuş ise, davanın esasına girilmeden önce eksik harcın Harçlar Kanunu’ nun 30. maddesinde emredilen usul ile tamamlattırılması ve vekalet ücretine de ancak harçlandırılan bu dava değeri üzerinden hükmedilmesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmemesi de isabetsiz olup, kararın yukarıda açıklanan usuli eksiklikler nedeni ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :
Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre tarafların esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.