YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8313
KARAR NO : 2023/816
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kambiyo senedine dayalı takipte, ödeme emrinin usulsüzlüğü ve kambiyo vasfına yönelik şikayet sebebiyle ve senetteki imzaya itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve davacı borçlu şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacı borçlu şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 22.01.2015 düzenleme ve 20.12.2015 vade tarihli 195.000,00 TL bedelli bono yönünden davacı borçlu hakkında başlatılan icra takibinin iptaline, takip konusu diğer senetler yönünden açılan davanın reddine, yasal koşulları oluşmadığından davalı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki tarafça ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu şirket vekili dava dilekçesinde; takibe konu senetteki imzaların şirket yetkilisi …’a ait olmadığını, takibe dayanak senetlerden 20.12.2015 vade tarihli senedin lehtar hanesinin boş olduğunu ve kambiyo senedi vasfının olmadığını, ödeme emrinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ şartını taşımadığını belirterek takibin iptali ile davalı alacaklı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı şirket vekili cevap dilekçesinde; dayanak senetlerin tüm unsurlara haiz kambiyo vasfında olduklarını, tebligatın usulüne uygun olduğunu, davacının süresinde dava açması nedeni ile hukuki yararının olmadığını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda imzaların şirket yetkilisi olan …’ ın eli ürünü olmayıp tek bir kişinin elinden çıktığının belirtildiği, şirket yetkilisinin 09.08.2018 tarihli haciz zaptındaki beyanı ile bilirkişi raporunun birbirini doğruladığı, davacı şirket yetkilisinin, haciz mahallinde söz konusu senetten bilgisi olduğunu da belirtmesi karşısında davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Bilirkişi raporu ile imzanın şirket yetkilisi …’a ait olmadığının tespit edilmesine rağmen davanın reddinin hatalı olduğu, mahkemenin imzanın şirket yetkilisine ait olmasa da onun muvafakat verdiği kişiye ait olduğu şeklindeki değerlendirmesinin doğru olmadığı, ödeme emrinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliği ile ilgili itirazlarının değerlendirilmediği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği, eldeki davanın da yasal sürede açıldığının görüldüğü, takip dayanağı 22.01.2015 düzenleme tarihli, 20.12.2015 vade tarihli 195.000,00 TL bedelli bonoda lehtarın bulunmadığı, davacı borçlu şirket yetkilisi …’ın 09.08.2018 tarihli haciz tutanağındaki beyanından senetlerin şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından düzenlendiği ve imzalandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı borçlu şirket söz konusu senetlerden sorumlu olduğundan mahkemece 22.01.2015 düzenleme, 20.12.2015 vade tarihli ve 195.000,00 TL bedelli bono dışında kalan senetler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak asıl alacağın %20’si oranında teminatın icra veznesine yatırılması halinde icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmiş ise de icra müdürlüğünün cevabi yazısında söz konusu teminatın yatırılmadığının belirtildiği, bu durumda takip durmadığından davalı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı borçlu şirket vekilinin temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki itiraz sebeplerinin tekrar edildiği görülmüştür ve mahkeme kararının somut ve açık şekilde gerekçelendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2-Davalı alacaklı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde; lehtarın bulunmadığından bahisle iptaline karar verilen senette lehtar hanesinin dolu olduğu, davacı borçlu tarafın kötü niyetli olup alacaklı lehine tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı ilamsız takipte usulsüz tebligat şikayeti, kambiyo vasfı şikayeti ve imzaya itiraz ile tazminat talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, …
2. 2004 sayılı İİK md.68/a, md.168/4, md.170, md.170/3. fıkrası,
3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu md. 35,
4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 776, 776/1-e, md.777
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup her iki taraf vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dr. …’in Karşı Oy Yazısı:
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, şikayetçi borçlu şirket süresinde icra mahkemesine verdiği dilekçede takibe konu senetteki imzasının borçlu şirket yetkilisi …’a ait olmadığını diğer itiraz nedenleri ile ileri sürerek takibin iptali ve asıl alacağın %20’sinde aşağı olmamak üzere alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İcra mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporda imzanın borçlu şirket yetkilisi …’ye ait olmadığını belirtildiği görülmektedir.
Şikayetçi borçlu şirket yetkilisi …’ın 09.08.2018 tarihli haciz tutanağındaki beyanında borçlu şirket ile ilgili tüm işlerde yetkiyi …’e verdiğini, …’in kendisinin getirdiği senetlere imza attığını, senetteki imzanın da …’e ait olduğunu, konunun kendisinin bilgisi dahilinde olduğunu belirterek imzasının alındığı anlaşılmaktadır.
Borçlu şirket yetkilisi …’nin, …’e şirket adına bono imzalaması konusunda Noterden verdiği bir vekaletnameyi dosya arasında rastlanmamıştır. Borçlu şirket vekilinin istinaf ve temyiz dilekçelerinde, borçlu şirket temsilcisi …’ın 09.08.2018 tarihli haciz tutanağındaki beyanını kabul etmediği takibe konu senetteki imzanın borçlu şirket temsilcisine ait olmadığı için borçlu şirketi bağlamayacağı belirtilmiştir. Haciz tutanağındaki bu beyan mahkeme dışı ikrar niteliğinde olup bu takdiri delil dar yetkili icra mahkemesinde dikkate alınamaz. Borçlu şirket temsilcisi …’nin temsilci olarak hareket ettiği iddia edilen… senedi imzalamış ise TTK’nun 678. maddesi hükmüne göre yetkisiz temsilci sıfatı ile sorumlu olur.
O halde 22.01.2015 düzenleme 20.12.2015 vade tarihli 195.000 TL’lik bono dışındaki 6 adet bono yönünden borca itirazın kabulü yerine şikayetin reddi yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetsizdir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan, kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 13.02.2023