YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8473
KARAR NO : 2023/1658
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki borca itiraz nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, müvekkilinin takipten 24.05.2019 tarihinde haberdar olduğunu, müvekkilinin … adında bir komşusu olmadığı gibi tebliğ tarihinin de yazılmadığını, … yapımı için müvekkilinin de kefil olduğu sözleşme imzalandığını, sözleşme teminatı olarak 8 adet çek teslim edildiğini, anlaşmazlık durumunda tahkim yolunun kararlaştırıldığını, takip dayanağı çekin de teminat çeki olup ihtilafın tahkime tabi olduğunu, çekin davalıya verilmediğini, sözleşmenin tarafı olan şirketin avukatına verildiğini, güveni kötüye kullandıklarını, sözleşme konusu borcun ise tamamen ödendiğini, çekin usulsüz olarak tahsil edilmeye çalışıldığını, çek niteliğinde olmayan belge için ticari faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olduğunu, müvekkilinin çekin cirantası olduğunu, teminat kaydı olmadığından iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin TK’nın 21/1 maddesine göre usulsüz tebliğ edildiği, buna göre tebliğ tarihinin beyan edilen 24.05.2019 olarak kabul edildiği ve süresinde yapılan itirazın incelendiği, taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunmasının icra takibine engel teşkil etmediği, çek teslim belgesine göre teminat senedi olduğu anlaşılıyor ise de takip alacaklısının anılan sözleşmede yer almadığı, takip alacaklısının kötü niyetli olarak çeki aldığının da ispat edilemediği, borcun ödendiği iddiasının ise İİK’nın 169/a maddesi uyarınca kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine ve takip durdurulmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekilince; alacaklının iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olmadığını, açılan menfi tespit davasına verdiği cevapta şirketin çalışanı ve gelir ortağı olduğunu kabul ettiğini, menfi tespit davasının ise tahkim şartı nedeni ile reddedildiğini, alacaklının temel ilişkiyi bilerek çeki takibe koyduğunu, bu nedenle iyi niyetli olmadığını, mahkemece teminat çeki kabul edilmiş ise de alacaklının sözleşmenin tarafı olmaması nedeni ile davanın reddedildiğini, ancak alacaklının menfi tespitteki cevap dilekçesinden taraflar arasındaki temel ilişkiyi bildiğinin anlaşıldığını, çekin tahkime tabi olduğunu, mahkemenin gerekçesinde teminat çeki olduğunu kabul etmesinden sonra davayı reddetmesinin çelişkili olduğunu, asıl borcun tamamen ödendiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen kararın gerekçesinde tebliğ işleminin usulsüzlüğü sonucu itiraz süresinde kabul edilmiş ise de, hüküm fıkrasında tebliğ tarihinin düzeltilmesine yer verilmediği, ancak borçlu vekilince bu hususun açıkça istinaf nedeni olarak ileri sürülmemesi karşısında kararın kaldırılması nedeni yapılmadığı, takip dayanağı çekin borçlu tarafından hamiline düzenlendiği, alacaklının cirosu ile süresinde ibraz ediliği ve kambiyo vasfını haiz olduğunun anlaşıldığı, takip alacaklısına karşı teminat olgusu yazılı belge ile ispat edilemediği gibi alacaklı tarafından da kabul edilmediği, takip dayanağı çekte herhangi bir ibare bulunmadığı gibi sözleşmenin tarafı olmayan alacaklı yönünden çekin tahkime tabi olduğu ya da teminat olarak verildiğine dair istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, alacaklının menfi tespit davasındaki cevap dilekçesi içeriğinde takip konusu çekin kötü niyetle iktisap edildiği ya da teminat olarak verildiğini ispat edecek herhangi bir ibareye rastlanmadığı ve dilekçesinde … şirketi ile …’ün arasında … ilişkisinin bulunduğunu bu ilişki çerçevesinde çekin teslim edildiğini, … şirketinin borçludan alacaklı olduğu bilindiğinden çeki aldığını beyan etmiş olması kötü niyet ya da teminat olgusunu kanıtlamadığından buna ilişkin istinaf nedenlerine itibar edilemediği, ödeme dekontlarının asıl borç ilişkisi kapsamında delil olarak sunulduğu, takip dayanağı çeke istinaden yapıldığına dair İİK’nın 169/a maddesi uyarınca herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 169/a maddesi ,6102 sayılı TTK’nın 818/1-e ,687/1 maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.