YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8802
KARAR NO : 2023/1976
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki icra memur muamelesine ilişkin şikayet sebebiyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi alacaklı şikayet dilekçesinde; borçlular hakkında … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/491 E. 2016/570 K. sayılı ilamına dayanarak 66.467,94 Euro tazminat alacağı ve faizinin tahsili amacıyla başlattıkları Ör. 4-5 ilamlı takipte, davalı borçlunun faize ilişkin şikayeti üzerine … 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/425 E. sayılı dosyasında, tensiben “davacı (borçlu) tarafından icra dosyasına yapılan (yatırılan) faiz bedelinin dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi” yönünde tedbir kararı verildiğini, anılan tedbirin kararın kesinleştiği tarihe kadar geçerliliğini sürdürdüğünü, mahkeme kararının onama tarihi itibariyle kesinleştiğini ve tedbire konu miktarın bu tarih itibariyle taraflarına ödenebilir hale geldiğini, bu nedenle İcra Müdürlüğünün tedbirin mahkemenin karar tarihine kadar devam edeceğinin kabulü ile faizin bu tarihteki TL karşılığı esas alınarak dosya hesabı yapılması yönündeki kararının hatalı olduğunu ileri sürerek müdürlük kararının iptali ile kararın kesinleşme tarihi olan 17.11.2020 tarihindeki TL karşılığı esas alınarak dosya hesabı yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı borçlu cevap dilekçesinde; … 20. İcra Hukuk Mahkemesi ara kararı ile tedbir kararının uygulanma süresinin “dava sonuçlanıncaya kadar” olarak açıkça belirlendiğini, bunun HMK’nın 397/2. maddesindeki istisna niteliğinde olduğunu, tedbir kararının karar verilinceye kadar hüküm ifade ettiğini, mahkemenin 07.11.2019 tarihli nihai kararında tedbirin devamına dair bir hüküm bulunmadığını, bu karar tarihi itibariyle tedbirin ortadan kalktığını, alacaklının alacağına kavuşabileceği tarihin 07.11.2019 olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; … 20. İcra Hukuk Mahkemesince tensip tutanağı ile faiz alacağının alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına dair tedbir kararı verildiği, mahkemece 07.11.2019 tarihinde “icra emrinde talep edilen faizin 57.768,20 Euro’yu aşan kısmın iptaline” dair nihai karar verildiği, kararın aşamalardan geçerek kesinleştiği, icra mahkemesi kararlarının icrası için kesinleşmesine gerek olmadığı, Yargıtay kararlarında icra mahkemesince verilen tedbir kararlarının karar tarihi itibari ile son bulduğu, icra mahkemesince verilen nihai kararda, bu tedbir kararının (takibin geçici olarak durdurulmasına ilişkin kararın) kaldırılmasına ve takibin devamına şeklinde bir karar verilmesine gerek bulunmadığı görüşüne yer verildiği, hem icra mahkemesi kararlarının icrası için kesinleşmesine gerek olmadığı hem de icra mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarının HMK’nın 397/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve takip hukukuna ilişkin özel bir uygulama olduğunun vurgulandığı, icra mahkemesinin tedbir kararlarının nihai karara kadar devam edeceği, tedbirin devamına veya kaldırılmasına dair nihai kararda bir düzenleme olmasa dahi tedbirin nihai kararla birlikte kalkacağı, somut olay değerlendirildiğinde, 20. İcra Hukuk Mahkemesi ilamının karar tarihi olan 07.11.2019 tarihi itibariyle uygulanacağı ve bu tarih itibariyle tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı, bu kabule göre de İcra Müdürlüğünün şikayet konusu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi alacaklı istinaf dilekçesinde; mahkeme gerekçesinde belirtilen, tedbir kararlarının İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ortadan kalkacağına ilişkin uygulamanın sadece alacaklı lehine sonuçlanmış kararlar yönünden söz konusu olduğunu, somut olayda tedbir kararı verilen şikayetin borçlu lehine sonuçlandığını, icra emrinin kısmen de olsa iptaline karar verildiğini, bu nedenle anılan uygulamanın somut olaya uygun olmadığını, tedbir kararının mahkemece kaldırılmadığı müddetçe kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi alacaklının borçlular hakkında … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/491 E. 2016/570 K. sayılı ilamına dayanarak ilamlı icra takibi başlattığı, takip talebinde asıl alacağı yabancı para olarak (Euro) talep ettiği, bu haliyle seçimlik hakkını fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünde kullandığı, bu durumda alacaklıya, takipteki yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılarak ödenmesi gerektiği, davalı borçlunun faiz alacağının miktarına ilişkin şikayeti üzerine … 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/425 E. sayılı dosyasında tensip kararıyla icra dosyasına yatırılan faiz bedelinin dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, mahkemece 07.11.2019 tarihinde şikayetin kabulü ile talep edilen faizin 57.768,20 Euroyu aşan kısmın iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 17.11.2020 tarihinde kesinleştiği, dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki tedbir nedeniyle yargılama sırasında dosyaya yatırılan paranın alacaklıya yapılan bir ödeme sayılamayacağı, icra mahkemesince verilen tedbir kararlarının geçici hukuki himaye niteliğinde olduğu, HMK’da düzenlenen ihtiyati tedbir kararı niteliğinde olmadığı, dolayısıyla mahkemece verilen hüküm ile geçici hukuki himayenin kendiliğinden ortadan kalkacağı ve alacaklı tarafından bu karar tarihi itibariyle alacağın tahsil edilebilir hale geleceği, istinaf olunan kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi alacaklı temyiz dilekçesinde; tedbir kararlarının İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ortadan kalkacağına ilişkin uygulamanın sadece alacaklı lehine sonuçlanmış kararlar yönünden söz konusu olduğunu, somut olayda tedbir kararı verilen şikayetin borçlu lehine sonuçlandığını, icra emrinin kısmen de olsa iptaline karar verildiğini, bu nedenle anılan uygulamanın somut olaya uygun olmadığını, tedbir kararının mahkemece kaldırılmadığı müddetçe kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilamlı icra takibinde icra memur muamelesini şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 16 vd. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 397/2. maddesi ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.