YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8860
KARAR NO : 2023/1874
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki borca itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince borca itirazın reddine, İİK’nın 169/a maddesi gereğince tedbir kararı verildiğinden davacılar aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; takibe konu çekin takasa verildiğini, müşterek imza yerine tek imza ile keşide edildiği gerekçesi ile işlemsiz iade edilen çekin keşideciye 10.09.2020 tarihinde iade edildiğini, davacılar tarafından çek iade edilirken cirolar iptal edilmediğinden, keşideci tarafından 25.08.2020 olan keşide tarihinin 07.10.2020 tarihi olarak değiştirilerek kötü niyetli olarak davalı alacaklıya verildiğini, çekin keşide tarihi paraflandığı tarihte keşideci şirketin müşterek imza ile temsil edildiği iki imza ile paraflanması gerekirken tek imza ile paraflanmasının çekin kambiyo vasfında olmamasına sebep olduğunu davalının çeki bedelsiz olduğunu bilerek aldığını ileri sürerek, borca itirazın kabulüne, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacağı, geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de, ciro zincirini de koparmayacağı, imzaların istiklali ilkesi gereği kendi imzası nedeni ile hamil olan takip alacaklısına borcu ödediğini İİK’nın169/a maddesi kapsamında bir belge ile ispatlayamadığı gibi davalının keşideci ile hareket ettiğine, ağır kusuru bulunduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığından borca itirazın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalı alacaklı şirket yetkilisi Murat Kıran’ın cep telefonu kayıtları celbedildiği takdirde keşideci şirket yetkilisi ile anlaşarak, kötüniyetli hareket etiklerinin ortaya çıkacağı çekteki diğer cirantaların ticari ilişkileri bulunmamasına rağmen, göstermelik olarak, sırf alacaklının iyi niyetli hamil konumundan faydalanması için ciro zincirine dahil edildiklerini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi talebi ile istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK’nın 778/2-d maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesi gereğince, bir poliçenin poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları içermesi durumunda dahi, bu hususun diğer imzaların geçerliliğini etkilemeyeceği, senetteki her imzanın diğerlerinden bağımsız olarak sadece imza sahibini bağlayacağı, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince poliçeye atılı her geçerli imzanın imza sahibini bağladığı, geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulmalarının mümkün olmadığı, geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de, bu durumun ciro zincirinde kopukluğa neden olmadığı, çek metninden anlaşılamayan defilerin, çeki elinde bulunduran ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamayan davalı alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, davacıların ciro zinciri içinde imzalarının bulunduğu, cirolarını iptal etmedikleri, alacaklının keşideci ile işbirliği içinde olduğu yönündeki iddiaların yargılamayı gerektirdiği, dar yetkili icra mahkemesinde ciro zinciri içinde yer alan diğer cirantaların kendi aralarında ticari ilişkilerinin bulunmadığı yönündeki iddiaların ve cep telefonu kayıtlarının, ticari defterlerin incelenmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili: istinaf dilekçesini tekrarlamakla mahkeme kararının kaldırılması borca itirazın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibinde keşidecinin çift imza ile temsil edilmesine rağmen keşidecinin tek imzasının bulunduğu, keşide tarihindeki parafın da çift imza ile olması gerektiği, alacaklının alacaklı olmadığı, kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu bu sebeple davacıların sorumluluklarının olmayacağı iddiaları ile takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.İİK’nın 169/a maddesi, TTK’nın 778/2-d maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 677. maddesi
3. Değerlendirme
İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının mürafaalı olarak yapılmasına HUMK’nın 438. ve İİK’nın 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oy birliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.