Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8876 E. 2023/1859 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8876
KARAR NO : 2023/1859
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki icra memur işlemini şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğünün 19.06.2020, 09.11.2020 ve 24.11.2020 tarihinde yapmış olduğu dosya hesaplarının iptali ile hacizlerin kaldırılmasına hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı ve borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ
Şikayetçi borçlu, hakkında … 22. … Mahkemesinin 2016/1696 E.-2018/822 K. sayılı ilamına dayalı olarak ilamlı takip başlatıldığını, icra emrinin 14.05.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, dosya borcunun yaklaşık üç buçuk aylık faizini de kapsayacak şekilde icra dairesince hesaplanıp dosyaya 21.05.2018 tarihinde 100.175,00 TL nakit yatırılarak icra dairesinden mehil vesikası düzenlenmesinin talep edildiğini ve 90 gün mehil verildiğini, ancak bu süre içerisinde firmanın finansal politikasını değiştirerek icra dairesine ödemiş olduğu 100.175,00 TL’nın alacaklıya ödenmesi için Bölge Adliye Mahkemesinden alınan tehir-i icra kararının icra dosyasına sunulmayarak takibin durdurulmasına dair karar alınmadığını, dosyada takibin durdurulması kararı mevcut olmayıp, alacaklının 09.11.2020 tarihli talebinin ekinde tehir-i icra kararını icra dosyasına ibraz etmesinin hiçbir anlam taşımadığını, asıl olan borçluya icra dairesi tarafından verilen (mehil) süresi içerisinde borçlunun icra dosyasına karar harcı yatırılmış tehir-i icra kararını sunması ve takibin durdurulması kararı alması olduğunu, düzenlenen mehil vesikası ”dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne sevk tarihinden itibaren 90 gün” şeklinde olup mehil süresi sonunda takibe devam edilmesi ve kasadaki nakdin alacaklıya sevk tarihinden itibaren 90 gün geçmesi ile ödenmesi gerekirken 19.06.2020, 09.11.2020 ve 24.11.2020 tarihlerinde hesaplar yapılarak ve neticeden ödemesi gereken 30.949,51 TL bakiye borç çıkartıldığını ve hesaplarına haciz konulduğunu belirterek tüm hacizlerin kaldırılmasını, 19.06.2020, 09.11.2020 ve 24.11.2020 tarihli hesapların tüm sonuçları ile beraber ortadan kaldırılarak yapılacak hesap sonrası dosyanın infazen kapatılmasını, davalı tarafın kötü niyetli olarak tahsil yoluna gitmesi ve bankalarda toplam 123,215,48 TL blokeli kullanılamayan para olması sebebiyle bu tutarın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; borçlunun şikayetinde şirket politikasının nakit ödeme olarak değiştiğini belirterek bir taraftan yatırdığı teminatın tahsilat sayılması gerektiğini savunması, diğer taraftan Yargıtay nezdinde tehiri icra talebinde bulunmasının iyi niyet kuralına açıkça aykırı olduğunu, dosyada borçlu şirketin teminatın ödenmesine muvaffakatı olduğuna yönelik beyanının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor kapsamında davanın reddine hükmedilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf dilekçesinde, istinafa ve dava dosyasına konu icra müdür yardımcısının 24.11.2020 tarihli kararında dosyada bulunan nakdin ödenebilir hale geldiği tarihin 04.06.2020 tarihi olduğundan bahsedildiğini, ancak dosyada mevcut paranın alacaklıya ödenebilir hale geldiği tarihin dosyaya borçlu veya vekilince bir tehir-i icra kararının sunulmadığı ve mehil vesikasındaki mehil süresinin dolduğu tarih olduğunu, mehil vesikasının verildiği tarih 21.05.2018 olup bu mehilin içeriğine göre mehil süresinin takip dayanağı ilamın Bölge Adliye Mahkemesine sevk tarihinden itibaren 90 gün olduğunu ve bu süre içerisinde borçlu tarafından tehir-i icra kararı getirilerek icra dosyasına sunulmaması ve takibin durdurulması talebinde bulunulmaması halinde takibe devam edileceğini ve dosyada mevcut paranın alacaklıya ödenmesi gerekeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, dosya alacağının faizi ile birlikte hesaplandığı ve borçlu tarafından dosyaya 100.175,00 TL nakit yatırılarak icra dairesinden mehil vesikası düzenlenmesinin talep edildiğini, 21.05.2018 tarihinde borçluya tehiri icra kararı sunmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine sevk tarihinden itibaren 90 gün mehil verildiğini, borçlu tarafça tehiri icra kararı alınıp dosyaya sunulmadığını, alacaklının borçlu tarafından bu süre içinde tehiri icra kararının sunulmaması veya ek mehil talebinde bulunularak süre uzatılamaması halinde 90 günlük sürenin bitiminden itibaren teminatı paraya çevirip alacağını tahsil edebileceği, yani mehil süresi dolduktan sonra takibe devam edilerek dosyanın bu şekilde infaz edilmesi gerektiğini, buna rağmen alacaklının teminattan alacağını tahsil etmemesi kendi kusurundan kaynaklandığından 90 günlük sürenin bitiminden sonra faiz talebinde bulunmasının yerinde olmadığını (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 12.05.2003 tarih 2003/7836 esas 2003/10713 karar), bu durumda mahkemece şikayetin kabulüne, şikayet konusu dosya hesaplarının iptali ile hacizlerin kaldırılmasına ve yasada ilamların icrasında yapılan itiraz ve şikayetlerde tazminat öngörülmediğinden %20 tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığını belirterek borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğünün 19.06.2020, 09.11.2020 ve 24.11.2020 tarihinde yapmış olduğu dosya hesaplarının iptali ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde hem alacaklı hem de borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı temyiz dilekçesinde; kanunda borçlu tarafından tehiri icra kararı alabilmek için yatırılan teminatın belirlenen sürenin dolması sonucunda nakit olarak tahsilinin mümkün olduğuna dair yasal bir düzenleme olmadığını, Uyap kayıtlarında icra dosyasının durdurulmuş olarak göründüğünü ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.

Borçlu temyiz dilekçesinde; kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; bakiye borç muhtırasının iptali ile hacizlerin kaldırılması talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK md. 16,

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklının ve borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01.01.2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası’na, 01.01.2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası’na, 01.01.2022 tarihinden itibaren de yüz yedi bin doksan Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Temyiz, 123.215,48-TL’nin %20 si olan 24.643,09-TL’ye ilişkindir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE)

2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı tarafça temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.