Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8900 E. 2023/1819 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8900
KARAR NO : 2023/1819
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, borçluların takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu iddiası ile takibin iptali istemi üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince borca itirazın kabulüne, takibin iptaline, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İİK’nın 169/a-5. maddesi uyarınca davacı borçlu hakkında takibin durdurulmasına ve kabul gerekçesi esasa ilişkin bulunmadığından alacaklının tazminat ile sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi isabetsiz bulunarak HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, borca itirazın kabulü ile borçlular hakkında başlatılan icra takibinin İİK’nın 169/a-5 maddesi gereğince durdurulmasına, borçluların tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Duygu Dilek tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ
Borçlular itiraz dilekçesinde; alacaklı firma ile yapılan sözleşmeye göre takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiğini, bu sözleşme ve eki protokolden başka ticari veya hukuki ilişkilerinin olmadığını, sözleşme ve protokol bedelinin ödendiğini, ancak alacaklı firmanın teminat senedini iade etmediğini ileri sürerek takibin iptalini ve her bir borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; senet için bir ödeme yapılmadığını, senedin ödeme maksadı ile verildiğini, sözleşmedeki senet miktarının farklı olduğunu, senet üzerinde teminat olduğunun yazılı olmadığını, 16.08.2018 ve 29.11.2018 tarihli ihtarnamelere borçluların cevap vermediğini, takip dayanağı senet ile sözleşmedeki senedin birbirleri ile uyuşmadığını belirterek davanın reddi ile %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 20.02.2018 tarihli sözleşmenin ödeme şartları başlıklı 4. maddesinde “Gümrükte alınacak bedel karşılığı 253.750USD ‘lık 15.08.2018 tarihli teminat senedi alınmıştır. Malzemelerin gümrüğe gelmesine müteakip yapılacak ödeme sonrasında bu senet müşteriye iade edilecektir” hükmü bulunduğu, senet üzerinde teminat olarak verildiği yazılı olmamakla beraber, takip konusu senedin sözleşme tarihinde düzenlendiği, vade tarihinin sözleşmede belirtilen tarih olduğu, miktarın da aynı olduğu, sözleşmede senedin teminat olarak alındığının belirtildiği gerekçesi ile borca itirazın kabulüne, takibin iptaline, İİK’nın 170/a maddesinde tazminata hükmedilmesi gerektiği düzenlenmediğinden tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Alacaklı istinaf dilekçesinde; senedin teminat senedi olmadığını, ayrıca yerel mahkemece senette iki borçlu olduğunun göz önüne alınmadığını ve her iki borçlu için de iptal kararı verildiğini, gerekçeli kararda davanın kabulü ile 1.1360,00 TL ibaresi ile vekalet ücretine hükmedildiğini, anılan sayının yazımında hem virgül hem yazım hatası olduğunu, HMK’nın 304. maddesi gereği hükmün tashihinin gerektiğini, karşı tarafın yalnızca maktu vekalet ücretine hak kazanabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasının istemiştir.

2.Borçlular istinaf dilekçesinde; kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, her bir davacı için kötü niyet tazminatı ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe dayanak senedin taraflar arasında imzalanan 20.02.2018 tarihli sözleşme kapsamında verildiği hususunun alacaklı tarafça da kabul edildiği, sözleşmede takip konusu senedin düzenleme tarihi sözleşme tarihi olduğu gibi vade tarihi ve senet bedelinin de aynı olduğu, sözleşmede senedin teminat olarak alındığının belirtildiği, alacaklı tarafça da sözleşmenin ve senedin sözleşme kapsamında alındığının kabul edildiği, buna göre takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu, hükümde vekalet ücreti takdirinin maddi hata ile “1.360,00 TL” yerine “1.1360,00 TL” yazıldığının anlaşıldığı, borçlular vekili tarafından her ne kadar lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin nispi olması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “İcra ve İflas Müdürlükleri ile İcra Mahkemelerinde Ücret” başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında; icra mahkemesinde takip edilen dava ve duruşmalı işlerde maktu vekalet ücretine hükmedileceği öngörülmüş olup mahkemece takdir edilen vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olamayacağı, öte yandan İİK’nın 169/a-6.maddesinde borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği hükmünün düzenlendiği, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle itiraz kabul edildiğine ve kabul gerekçesi esasa ilişkin bulunmadığına göre alacaklının tazminat ile sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin yerinde görülmediği, ancak İİK’nın 169/a-5. maddesi uyarınca davacı borçlu hakkında takibin durdurulmasına ve alacaklı aleyhine tazminat talebinin yukarıda belirtilen gerekçe nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi isabetsiz ise de; anılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığı gerekçesi ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, borçluların borca itirazının kabulü ile haklarında başlatılan icra takibinin İİK’nın 169/a-5 maddesi gereğince durdurulmasına, borçluların tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçelerinde ileri sürülen hususlar tekrar edilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine dayanak senedin teminat senedi olduğu iddiası ile borca itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK 169, 169/a-5 inci madde hükümleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.