Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8934 E. 2023/2191 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8934
KARAR NO : 2023/2191
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki icraya konu ilamın bölünemeyeceği şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, şikayetin kısmen kabulü ile … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2021/2934 Esas sayılı dosyasında 17.05.2021 tarihli dosya hesabının iptaline, icra vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu ve alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu dilekçesinde; … 1. İdare Mahkemesinin 22.02.2021 tarih ve 2020/182 Esas, 2021/144 Karar sayılı kararına dayanılarak ilamlı takip yapıldığını, dayanak ilamda davacıların birlikte dava açıp aynı vekille temsil edildiğini ve toplamda 554.580,00 TL alacağın her bir idare yönünden bilirkişi raporunda belirtilen sorumlulukları oranında davacılara ödenmesine karar verildiğini, davada iki davalının bulunduğunu, sorumluluklarının farklı olması sebebiyle bilirkişi raporuna atıf yapıldığını, borçlu bakanlıktan talep edebilecekleri toplam miktarın 476.010,00 TL olduğunu, davacıların haklı bir neden yokken her biri yönünden ayrı ayrı takip başlatıldığını, aynı ilama dayanılarak birden fazla takip yapılamayacağını, bunun dışında 2942 sayılı kanunun geçici 6. maddesine göre maktu vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, dayanak ilamda da maktu vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek takibin iptali, kabul edilmemesi halinde icra vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı tarafından verilen cevap dilekçesinde; ilamdaki tarafların ve sorumluluklarının farklı olduğunu, vekalet ücreti bakımından ise nispi vekalet ücreti hesabının yasaya uygun olacağından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; aynı ilama dayalı olarak ayrı takipler yapılabileceği ve Kamulaştırma Kanunu Geçici 6 maddesi 13. Fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptali gerekçeleriyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı borçlu istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesini tekrarlayarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen karara karşı davacı borçlu tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde alacaklının ilamlı takibe başladığı, icra emrinin borçlu vekiline 16.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 17.05.2021 tarihli dosya hesabında icra vekalet ücretinin nispi olarak hesaplandığı davacı borçlu belediye başkanlığının 2942 sayılı Kanunun Geçici Madde 16 hükmü gereğince takibin durdurulması gerektiği iddiasının incelenmesinde; istinaf incelemesine konu mahkeme karar tarihinden sonra 19.06.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7327 sayılı kanunun 21. maddesi ile 2942 sayılı kanuna eklenen Geçici 16. maddeye göre; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulacağı, somut olayda takibe konu idare mahkemesi kararı davacıların taşınmazına kamulaştırmasız hukuken el atılması nedeniyle hükmedilen tazminata ilişkin olduğu ve el atma tarihinin 1956 yılı olduğundan 2942 sayılı Kanunun Geçici Madde 16 hükmünde belirtilen 1983 tarihi öncesi el atma söz konusu olduğundan anılan maddenin olayda uygulanma yerinin bulunmadığı, davacı borçlunun bir ilama dayalı birden fazla takip yapılamayacağı iddiasının incelenmesinde; yasalarda bir ilamla hüküm altına alınan haklarla ilgili olarak ayrı ayrı takip yapılabileceğine ilişkin hiç bir düzenleme mevcut olmadığı, dayanak ilamın hüküm kısmında her ne kadar davacıların hisseleri oranı ve davalı idarelerin sorumlu oldukları miktarlar ayrı ayrı gösterilmemiş ise de borçlu, şikayete konu takip alacaklısının hisse miktarının ve şikayetçi bakanlığın sorumluluğunun takipte istenenden farklı olduğunun ileri sürülmediği, ilamın eda hükmü içermekte olduğu, ilamlı takibe konu edilmesinin mümkün olduğu, davacılar arasında zorunlu dava ve takip arkadaşlığının bulunmadığı, hükmedilen miktar belirlenebilir olduğundan ayrı takip başlatılmasında kötü niyetin varlığının kabul edilmeyeceği, ayrı takip yapılabileceği, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda icra vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiği hususunda yapılan incelemede; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmakla uygulanırlığı kalmamış olup, 1983 yılından sonraki el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsili talepli dava ve takiplerde mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretlerinin maktu hesaplanması söz konusu olmayıp nispi olarak belirlenmesinin gerekeceği, 1983 yılından önce el atma halinde ise maktu hesaplanacağından somut olayda 1956 yılında ilk olarak taşınmaza el atılmış olup, kamulaştırmasız el atma tarihi 1983 yılı öncesi olduğuna göre icra vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerekeceğinden icra vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiğine yönelik şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin tümden reddinin isabetli görülmeyerek, borçlunun istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı borçlu dava dilekçesini tekrarlamış, davalı alacaklı ise vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanması gerekeceğinden bu bakımından davanın reddi gerekeceğini belirterek, istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bir ilama dayalı ayrı ayrı takip yapılamayacağı iddiasına dayalı takibin iptali ve 2942 sayılı kanunun geçici madde 6 hükmü gereğince icra vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiği iddiasına dayalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu 16. madde.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz eden davalı/alacaklıdan tahsiline, davacı/borçlu harçtan muaf olup harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.