Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8955 E. 2023/1994 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8955
KARAR NO : 2023/1994
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki takibin iptaline yönelik şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile takibin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmiştir.

Kararın şikayet edilen alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET
Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; dava dışı 3. kişi … ile satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile … ’nın daire inşa etmeyi ve inşa edilen dairenin mülkiyetini devretmeyi üstlendiğini, bunun karşılığında taraflarının satış bedelinin 400.000 Euro’sunu satıcı şirkete ödediğini bakiye miktar için şirkete her biri 23.361,00 USD tutarlı nama yazılı senetler verdiğini, … bu nama yazılı senetlerden birisi olan 18.12.2017 keşide tarihli senedin hukuka aykırı olarak alacaklıya ciro edildiğini, alacaklının nama yazılı senede konu borcun ödendiğini bildiği halde kötüniyetli hareket ederek takip başlattığını, senetlerin iptaline ilişkin açılan davanın derdest olduğunu, nama yazılı senetlerin ancak alacağın temliki sözleşmesi yolu ile devredilebileceğini, nama yazılı senetlerin hukuka aykırı şekilde ciro edildiğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Şikayet edilen alacaklı cevap dilekçesinde; takip konusu senedin nama yazılı senetlerden olmadığını, ciro ile temlik edilmesinin mümkün olduğunu, senetteki asıl alacağın temel ilişkiden bağımsız olduğunu, iyiniyetli 3. kişi olarak takip başlattıklarını, şikayetçinin lehtara karşı ileri sürebileceği defileri kendilerine karşı ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK’nın 776 ve 777. maddeleri kapsamında kambiyo senedinin nasıl düzenleneceğinin belirtildiği, bononun emre yazılı olması ve bono kelimesini içermesi gerektiği, itiraza tabi bono ayrıntılı incelendiğinde nama yazılı olarak düzenlendiği bu sebeple kambiyo vasfını haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, … … 13. İcra Müdürlüğünün 2021/14861 Esas sayılı dosyasıdan başlatılan takibin davacı yönünden iptaline, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin tesis ettiği kararın dayanak yaptığı emsal kararlar ile çelişkili olduğunu, mahkemenin kanunen emre yazılı senedi nama yazılı senet olarak nitelendirdiğini, takip konusu senedin kanunen emre yazılı senet olduğunu ve ciro edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu senedin nama yazılı düzenlendiği, bedelin malen alındığı kaydının bulunduğu, borçlunun keşideci, alacaklının lehtardan sonraki ciranta olduğu, bono, poliçe ve çekin kanun gereği emre düzenlenen senetler olduğu, bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmeyeceği ancak keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydının senedi nama yazılı hale getireceği, bu şekilde nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmayacağı, ancak alacağın temliki yolu ile devredilebileceği, bu yasağa rağmen yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı, takip dayanağı senet nama yazılı olarak düzenlendiği, buna rağmen lehtar tarafından kaşe basılıp imzalanmak suretiyle yapılan ciro beyaz ciro olup bu devir alacağın temliki niteliği taşımadığı, bununla birlikte şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırdığı söylenemiyorsa, artık senedi devralan kişi senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyecek ve kambiyo hukukuna ilişkin hiçbir hukuki imkandan özellikle İİK’nın 170/a-2 uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacağı, somut olayda, takip alacaklısının lehtar olmadığı, senedi beyaz ciro ile devraldığı, yetkili hamil olmadığı, ayrıca takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının da belirtilmediği, takip talebindeki ve ödeme emrindeki bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, mahkemece de, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulması gerektiği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet edilen alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı temyiz dilekçesinde; senet üzerinde ciro edilemeyeceği şeklinde bir kayıt ya da ciro edilemeyeceği anlamına gelecek bir işaret olmadığını, mahkemelerce bu sonuca nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, takip konusu bono incelenmeden hüküm kurulduğunu, senedin tüm zorunlu unsurları taşıyan kambiyo vasfına haiz bono olduğunu, davacı borçlu tarafından takibe konu senet ile ilgili açılan menfi tespit davasında mahkemece senedin emre muharrer senet olduğuna karar verilerek ret kararı verildiğini, senedin tahsil cirosu ile alındığını, yetkili hamil olduklarını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte takibin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK’nın 353, 359, 370 madde hükümleri.

3. Değerlendirme
Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesi değiştirilerek, farklı bir gerekçe oluşturularak istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK’nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin ilk derece mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde
“Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş,
Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.
HMK’nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır.
Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK’nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır.
Bu hüküm karşısında Bölge Adliye Mahkemelerinin düzelterek onama ya da sonucu doğru onama yetkisi yoktur.
Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararını gerekçesi yeterli bulunmadığından kaldırıp, uygun gerekçe ile yeniden esastan bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesini değiştirerek istinaf talebinin esastan reddine karar vermesi usul ve Yasa’ya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

… Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 26.05.2022 tarih ve 2022/730 E.- 2022/1683 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.