Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9198 E. 2023/2596 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9198
KARAR NO : 2023/2596
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul … 11. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki icra müdürlüğü işlemini şikayetten dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi 3. kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi 3. kişi vekili dilekçesinde; alacaklı tarafından borçlulardan …’ın müvekkil şirketin sermayesi içindeki hissesine haciz konulmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce 31.03.2009 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak hisseler üzerine haciz konulduğunun bildirildiğini, takyidat kaydının işlendiğini, müvekkilinin tasfiye sürecinde olduğundan takyidat kaydı nedeniyle tasfiye sürecini tamamlayamadığını, hacizden tesadüfen haberdar olmaları üzerine 22.10.2010 tarihinde satışın istenmemesi nedeniyle haczin kaldırılmasını talep ettiklerini, buradaki taleplerinin sadece İİK’nın 110. maddesine dayandığını, tebligatın usulsüz olduğunun ifade edilmediğini, müdürlükçe taleplerinin reddine karar verildiğini, güncel taleplerinde takip dosyası işlemler incelendiğinde haczin müvekkil şirkete bildirilmediği için usulsüz olduğunu, müdürlüğün 08.07.2019 tarihli kararının hatalı olduğunu belirterek İİK’nın 94. maddesine aykırı olarak kurulan ve takyidatı işlenen haksız hacizlerin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine dair icra memur işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek şikayetin kabulüne, hacizlerin kaldırılmasına ve hacizlerin kaldırıldığına dair İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; borçlu …’ın hisseleri üzerine usulüne uygun haciz konulduğunu, şirkete yapılan bildirimin haczin geçerliliği için aranan bir koşul olarak düzenlenmediğini, haczin şirkete tebliğ edilmediği kabul edilebilecek olsa dahi bildirimin haczin kurucu unsuru olmayıp, yalnızca bildirici niteliğinde olduğunu, davacının iddiasının yerinde olmadığını, davacının daha önce yapmış olduğu 22.10.2010 tarihli haczin kaldırılması talebinin dayanaktan yoksun olduğunu, davacının icra dosyasında taraf olarak yer almadığından haczin kaldırılması hususunda tasarruf yetkisi bulunmadığını belirterek şikayetin dava şartı yokluğunda esasa yönelik inceleme yapılması halinde de esastan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.10.2010 tarihinde hacizden haberdar olunduğundan şikayetin süresinde olmadığını, ayrıca şikayetin süresiz olduğu kabul edilse dahi şikayetçi şirketin takibin tarafı olmadığı, haczin kaldırılması yönünden şikayet yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup takibin tarafı olmayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi 3. kişi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek dava konusu kararın müdürlüğün 10.07.2019 tarihli kararı olduğunu, davanın süresi içinde açıldığını, kararın kaldı ki süresiz şikayete tabi olduğunu, mahkemece şikayetin takip borçlusuna tanınan bir hak olması sebebiyle reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, hukuki yararı bulunmak koşulu ile 3. kişilerin de şikayet hakkına sahip olduğunu, hisselerin çıplak pay niteliğinde olup, haczin İİK’nın 94. maddesi gereğince yapılması gerektiğini, ilgili 3. kişiye ihbar edilerek ve şirket pay defterine işlenmesi gerektiğini, haczin müvekkiline bildirilmediğini, müvekkil şirket hisseleri üzerine konulan haczin usulsüz ve kanuna aykırı olduğunu, uyuşmazlığın çıplak pay haczinin ne şekilde olacağı ve tebligatın haciz tesisi açısından kurucu unsur olup olmadığı noktasında birleştiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının yasaya aykırı kısmının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3. kişinin şirket hissesi üzerine ticaret sicil kaydına haciz şerhinin işlendiği, haciz şerhi sebebiyle tasfiye işlemlerine devam edemediğini beyan ettiğinden şikayetçinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, ayrıca müdürlük kararının 10.07.2019 tarihli olduğu, şikayetin 16.07.2019 tarihinde süresi içerisinde yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle gerekçelerinin yerinde olmadığını, anonim şirketlerde hisse haczi İİK’nın 94. maddesinde düzenlenmiş olup, ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak haciz yapılamayacağından ticaret sicile yapılan bildirim açıklayıcı mahiyette olduğundan, ortada geçerli bir haciz bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan gerekçelerle davanın reddi yerinde olmadığından mahkemenin gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b(2) maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi 3. kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesinin tekrar edildiği görülmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra müdürlüğü işlemini şikayete ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 16 ıncı ve 94 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.