Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9242 E. 2023/2037 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9242
KARAR NO : 2023/2037
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki icra dairesinin yetkisine, borca ve imzaya itiraz uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabulü kısmen reddine, borçluların yetkiye itirazlarının ayrı ayrı reddine, imzaya itirazlarının ayrı ayrı kabulü ile icra takibinin borçlular yönünden durdurulmasına, asıl alacağın (138.000,00-TL) % 20’si oranında tazminatın alacaklıdan alınarak borçlulara verilmesine, asıl alacağın (138.000,00-TL) % 10’u oranında para cezasının alacaklıdan alınarak hazineye irad kaydına karar verilmiştir.

Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ
Borçlu keşideci şirket ve avalist icra dairesinin yetkisine, borca ve imzaya itiraz ettiklerini ileri sürerek takibin durdurulmasını, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan araç kiralama sözleşmesinden doğan cari borç alacağı nedeniyle takibe konu çekin verildiğini, başka muhtelif çekler de verildiğini ve bu çeklerin itiraz edilmeyerek ödendiğini, borçluların imza itirazlarının soyut olduğunu, imza örneklerini içeren hiçbir maddi delil ortaya konulmadığını ileri sürerek itirazın reddi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu çekin keşide yeri … olup, … İcra Müdürlüğü’nün takip hususunda yetkili olduğu, imzaya itiraz yönünden ise, denetime açık, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna göre imzaların borçlu şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği gerekçesi ile borçluların yetkiye itirazlarının ayrı ayrı reddine, imzaya itirazlarının ayrı ayrı kabulü ile icra takibinin borçlular yönünden durdurulmasına, asıl alacağın % 20’si oranında tazminatın alacaklıdan alınarak borçlulara verilmesine, asıl alacağın % 10’u oranında para cezasının alacaklıdan alınarak hazineye irad kaydına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde;taraflar arasında bir ticari ilişkinin olduğunu, borçluların daha önce de muhtelif çekler verdiğini, borçlular tarafından kendisinin kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair bir delil sunulmayıp mahkemenin tazminat ve para cezasına ilişkin kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin davacının imza örneklerini alma imkanı varken yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis ettiğini ve yine dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndermeden karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından eldeki imza örnekleri ile kesin kanaate varılarak rapor hazırlandığı dikkate alındığında istiktab yoluna başvurulmasının zorunlu olmadığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, farklı icra dosyalarında takibe konu edilen çekler yönünden imza itirazında bulunulmamış olmasının imza incelemesinde borçlunun aleyhine sonuç doğurmayacağı ayrıca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin imza incelemesinde son mercii olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığı gibi (HGK.’nun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı), heyet tarafından rapor düzenlenmesinin de zorunlu olmadığı, takip dayanağı çekte alacaklı lehtar konumunda olduğundan borçlular ile doğrudan ilişki içinde olup, imzanın borçlulara ait olup olmadığını bilebilecek durumda olması sebebi ile en azından ağır kusurlu kabul edileceğinden, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, istinafa başvuranın sıfatına göre ve HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçeleri ile alacaklının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takibinde imzaya ve borca itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK md. 68/a., 170., HMK md. 211.,

3. Değerlendirme
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından alacaklının bu yöndeki isteğinin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlular hakkında bir adet çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlu şirket ve avalistin yasal beş günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurularında; takibe dayanak çekteki keşideci ve avalist imzalarının şirket yetkilisine ve avaliste ait olmadığını ileri sürerek hem keşideci imzasına hem de avalist imzasına itirazları üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2020 tarihli duruşma zaptının beş numaralı bendinde icra takibine dayanak çekin keşideci ve aval kısmındaki imzalara ilişkin imza incelemesi yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verildiği, hükme esas alınan 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda; çek aslındaki keşideci … Bilgisayar Sistemleri Ticaret A.Ş.’ne atfen atılı imzanın şahsın gerçek imzası model alınarak atılmaya çalışıldığı, şirket yetkilisi …’ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Ancak çekin ön yüzünde yer alan ” şahsi avalimdir” kısmı altındaki imzanın borçlulardan …’a ait olup olmadığı hususunun bilirkişi raporunda incelenmediğinin mahkemece de tespiti üzerine, 18.06.2020 tarihli duruşma zaptının bir numaralı bendinde; çekin ön yüzünde yer alan ” şahsi avalimdir” kısmı altındaki imzanın borçlulardan …’a ait olup olmadığı hususunda ek rapor tanzim edilmek üzere dosyanın aynı bilirkişiye tevdii yönünde ara karar kurulmasına rağmen 22.06.2020 tarihli ek raporda bilirkişi tarafından avalistin imzasının …’a ait olup olmadığı hususunun incelenmediği, mahkemenin ara kararı yanlış yorumlanmak suretiyle raporun “istek” başlığı altında çek aslındaki “şahsi avalimdir …” yazısının …’a ait olup olmadığının incelenmesinin istendiği belirtilerek yapılan yazı incelemesi sonucunda çek aslındaki “şahsi avalimdir …” yazısının …’a ait olmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, borçluların icra mahkemesine başvurularında; avalistin imzasına da itirazları bulunduğu halde takibe dayanak çekin ön yüzünde yer alan ” şahsi avalimdir” kısmı altındaki avalist imzasının borçlulardan …’a ait olup olmadığı hususunun hiç incelenmediği, bu haliyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmektedir.
O halde; ilk derece mahkemesince, çekin ön yüzünde yer alan ” şahsi avalimdir” kısmı altındaki imzanın borçlulardan …’a ait olup olmadığının tespiti için kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak avalistin imza itirazı hakkında eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve alacaklının istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1.Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2022 tarih ve 2021/3153 E. – 2022/1812 K. sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. … 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24.6.2021 tarih ve 2019/68 E. – 2021/462 K. sayılı kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.