YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9283
KARAR NO : 2023/2802
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki dosya hesabına yönelik şikayet üzerine İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile bakiye borç miktarının 118.741,14 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne kararın kaldırılmasına, şikayetin kısmen kabulü ile dosya borcunun toplam 196.335,51 TL olduğuna, fazlaya ilişkin talebin reddine, varsa 01/02/2017 tarihinden sonraki ödemelerin icra müdürlüğünce dosya hesabında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi borçlu; murisin ölümü üzerine yasal mirasçılara karşı yeni bir takibe geçildiğini, dosyanın yenilendiğini, dosyada faize faiz işletildiğini, mükerrer KDV tahsilatının talep edildiğini, asıl alacak tutarı olarak belirtilen fatura bedeli içerisinde tüketim bedeli, gecikme zammı ve KDV tutarının bulunduğunu, buna rağmen yine toplam bedel üzerinden gecikme zammı ve KDV’nin istendiğini, asıl tüketim bedeline ancak gecikme zammı uygulanabileceğini, takip öncesi ve sonrası %27 oranında reeskont faizi talep edildiğini, ancak murisin tüketici konumunda olması nedeniyle ticari faiz istenemeyeceğini, yasal faiz talep edilebileceğini, takip öncesi yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, takip sonrası faizin de tüketici olması nedeniyle yasal faiz olarak istenmesi gerektiğini, icra müdürlüğünce dosyaya yapılan ödemelerin mahsubundan sonra takipte istenilen faiz oranları dikkate alınarak hesaplamaların da hatalı yapıldığını, tahsil harcının takip çıkışı üzerinden alınması gerektiğini, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne borç miktarının yanlış bildirildiğini, icra dosyasında 21.03.2016 tarihinde yapılan dosya hesabında belirtilen kadar borçlu olmadığını, 31.12.2013 tarihi itibariyle takip dosyasına ödeme yapıldığını, ayrıca haricen yapılan ödemelerin de bulunduğunu, borcu kalmadığını belirterek borcu olup olmadığının tahsilat tarihine göre dosya hesabı yaptırılarak varsa borç miktarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı; ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal sürede asıl alacak ve fer’ilerine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini, borçlunun ileri sürdüğü hususların itirazın ya da menfi tespit davasının konusu olduğunu, icra müdürlüğünün takipte kesinleşen miktar ve oran üzerinden hesap yapması gerektiğini, borçlunun tarımsal sulama aboneliğine dayalı elektrik tükettiği ve tüketici kanunu kapsamında tüketici kabul edilmeyeceğini, taraflardan biri için ticari olan işin diğer taraf için de ticari sayılacağını, ticari reeskont faizi talebinde yasaya aykırılık bulunmadığını, takip öncesi ödeme varsa bunlar mahsup edilerek takibe başlandığını, asıl alacağa, taraflar arasında yapılan abonelik sözleşmesi ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24. maddesi gereğince fatura edilen bedellerine son ödeme tarihinden itibaren TEDAŞ tarafından belirlenen gecikme zammı işletildiğini, ayrıca gecikme zammı ile takipten sonra işleyecek faize KDV kanununun 24/c bendi gereğince KDV işletildiğini, takip sonrası işleyecek faizin matraha dahil olan faizin içinde bulunduğunu, borçlulara ait taşınmazın satışından şikayete konu alacaklı oldukları dosyaya 275.360,29 TL para kaldığını, takipte kesinleşen 273.891,63 TL üzerinden satış nedeniyle %11,38 oranında 29.799,40 TL tahsil harcı ve takibin başlangıcında alınan peşin harcın mahsup edildiğini, tahsil harcı hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını beyanla şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı tarafından takipte talep edilen KDV ve işlemiş faize itiraz edilmiş ise de bu alacaklar yönünden takip kesinleştiğinden bu iddialara yönelik hesaplama yapılmayan 18.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesi ile şikayetin kabulüne, takip çıkışının 273.891,63 TL, %9,10 tahsil harcının 31.168,87 TL, İcra vekalet ücretinin 22.383,50 TL, Toplam faiz miktarının 74.124,29 TL, ödemenin 289.545,15 TL, bakiye borç miktarının 118.741,14 TL olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı; bilirkişi raporunda TBK’nın 100. maddesi dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığı, her ödeme sonrası bakiye alacağın saptanması gerektiği, ayrıca takip tarihinden sonra işleyecek faize %18 oranında KDV eklenmesi gerektiği, yine icra memur muamelesini şikayete ilişkin başvuruda işlemin memur hatasından kaynaklandığı, alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığı hususları ile istinaf yasa yoluna başvurarak kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip talebinde istenilen avans faizi ve işleyecek faize %18 oranında KDV uygulanması hususu kesinleştiğinden dosya hesabının yapılmasında bu hususun dikkate alınması gerektiği, borçlu tüketici konumunda olduğundan ticari faiz istenemeyeceğini ileri sürmüş ise de yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında avans faizi üzerinden hesaplama yapıldığı halde söz konusu bilirkişi raporlarına bu bakımdan bir itirazda bulunmadığı gibi istinaf incelemesi de talep etmediği dolayısıyla alacaklı bakımından kazanılmış hak oluştuğu ve yasal sürede faiz türüne itiraz edilmediği de dikkate alındığında avans faizinin hesaplamalarda dikkate alınması gerektiği, mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda itirazsız kesinleştiği halde işleyecek faize KDV eklenmediği, bilirkişi raporunun bu hali ile hüküm kurmaya elverişli olmadığı, duruşma açılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda yapılan ödemelere ilişkin takipte kesinleşen miktar üzerinden tahsil harcı hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, mahkemece, karara esas alınan bilirkişi raporunda 13.06.2018 tarihine kadar yapılan ödemeler dikkate alınmış ise de dosya hesabının şikayet tarihi olan 01.02.2017 tarihine göre yapılması gerektiği, 01.02.2017 tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise icra müdürlüğünce dosya hesabında dikkate alınacağı, Dairece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun denetime, hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kısmen kabulü ile, 01.02.2017 şikayet tarihi itibariyle dosya borcunun 122.755,76 TL asıl alacak ile 73.579,75 TL işlemiş faiz ve faizin KDV’si olmak üzere toplam 196.335,51 TL olduğuna, fazlaya ilişkin talebin reddine, varsa 01/02/2017 tarihinden sonraki ödemelerin icra müdürlüğünce dosya hesabında dikkate alınmasına, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu; menfi tespit dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, yapılandırma işlemleri de gerçekleştirildiğini, takibe dayanak 9 adet faturanın asıllarının ve tüketim bilgilerinin bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, asıl alacak muhteviyatının yasal olmadığını, faize faiz işletildiğini, murise ait takip talebi incelendiğinde işlemiş reeskont faize ilişkin kdv talebi yok iken mirasçılardan talep edilmesinin ve hesap edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından, işlemiş faizlere KDV eklenerek hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gecikme zammı ve KDV’si eklenmiş olan fatura bedeline, yeniden gecikme zammı ekleyerek KDV’nin de mükerrer olarak talep edilmiş olacağını, faiz hesaplamasının hatalı olduğunu, takip öncesi ve sonrasında kuruma yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, kuruma yapılan doğrudan ödemeleri icra takip dosyasına beyan edilmediğinden borçtan mahsup edilemediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dosya hesabına yönelik şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 16., 62. maddeleri, TBK’nın 100. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.