YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9327
KARAR NO : 2023/2174
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamı ile asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalı borçludan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı alacaklı dava dilekçesinde; borçlu hakkında başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibinde, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu tarafından asıl borçlu hakkında takip başlatılmamasının zorunlu takip arkadaşlığına aykırı olduğu, ödeme emri ile birlikte dayanak belgelerin taraflarına gönderilmediği, borcunun bulunmadığı ileri sürülerek borca, faiz oran ve miktarı ile ferilerine itirazda bulunulduğunu, dayanak ipotek senedinin kesin borç ikrarı içerdiğini, İİK’nın 68. maddesinde yer alan belgelerden olduğunu, ödeme emri ile birlikte dayanak belgelerin de borçluya tebliğ edildiğini, ipotek veren ve asıl borçlunun aynı kişi olması nedeniyle borçlunun zorunlu takip arkadaşlığına yönelik itirazlarının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın kaldırılması ile borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı borçlu cevap dilekçesinde; itirazın icra mahkemesi kararı ile kaldırılabilmesi için alacağın dayandığı belgenin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermesi ve ipotek teminatının kapsamındaki borç ilişkisinden doğmasının gerektiğini, davacı alacaklı tarafından icra müdürlüğüne sadece ipotek resmi senedinin sunulduğunu, alacağın dayandığı belgenin sunulmadığını, takip dosyası ve dava dilekçesinde ipoteğin hangi alacağa dayalı olarak verildiğine ilişkin bir belge ve açıklamaya da yer verilmediğini, takibe konu ipoteğin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermediğini, asıl borçlu ile ipotek borçlusu arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmasına rağmen yalnızca ipotek borçlusu olan kendisi hakkında takip başlatılmasının hatalı olduğunu, takip öncesinde tarafına herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddi ile alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlu tarafından kendisine ait … ili, … İlçesi, … Mahallesi, 120 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerine davacı alacaklı lehine ipotek tesis edildiği, bu ipoteğe dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takibe başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından aynı tarihli dilekçe ile borca, işlemiş faize, faiz oranına, işleyecek faize, masraf ve tüm ferilere itirazda bulunulduğu, İcra Müdürlüğü tarafından 08/12/2020 tarihinde takibin durdurulduğu, alacaklı tarafından süresi içerisinde itirazın kaldırılması davası açıldığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takiplerde itiraza ilişkin olarak İİK’nın 150/a maddesi göndermesiyle uygulanması gereken İİK’nın 62-72. maddelerinde takibin dayanağı belgenin ödeme emrine eklenmesinin zorunlu olduğuna ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmadığı, davalı borçlu tarafından davacı alacaklı lehine tesis edilen ipoteğin ana para ipoteği niteliğinde olduğu, ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içerdiği, borçlu ile ipotek verenin aynı kişi olması nedeni ile İİK’nın 149/b maddesinde öngörülen zorunlu takip arkadaşlığına uyulmadığına ilişkin itirazların yerinde olmadığı, davacı alacaklının elindeki belgenin İİK’nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olduğu, davalı borçlu tarafından borçlu olunmadığının aynı nitelikte belgelerle ispat edilemediği, takip talebi ve ödeme emrinde işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı, işleyecek faizin yasal faiz olarak gösterildiği, bu talepte de yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının kaldırılmasına, takibin devamına, 175.000 TL asıl alacağın %20’si olan 35.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı borçlu istinaf dilekçesinde; itirazın icra mahkemesi kararı ile kaldırılabilmesi için alacağın dayandığı belgenin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermesi ve ipotek teminatının kapsamındaki borç ilişkisinden doğması gerektiğini, davacı alacaklı tarafından sadece ipotek resmi senedinin sunulduğunu, alacağın dayandığı belgenin sunulmadığını, takip dosyası ve dava dilekçesinde ipoteğin hangi alacağa dayalı olarak verildiğine ilişkin bir belge ve açıklamaya da yer verilmediğini, takibe konu ipoteğin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermediğini, alacaklı ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, borcunun olmadığını, ödeme emri ile birlikte dayanak belgenin taraflarına tebliğ edilmediğini, takip öncesinde tarafına ihtarname tebliğ edilmediğini, tazminat şartlarının oluşmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dayanağı ipoteğin davalı borçlu tarafından davacı alacaklı lehine 175.000 TL bedel için, 1. derecede, faizsiz ve fekki bildirilinceye kadar müddetle, borçlu adına kayıtlı taşınmazlar üzerine tesis edildiği, ipoteğin mevcut olan bir borç için tesis edilmekle kesin borç ipoteği (karz ipoteği) niteliğinde olduğu ve ilam niteliğini taşıdığı, ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içerse de, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapılmasında ve borçluya örnek 9 ödeme emri gönderilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı borçlunun itirazında ve yargılama sırasında borcu olmadığı veya borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, takibe dayanak ipotek akit tablosunda alacak miktarının 175.000 TL olarak belirtildiği, alacağın likit olduğu ve davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu dikkate alındığında İİK’nın 68. maddesi kapsamında davacı alacaklı lehine asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davalı borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı borçlu tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı borçlu temyiz dilekçesinde; itirazın icra mahkemesi kararı ile kaldırılabilmesi için alacağın dayandığı belgenin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermesi ve ipotek teminatının kapsamındaki borç ilişkisinden doğması gerektiğini, davacı alacaklı tarafından sadece ipotek resmi senedinin sunulduğunu, alacağın dayandığı belgenin sunulmadığını, takip dosyası ve dava dilekçesinde ipoteğin hangi alacağa dayalı olarak verildiğine ilişkin bir belge ve açıklamaya da yer verilmediğini, takibe konu ipoteğin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermediğini, alacaklı ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, borcunun olmadığını, ödeme emri ile birlikte dayanak belgenin taraflarına tebliğ edilmediğini, takip öncesinde tarafına ihtarname tebliğ edilmediğini, tazminat şartlarının oluşmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinde borçlu tarafından yapılan itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
Taşınmaz rehni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 850. maddesine göre taşınmaz rehninin ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde kurulabileceği, başka herhangi bir şekilde kurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere ipotek, taşınmaz rehninin bir türüdür ve bir borcun ödenmesinin taşınmazla teminat altına alınması hukuki ilişkisine dayanır. İpotek, taşınmaza taalluk eden haklardandır. Birden fazla taşınmazın bir alacağın teminine tahsis edilmesi mümkündür. Bu durum toplu rehin kurulması veya rehin yükünün paylaştırılması yoluyla sağlanabilir.
Uygulama ve öğretide yer alan tanımlamaya göre bir tek alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde her biri alacağın tamamına teminat (güvence) teşkil etmek üzere rehin yükü taşınmazlar arasında paylaşılmadan kurulan rehine toplu rehin (kollektif rehin-müşterek rehin, birlikte rehin=Gesaptpfand) denilmektedir. (…-… 1982- 1983, 2.bası sh.291 vd.)
Yasa metninde de açıkça ifade edildiği gibi bu rehin türü “üzerinde kurulmak istenen taşınmazlarının mülkiyetinin aynı kişiye ait olması” ya da “taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise, bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları” hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamaz.
Toplu rehinde amaç, tek bir alacağın tamamının, birden fazla taşınmaz ile teminata alınmış olup birden fazla taşınmaz üzerinde kurulu rehinler arasında hukuki bağlılık vardır ve bu bağ içerisinde alacaklının alacağın tahsil etmesi asıldır. Rehinli alacaklının teminatı ne denli fazla olursa olsun temelde alacağını ancak bir kere elde edebileceğinin de unutulmaması gerekir. Böylece rehinli taşnmazlardan birisinin paraya çevrilmesi halinde rehinli alacaklı alacağını tahsil etmişse artık diğer taşınmaz üzerindeki rehnin konusu kalmayacak ve sona erecektir. Kısacası alacaklı alacağının tutarını bir kez isteyebilir. Alacağı tümüyle karşılandığında bütün taşınmazlar hakkındaki rehin hakkının sona ermesi gerekir.
4721 Sayılı TMK’nın 873/3. maddesine göre “Aynı alacak için birden fazla gayrimenkul üzerinde rehin tesis edilmiş ise alacaklı bunların aynı zamanda satılmasını talep etmeye mecburdur. Bununla beraber icra memuru ancak gerektiği kadarını satar.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısı alacağı gününde ödenmemişse açıklanan yasa hükmü gereği üzerinde toplu (birlikte) rehin kurulmuş olan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmek zorundadır. Bu zorunluluk alacaklının istediği taşınmazı sattırarak keyfi davranmayı önlemeye yöneliktir. (HGK.27.11.2002. T, 12-823/1020 K.) Dolayısıyla tüm taşınmazlar için takibin birlikte başlatılması ve satışının da aynı anda talep edilmesi gerekmektedir. Bu husus kamu düzeninden ve takip şartı olup, mahkemece re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda; takibe dayanak ipotek senedinin incelenmesinde; 04/06/2020 tarih ve 23069 yevmiye numaralı ipotek resmi senedi ile … ili, … İlçesi, … Mahallesi, 120 ada, 4 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte … ili, … İlçesi, … Mahallesi, 102 ada, 626 parsel sayılı taşınmaz üzerine alacaklı lehine, 175.000 TL bedelle, fekki bildirilinceye kadar süreli olmak üzere kesin borç (karz) ipoteği tesis edildiği görülmektedir. Takip dosyası incelendiğinde ise anılan ipotek senedinde yer alan taşınmazların tamamı üzerinde toplu (birlikte) rehin konulmuş olmasına rağmen … ili, … İlçesi, … Mahallesi,102 ada, 626 parsel sayılı taşınmaz hakkında takip başlatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda anılan yasa maddeleri re’sen nazara alınarak, takibe konu taşınmazla birlikte toplu ipotek konusu tüm taşınmazlar hakkında takip yapılmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle itirazın kaldırılması yönünde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.