Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9382 E. 2023/1902 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9382
KARAR NO : 2023/1902
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki şikayet nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi 3. kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi 3. kişinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi 3. kişi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
3. kişi İcra Mahkemesine başvurusunda: öncelikle Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 30.11.2015 tarih ve 2015/780 Esas 2015/795 Karar sayılı kararı gerekçe gösterilerek ileri sürülen talebin İcra Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda 2014 yılında satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı… Sevindik’ten şikayete konu taşınmazları satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı, 16.06.2014 tarihinde tapuya şerh düşüldüğü, şerh edilen bu taşınmazlar üzerinde dava dışı… Sevindik’in borcu nedeniyle Yüreğir Vergi Dairesi tarafından 04.06.2015 tarihinde haciz uygulandığı, anılan haciz işleminin 3. kişinin satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmesinden sonra gerçekleştiği, satış vaadi sözleşmesi ile satın alınan taşınmazın 3. kişi adına tescili için … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/558 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği ve şikayete konu taşınmazların 3. kişi adına tescil ettirildiği, sonrasında Yüreğir Vergi Dairesine müzekkere yazılarak hacizlerin kaldırılması talep edildiği, Yüreğir Vergi Dairesince herhangi bir cevap verilmediği ve konulan haczin haksız ve hukuka aykırı olduğu şikayeti ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum cevap dilekçesinde; öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi, vergi borçlarının 6183 sayılı yasa uyarınca takip ve tahsil edilmekte olduğu, … ve işlemlerinin vergi daireleri aracılığıyla gerçekleştiği bu nedenle vergi usul kanununu uyarınca söz konusu işlemlerin vergi mahkemelerinde dava konusu edilmesi gerektiği, şikayetçinin aldığını iddia ettiği taşınmazların tescil işlemi sırasında Yüreğir Vergi Dairesi Müdürlüğünün haczinin var olduğu beyanı ile davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. Gerekçe ve Sonuç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlık benzeri başvurularda İcra Mahkemelerince yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilemeyeceğinin Uyuşmazlık Mahkemesi’ nin 2015/780 Esas – 2015/795 Karar sayılı kararı ile netliğe kavuşturulduğu ve satış vaadinden kaynaklı hacizlerin kaldırılması taleplerinin İcra Mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerektiği dolayısıyla eldeki şikayet bakımından görev yönünden red kararı verilmeyerek işin esasının incelenmesi ile davalı … tarafından söz konusu taşınmazların tapu kaydına 04.06.2015 tarihinde haciz şerhi işlendiği, haciz tarihinde anılan taşınmazların kayden eski malik … Sevindik adına kayıtlı olduğu, dolayısıyla kaydında taşınmaz satış vaadi şerhi bulunan taşınmazların malikin borcu nedeni ile davalı kurum tarafından haczedilmesinde usule aykırılık bulunmadığı, öte yandan şikayetçi 3. kişi tarafından sözleşmenin tapu kaydına şerh edildiği 17.06.2014 tarihi itibari ile 5 yıllık süre geçtikten sonra 22.07.2020 tarihinde tescil işlemi yapıldığından şahsi bir hak olan satış vaadi sözleşmesine dayalı anılan hakkın, tapuda malik gözüken kişinin borcu sebebiyle haciz koyan alacaklıya karşı hüküm ifade etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi 3. kişi tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Şikayetçi 3. kişi istinaf dilekçesinde; beş yıllık sürenin mahkemece hatalı yorumlandığı, sözleşmenin tapuya şerh edilmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde tapu iptali ve tescil davasının açılmış olduğu, kararın kesinleştirilmesinde 3. kişiye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, kanuni düzenlemenin bu kadar sığ yorumlanmaması gerektiği ve şikayet dilekçesindeki iddia ve vakıaların aynen tekrarı ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
C.1.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; taşınmazlardaki borçlu hissesinin tapu kaydına şikayetçi 3. kişi adına 17.06.2014 tarihli 19403 yevmiye no lu işlemle satış vaadi şerhi verildiği, bu şerhe dayalı tapu iptal ve tescil davasının 25.04.2018 tarihinde açıldığı, bu dava sonucunda; taşınmazın, lehine satış vaadi şerhi verilen davacı adına tesciline dair karar verildiği, kararın 02.07.2019 tarihinde kesinleştiği, tescil işlemlerinin ise 22.07.2020 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla şahsi bir hak olan satış vaadi sözleşmesine dayalı bu hakkın tapuda malik gözüken kişinin borcu sebebiyle haciz koyan alacaklıya karşı hüküm ifade etmeyeceği, davalı …’nin haciz işleminde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetçi 3. Kişinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi 3. kişi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi 3. kişi temyiz dilekçesinde; şikayet ve istinaf dilekçelerindeki iddialarının tekrarı ile mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulü neticesinde yeni malik yönünden taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması yönündeki şikayete ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nın 16. ve 82. maddeler ile 4721 sayılı TMK 1009. md, 2644 sayılı Tapu Kanunu 26. md., ve sair ilgili yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1-Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi 3. kişi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.