YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9452
KARAR NO : 2023/2319
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti ve borca itiraz nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tebliğ tarihi ve takipte istenen miktarın düzeltilmesine karar verilmiştir.
Kararın itiraz eden borçlu vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı itiraz eden borçlu ve davalı alacaklı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ
İtiraz eden borçlu vekili itiraz dilekçesinde, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, takip dayanağı bonolarda keşide yeri bulunmadığını, sonradan el yazısı ile eklenen Ankara’nın bu eksikliği gidermeyeceğini, alacağın yargılamayı gerektirdiğini,…. Grubu ile alacaklı arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında alacaklıya verildiğini, senetlerin lehine düzenlendiği diğer borçlu …….,Grubu … A.Ş.’nin iflas ettiğini, alacaklının alacağının tamamını iflas masasına da yazdırdığını, ayrıca bu dosyada kendilerinden istenmesinin mükerrer tahsilata sebebiyet vereceğini, borçlu…Grubu’na ödeme emri gönderilmemesinin de kötü niyetlerini gösterdiğini, borçluya protesto gönderilmediğini, borçlunun kefaletine ilişkin eşinin rızası da olmadığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde, alacaklının iyi niyetli 3. kişi olarak senetleri iktisap ettiğini, lehtara karşı ileri sürülebilecek defilerin alacaklı şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, bonoda aval veren keşideci gibi sorumlu olduğundan kendisine protesto gönderilmesi gerekmediğini, kefalet için eş rızası da gerekmediğini, senetlerin vasıflarında eksiklik bulunmadığını, faiz taleplerinde de fazlalık bulunmadığını belirterek itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emri tebliğinin tevziat saatlerinde adrese dönüp dönmeyeceğinin tevsik edilmediğinden usulsüz olduğu belirtilerek usulsüz tebligat şikayeti kabul edilerek ödeme emri tebliğ tarihinin 08.09.2020 olarak düzeltilmesine, senetlerde keşide yerinin Ankara olduğu, lehtar ve cirantaya karşı takip başlatılabilmesi için keşideciye süresinde protesto keşide edilmesinin zorunlu olduğu, avalist durumundaki borçlu için takip başlatılabilmesi için protesto çekilmesi zorunluluğu bulunmadığı, eşin rızasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle sair şikayetlerin reddi ile faize itiraz yönünden bilirkişi raporu doğrultusunda işlemiş faiz miktarlarının düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İtiraz eden borçlu vekilince; reddedilen talepleri yönünden itiraz dilekçesindeki iddialarını tekrarla mahkeme kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itiraz edenin aval veren olduğu, hakkında takip başlatılabilmesi için senedin protesto edilmesinin gerekmediği, keşideci durumundaki diğer borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi ve alacağın iflas masasına da kaydettirilmesinin avalist yönünden senetlere dayalı olarak takip başlatılmasına engel olmayacağı, kambiyo senetlerinde aval için eş rızası aranmayacağı, takip dayanağı senetlerde keşide yerinin Ankara olarak yazılı olduğu nedenle borçlu vekilinin bu yöndeki iddialarının yerinde görülmediği ancak borçlu tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 11.11.2010 tarihli sözleşme ile 05.03.2014 tarihli ek sözleşmenin incelenmesinde, devremülklerin…Grubuna toplu satışına ilişkin olduğu, sözleşmenin taraflarının alacaklı ile keşideci borçlu şirket olduğu, 11.11.2020 tarihli ilk sözleşmede keşideci borçlu şirket kaşesi üzerinde avalist durumundaki … imzasının da bulunduğu, 05.03.2014 tarihli ek sözleşmede ise açıkça sözleşme kapsamında verilen senetlerde …’nun da müteselsil kefil olacağının yazılı olduğu ve ayrıca imzasının da bulunduğu, sözleşme ile birlikte düzenlenen teslim tutanağında ve ek sözleşmede belirtilen senetlerden beşinin vade tarihleri ile miktarlarının takip dayanağı senetler ile uyumlu olduğu, senetlerin keşide tarihinin de ilk sözleşmenin düzenleme tarihi olduğu, bu durumda takip dayanağı senetlerin sözleşme kapsamında düzenlendiklerinin açık olduğu, sözleşme içeriği ile sözleşmedeki imzaya alacaklı tarafça karşı çıkılmadığı, söz konusu sözleşmenin taraflara karşılıklı edimler yüklediği tartışmasız olup, alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin yargılamayı gerektirdiği, mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle şikayetçi borçlu vekilinin istinaf talebinin esastan kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde itiraz eden borçlu ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İtiraz eden borçlu vekilince, tazminat talebinin reddine dair kısmın bozulması ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği iddiası ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
Alacaklı vekilince, takibe konu edilen senetlerin borç ikrarı içeren bono olduğu, borcun bulunmadığının İİK 68 md anlamında belge ile ispat edilemediği, alacak borç ilişkisi açısından bir karşı iddia var ise bunu ispat yükünün davacı da olduğu ispat yükü ters çevrilerek karar verilemeyeceği iddiası ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’ nın 169/a ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/borçlu, davalı/alacaklı vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.