Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9515 E. 2023/2798 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9515
KARAR NO : 2023/2798
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozova İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte usulsüz tebliğ şikayeti ile imzaya ve borca itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince açılan davanın kabulü ile alacaklı borçluya, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğden haberdar olunduğunu beyan edilen 27.11.2017 tarihi itibariyle tebligat yapılmış sayılmasına, ve davalı tarafından davacı aleyhine Bozova İcra Dairesinin 2017/471 Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin durdurulmasına, yasal koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı ve katılma yolu ile davacı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

I. DAVA
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; ödeme emrinin usulsüz olduğu, borca ve fer’ilerine itiraz ettikleri, Ticaret Sicil Gazetesi evrakından anlaşılacağı üzere borçlu şirketin yetkililerinin…ve … olduğu, belirtilen kişilerin 20 yıl süre ile yetkili kılınmış olduğu, başkaca bir yetkili bulunmadığı, anılan senet metninde bulunan imzanın borçlu şirket yetkililerine dolayısıyla borçlu tüzel kişiliğine ait olmadığı iddiaları ile usulsüz tebligat nedeniyle 27.11.2017 öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne, borca konu takibin iptaline, karşı taraf aleyhine İİK’nın 170. maddesi uyarınca %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği iddiasının kabul edilebilir olmadığı, tebliğ tarihinin yapılan tebliğ usulüne uygun olduğundan 02.11.2017 olarak kabul edilmesi gerektiği, borçlu şirketin sahibi…tarafından 31.10.2008 tarili Siverek Noterliğinin 11468 yevmiye nolu vekaletnamesi ile kardeşi olan …’nun ticari temsilci olarak atandığı ve 31.10.2008 tarihinde bu yana …’nun şirket adına her türlü işlemi yaptığı, anılan vekaletnamede …’na “TC hudutları dahilindeki bilimum kurum tam yetkiyle temsil etmeye, yapılması gereken bilimum işlemleri başından sonuna kadar takip ve neticelendirmeye, başkalarını da tevkil teşrik ve azle mezun olmak üzere bu hususlarda yapılması gerekli iş ve işlemleri yapmaya mezun olmak üzere ……., tc kimlik nolu …… oğlu-1982 doğumlu … vekil tayin edildi.” şeklinde olağanüstü işleri dahi yapmaya dair geniş yetki verilmiş olduğu, şirketin ticari temsilcisi olarak görevlendirildiği ve takibe ve itiraza konu 2.800,000,00 TL bedelli bonoyu da alacaklıdan borçlu şirket adına borç alan …………’nun imzaladığı, alacaklının 31.10.2008 tarih ve 11468 yevmiye nolu vekaletname gereği …’nun ticari temsilci olduğunu görmesi üzerine takibe konu parayı borçlu şirket adına ticari temsilci olan …’na verdiği, imza incelemesinin … üzerinden yapılması gerektiği, şikayete konu bonoyu keşide eden dava dışı …’nun yetkisinin 31.10.2008 tarih ve 11468 yevmiye nolu vekaletnameye istinaden ticari temsilci olduğundan iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunan alacaklının kusur atfedilmesinin uygun olmadığı ve borçlunun imzaya itirazın süresinden yapılmamış olması sebebiyle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. Gerekçe ve Sonuç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu 20.06.2017 tanzim, 20.08.2017 vade tarihli bonodaki imzanın …’na ait olduğu hususunda çekişme olmayıp tarafların kabulünde olduğu, öte yandan Türk Ticaret Sicil Gazetesinde ….. İnşaat Nakliyat San.ve Tic. Ltd.Şti.’yi temsil etmeye yetkili kişilerin…ile … olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamına göre …’nun borçlu şirketin temsilcisi olarak tayin edildiğine dair genel kurul kararı olmadığı gibi herhangi bir tescil işleminin de bulunmadığı, kaldı ki tarafların böyle bir iddialarının da olmadığı, bu cümleden olarak takibe konu kambiyo senedinde imzası bulunan …’nun borçlu şirketin ticari temsilcisi sayılamayacağı kanaatine varıldığı, şirket tarafından …’na verilen vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilmediği anlaşılmakla vekil tarafından düzenlenen bonodan dolayı muteriz borçlunun sorumlu olmayacağı gerekçesiyle borçlunun itirazının kabulü ile İİK 169/a gereğince itirazın durdurulmasına, davalı alacaklının takibe konu bonoda yer alan imzanın şirket tarafından bir kısım işlemlerde temsil edilmek üzere verilen vekaletnameye istinaden yapıldığı savunması dikkate alındığında davalı alacaklının ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu söylenemeyeceği ve İİK’nın 170/3-5 maddesi uyarınca davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı ve katılma yolu ile davacı borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; mahkemece açılan davada menfi tespit davası gibi geniş anlamda yargılamaya devam edilmesinin usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, davacı tarafın imzaya itiraz talebinden vazgeçtiği, açılan davanın esasının ise imzaya itiraz olduğu, dolayısı ile mahkemenin davanın reddine karar vermesi gerekirken icra tetkik mercilerinin dar anlamda yargılama yetkisine sahip olduğu gözetilmeden geniş anlamda yargılamaya devam edilmesi ve hüküm tesis edilmiş olmasının hatalı olduğu, imzaya itiraz iddiasının davalı taraf olarak muvafakatları olmamasına rağmen değiştirilip genişlettiği fakat mahkemece bu husus dikkate alınmadığı, ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğu yönündeki kararın kabul edilebilir olmadığı ve sair aynı iddiaları ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı borçlunun katılma yoluyla, istinafa başvuru dilekçesinde;
Kötüniyetli alacaklı hakkında %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
C.1.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda …’nun borçlu şirketin temsilcisi olarak tayin edildiğine dair genel kurul kararı olmadığı gibi herhangi bir tescil işleminin de bulunmadığı kaldı ki tarafların böyle bir iddialarının da olmadığı, takibe konu kambiyo senedinde imzası bulunan …’nun borçlu şirketin ticari temsilcisi sayılamayacağı, şirket tarafından …’na verilen vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilmediği anlaşılmakla vekil tarafından düzenlenen bonodan dolayı muteriz borçlunun sorumlu olmayacağı, istinaf dilekçesindeki iddia edilenin aksine, davanın imzaya itirazın yanında borca da itiraz olduğu, mahkemece bonoyu tanzim eden …’nun ticari mümessil/ticari vekil olup olmadığının araştırılmasının basit yargılama usulüne aykırı olmadığı, davacı (borçlu) vekilinin takibe konu bonodaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek imzaya itiraz etmesi karşısında, davacı tarafın vekaletnamesinde yetkisi olmadığı halde bono düzenlemesi iddiasını ileri sürmesinin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, alacaklı borçluya, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğden haberdar olunduğunu beyan edilen 27.11.2017 tarihi itibariyle tebligat yapılmış sayılmasına, davalı tarafından davacı aleyhine Bozova İcra Dairesinin 2017/471 Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin durdurulmasına dair ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı görülmekle, davalı alacaklının takibe konu bonoda yer alan imzanın şirket tarafından bir kısım işlemlerde temsil edilmek üzere verilen vekaletnameye istinaden yapıldığı savunması dikkate alındığında davalı alacaklının ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu söylenemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı; istinaf dilekçesindeki beyanlarının tekrarı ile ayrıca, mahkemece açılan davada menfi tespit davası gibi geniş anlamda yargılamaya devam edilmesinin usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, davacı tarafın imzaya itiraz talebinden vazgeçtiği, açılan davanın esasının ise imzaya itiraz olduğu, dolayısı ile mahkemenin davanın reddine karar vermesi gerekirken icra tetkik mercilerinin dar anlamda yargılama yetkisine sahip olduğu gözetilmeden geniş anlamda yargılamaya devam edilmesi ve hüküm tesis edilmiş olmasının hatalı olduğu, davacı tarafın imzaya itiraz iddiasını davalı taraf olarak muvafakatları olmamasına rağmen değiştirip ve genişlettiği, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı ve davacının yeni iddiası üzerinden yargılamaya devam edilerek hukuka ve usule aykırı bir hüküm tesis edildiği, ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğu yönündeki kararın kabul edilebilir olmadığı, bu yönüyle verilen kararın kaldırılması gerektiği, davacı tarafın usulsüz tebliğ yönündeki itirazının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu ve beyanında bulunarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte usulsüz tebliğ şikayeti ile imzaya ve borca itiraz ile takibin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nın 168 maddesi, İİK’nın 169 maddesi, İİK’nın 170 maddesi, İİK’nın 68. maddesi ve sair ilgili yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.