Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9594 E. 2023/2307 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9594
KARAR NO : 2023/2307
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi

İcra memur muamelesine şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi vekili dava dilekçesinde: iflas idaresinin müflis şirketi temsile istediğini vekil olarak atayabileceğini, iflas idaresi olarak 05.04.2017 tarihinde Av. …’nu masa vekili olarak atadıklarını, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/452 Esas sayılı kararının ifa kabiliyeti olmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu, kesin olduğundan bahisle Yüksek Mahkeme denetiminden geçmemiş bir karar olduğunu, Av. …’nun masa vekili olarak tespitini, bu konuda iflas müdürünün uyarılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Şikayet hasımsız olarak dosya üzeri incelenerek karara bağlandı.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14.12.2017 tarih, 2017/452 Esas ve 2017/670 Karar sayılı ilamının 1. Fıkrasında; “…’nün 2016/26 iflas sayılı dosyasında 28.07.2017 tarihli ikinci alacaklılar toplantısında alınan kararlar nedeni ile; müflis şirketin iflas idare memurlarına aylık ücret ödenmesine ve müflis şirketin taraf olduğu davalarda Av. …’nun vekil tayin edilmesi ve kendisine aylık ücret ödenmesine ilişkin karar bölümünün iptaline,” karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararlarının kesinleşmesi koşuluyla sonraki şikayet yönünden birbirine karşı kesin hüküm teşkil edeceği, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14.12.2017 tarih, 2017/452 Esas ve 2017/670 Karar sayılı ilamında …’nün 2016/26 İflas sayılı dosyasında 28.07.2017 tarihli ikinci alacaklılar toplantısında alınan müflis şirketin taraf olduğu davalarda Av. …’nun vekil tayin edilmesine ilişkin karar bölümünün iptaline karar verildiğinden bu hükmün takip hukuku anlamında kesin hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili istinaf dilekçesinde: İcra Hukuk Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/317 E ve Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/27 E karar sayılı kararları ile …’nun masa vekili olduğuna hükmedildiğini, genel mahkeme kararlarının kesinleştiğini, masa vekili olmadığı nedeniyle iflas dosyasındaki tüm taleplerinin reddedildiğini, tasfiye sürecinin bu nedenle ilerleyemediğini iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 6.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/452 Esas 2017/670 Karar sayılı dosyasında, iflas idare memurluğunca müflis şirkete ilişkin davalarda vekil olarak atanmış olan Av. …’nun müflis Karkim Şirketinden daha önceki alacakları nedeni ile iflas masasına alacaklı kaydıyla müracaat ettiği, alacak kayıtlarının kabul edildiği, bu kez yine iflas idare memurluğunca müflis şirketin taraf olduğu davalar nezdinde, müflis şirket adına vekil tayin edildiği ve kendisine aylık 8.000,00 TL net ücret ödenmesine ilişkin karar verildiği, bu husus sözkonusu kişinin müflis şirketten hem alacaklı konumunda olması ve aynı zamanda daha sonra müflis şirketle ilgili davalarda vekil olarak atanmış olmasının yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesi ile “…Müflis şirketin iflas idare memurlarına aylık ücret ödenmesine ve müflis şirketin taraf olduğu davalarda Av. …’nun vekil tayin edilmesi ve kendisine aylık ücret ödenmesine ilişkin karar bölümünün iptaline…” karar verildiği, kararın iflas idare memurlarınca istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi’nin 14/12/2019 tarihli 2019/342 Esas 2019/323 Karar sayılı ilamı ile incelenmesi istenilen kararın istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararlardan olmadığı, kesin nitelikte bulunduğundan istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verildiği ve kesinleştiği, eldeki davanın iflas idare memurlarınca atanan vekilin vekillik durumunun tespitine ilişkin olduğu, temeldeki uyuşmazlığın aynı olduğu, bu durumda icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmasa bile birbirlerine karşı bağlayıcı olacağı, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/452 Esas 2017/670 Karar sayılı kararının kesinleşmiş olduğu dikkate alındığında mahkemece kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; İcra Mahkemesinin dar yetkili olduğunu, aynı konuda hem icra mahkemesinin hem de genel mahkemenin kesinleşmiş kararları varsa genel mahkeme kararının bağlayıcı olacağını, Avukat …’nun 2. alacaklılar toplantısında değil, 05.04.2017 tarihli iflas idaresi kararı ile vekil olarak atandığını, 05.04.2017 tarihli kararın iptaline yönelik bir mahkeme kararı olmadığını iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iflas müdürlüğü işlemini şikayete ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 16, İİK 219 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, davacı/şikayetçi iddia ve savunmasına, dayandığı belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.