YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9613
KARAR NO : 2023/2306
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Düzelterek ortadan kaldırma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki bonoya dayalı kambiyo takibinde, takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımı itirazı nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe değiştirildiği için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince ilamın düzeltilerek ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu vekili dava dilekçesinde: Alacaklı tarafından, müvekkili ve diğer borçlular hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takip kesinleştikten sonra alacaklının haciz talebinde bulunduğunu, diğer borçlular adına kayıtlı menkul ve gayrımenkul mallara haciz konulmuş ise de müvekkili adına kayıtlı malvarlığı bulunmadığından haciz işlemi yapılamadığını, alacaklının 26.08.2016 tarihli sorgu ve haciz talebinden 10.08.2020 tarihli yenileme talebine kadar borçlu müvekkili ile ilgili zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapmadığını, icra müdürlüğü tarafından takipsizlik nedeni ile İİK.’nın 78/2. maddesi uyarınca 15.11.2019 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığını, kanunda düzenlenen üç yıllık zamanaşımını kesen herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını iddia ederek İİK’nın 71/son maddesi göndermesiyle aynı Kanunun 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; 18.11.2013 vade tarihli senetler için 28.11.2013 tarihinde takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine dosyadan sorgu, haciz başta olmak üzere birçok işlem gerçekleştirildiğini, 25.04.2014, 22.10.2014, 16.01.2015, 12.04.2016, 26.08.2016, 21.12.2016 tarihli dilekçeler ile hacizli taşınmazların ve araçların satışının talep edildiğini dosyaya defalarca satış avansı depo edildiğini, dosyada satış talepleri ve satış avansları mevcut olduğundan hacizlerin canlı olduğunu takibe konu senetler için zamanaşımı süresinin kesildiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı tarafından borçlular aleyhine 3 adet bonoya dayalı kambiyo takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacı borçluya 02.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, davaya konu olayda takip dayanağı senetlerin tanzim tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 661, 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerektiği, somut olayda davacı borçlu keşideci lehine aval veren olduğundan TTK’nın 661. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin vadeden itibaren 3 yıl olduğu, icra dosyasının incelenmesinde dosyanın takip sonrası zaman aşımına uğramadığı, takibin devamına yönelik zaman aşımını kesen haciz taleplerinde ve icra takip işlemlerinde alacaklı tarafın bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu vekili istinaf dilekçesinde: TTK’nun 663. maddesi uyarınca zamanaşımını kesen işlem hangi borçlu hakkında yapılmışsa ancak ona karşı hüküm ifade edeceğini, alacaklı tarafın yaptığı her işlemin zamanaşımını kesen icra takip işlemi olmadığını, en son icra müdürlüğüne gönderilen 26.08.2016 tarihli sorgu ve haciz talebinden 10.08.2020 tarihli yenileme talebine kadar borçlu müvekkili ile ilgili zamanaşımını kesen herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını, İcra Müdürlüğü tarafından da takipsizlik nedeni ile İ.İ.K.’nın 78/2. maddesi uyarınca 15.11.2019 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip işleminin icra takip işlemi olabilmesi için icra organı tarafından borçluya karşı yapılması gerektiği, icra organının alacaklıya, üçüncü kişiye ya da kendi iç işleyişine yönelik işlemleri bu kapsamda olmadığı, icra takip işleminin alacaklının alacağına kavuşmasını sağlayan ve cebri icranın ilerlemesini sağlayan işlemler olduğu, icra dosyasından borçluların malvarlığı sorgusunun yapılması talebinin zamanaşımını kesen işlemlerden olduğu, icra dosyasının incelenmesinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, borçluya ödeme emrinin 02.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, takipte 27.11.2013, 25.04.2014, 22.10.2014, 12.05.2015, 26.08.2016, 21.12.2016, 27.11.2017, tarihlerinde malvarlığı sorgusu ve haciz talep edildiği, 10.08.2020 tarihinde ise yenileme ve haciz talebinde bulunulduğu, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde kanunda öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle borçlunun istinaf taleplerinin reddine, gerekçe değiştirildiği için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince ilamın düzeltilerek ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkili adına kayıtlı malvarlığı bulunmadığından borçluyla ilgili haciz işlemi yapılamadığını, alacaklı tarafın icra takip işlemi olmayan en son 26.08.2016 tarihli talebinden 10.08.2020 tarihine kadar bile 3 yılı aşkın bir sürenin geçtiğini bu sürede müvekkili borçlu hakkında Kanunda düzenlenen üç yıllık zamanaşımını kesen herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını, İİK’nın 71/son maddesi göndermesiyle aynı Kanunun 33/a maddesi gereğince, Mahkeme tarafından müvekkili yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı kambiyo takibinde, takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımı itirazına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
İİK 71/2 , İİK 33/a madde hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.