Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9657 E. 2023/2380 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9657
KARAR NO : 2023/2380
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET
Borçlu şikayet dilekçesinde; alacaklı tarafından ilamsız icra takibinin başlatıldığını, icra dosyasından gönderilen ödeme emri tebligatının belediye evrak kayıt memurluğunca 19.02.2016 tarihinde tebellüğ edildiğini, tebellüğ edilen evrakın, evrak kayıta girmeden önce tebliğ anında açılarak kontrol edildiğini ve mazbata üzerinde dayanak belge suretleri ihtiva eder ibaresi yer alsa da tebliğ zarfının içerisinden ödeme emrinden başkaca bir evrakın çıkmadığını, bu durumun evrak kayıt memuru ve posta dağıtım memurunca tutanak ile tespit edilerek imza altına alındığını, ödeme emrinde takibin dayanağı olarak gösterilen kısımda sözleşme, fatura ve cari hesaba dair herhangi bir açıklayıcı bir ibarenin bulunmadığını, ilamsız takiplerde tabin dayanağının gösterilmesinin zorunlu olmadığını ancak takibe dayanak gösterilme halinde dayanak belgelerin borçluya tebliğinin zorunlu olduğunu, ödeme emrinde “borcunuzu hemen öderseniz” kısmının yer alamayacağı beyan edilerek borçluya gönderilen ödeme emirinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; borçluya ödeme emri ve dayanak belge suretlerinin gönderildiğini,asıl alacağın 77.312,64 TL.’lik kısmına ve bu kısım için tahakkuk eden vekalet ücreti, icra harç ve masrafları ile işlemiş ve işleyecek faize de ayrıca itirazı üzerine takibin durduğunu, takip talebinde talep edilen miktar üzerinden “tahakkuk eden vekalet ücreti, icra harç ve masrafları ile işlemiş ve işleyecek faiz” de herhangi bir değişiklik yaşanmayacağını, bu nedenle davacının kısmi itirazının ve takibin durduğu da gözetildiğinde davacının davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, ileri sürerek şikayetin reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; şikayetçi borçlunun dosyaya sunduğu 19.02.2016 tarihli tutanağın incelenmesinde; posta memurunun tebligat içerisinden dayanak belge çıkmadığına ilişkin tespit belgesini imzaladığı, tanık olarak duruşmada dinlenen posta memuru …, kendisinin hızlı tebligat bölümünde çalışmadığını, tebligatı açma yetkisinin olmadığını ve olayı hatırlamadığını, tebligatı alanın daha sonra gelecek belgeyi kendisine imzalattığını bildirdiği, borçlunun dosyaya verdiği belgenin içeriğinin imzalayan memur tarafından doğrulanmadığı, tebligatın üzerinde dayanak belge bulunduğunun yazdığı, belgelerin olmadığının şikayetçi tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf dilekçesinde; 19/02/2016 tarihinde tutulan tutanağın üzerinden 5 yıl sonra tanıklığa davet edilen PTT memurunun olayı hatırlamaması olağan olduğunu, tutanakta imzası bulunan …’ın imzasını inkar etmediğini, imzası inkar edilmeyen ve 2 memur tarafından tutulan tutanağın resmi belge hükmünde olup bunun aksi de resmi belge ile ispatlanmak zorunda olduğunu, bununla birlikte söz konusu tutanak ile ”tebliğ mazbatasının içinden takibin dayanağı belgenin çıkmadığının” ortaya konulduğunu, bu tutanağın dava konusu tebligatı getiren PTT memuru ile tutulmasının zorunlu olmadığını, belediyeye her gün onlarca tebligat geldiğinden, tutanakta imzası olan …’ın belediyenin evrak memurluğunda bulunduğu sırada tebliğ mazbatası açıldığını ve …’ın şahitliğinde tutanak tutulduğunu, ancak …, olayın üzerinden 5 yıl geçtiğinden dolayı olayı hatırlamadığını belirttiğini, tutanak mümzi … olayı hatırlamasa dahi tutanakta yer alan imzasını inkar etmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; Borçluya 19/02/2016 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri tebligat zarfı üzerinde ödeme emri tebliğ evrakında “ödeme emri ve dayanak belge suretleri ihtiva eder” ibaresinin, takip dayanağı belge suretinin ödeme emri ekinde gönderildiğine ilişkin açıklamanın yer alması karşısında mahkemece ödeme emri ekinde dayanak belgenin tebliğ edilip edilmediğine yönelik bir araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, ( Yargıtay 12 HD 2016/31520 Esas 2018/4396 Karar) ve ayrıca tebliğ evrakı harici tutulan tutanağın ispat kabiliyeti bulunmadığına göre, mahkemece aynı doğrultuda gerekçe ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, HMK.’nın 357. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf incelemesi sırasında nazara alınamayacağı, HMK.’nın 355. maddesi hükmüne göre istinaf incelemesinin ancak istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bu hususun resen gözetilebileceği dikkate alınarak istinafa gelenin sıfatına göre ve HMK’nun 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetçinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; şikayet ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde; dayanak belgenin takip talebine eklenmediği ve tebliğ edilmediğine ilişkin şikayet niteliğindedir.

2. İlgili Hukuk
İİK md. 58/3, 61. maddeleri

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.