YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9730
KARAR NO : 2023/2491
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki icra takibinin iptali istemli şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın davalı-alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-boçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; takibe dayanak ilamın 1. bendinde “davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulü ile karar kesinleştikten sonra aylık 800 TL yoksulluk nafakasının davacıdan alınarak davalı kadına verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen ilamın kesinleşmeden icraya konulduğunu, işbu şikayetin süresiz şikayet yoluyla ileri sürülebileceğini, ilamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olup, hüküm içeriğinin aynen infazı zorunlu olup, sınırlı yetkili İcra Dairesince ilamın infaz edilecek kısmının yorum yoluyla belirlenemeyeceğini belirterek icra emrinin, takibin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; takibe dayanak teşkil eden ilama konu olan davanın, boşanma ve ferilerine ilişkin açılmış bir dava olduğunu, açılan davanın boşanma yönünden 04.11.2015 tarihinde kesinleştiğini, boşanma hükmünün eklentisi niteliğinde olan iştirak ve yoksulluk nafakaları boşanma hükmü kesinleşmeden icra takibine konu olamadığı halde boşanma hükmü kesinleşmiş ise iştirak ve yoksulluk nafakalarının icrası için bu yönler bakımından da kesinleşmesinin beklenmeyeceğini, takibe dayanak teşkil eden ilamda belirtilen; “…karar kesinleştikten sonra aylık 800,00 TL yoksulluk nafakasının davacıdan alınarak davalı kadına ödenmesine…” şeklindeki hükümde kesinleşmesinden bahsedilenin boşanma davası olduğunu, bu nedenle yoksulluk nafakasının kesinleşmesine gerek olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dayanak ilamdaki hüküm fıkrasına göre ilamın karar kesinleştikten sonra infaz olunacağı, davalı tarafça ileri sürülen hususların sınırlı inceleme yetkisine sahip İcra Mahkemesinde tartışılamayacağı, açık bir şekilde karar kesinleştikten sonra yazan hükmün, başka bir kararın kesinleşmesi olarak farklı bir şekilde yorumlanamayacağı, hüküm fıkrasında bir hata var ise dahi bunun icra aşamasında düzeltilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile karar kesinleşmeden başlatılan takibin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Cevap dilekçesini tekrarla, yoksulluk nafakasının boşanma kararı kesinleştiğinde istenebilir hale geldiğini, dayanak ilamda kesinleşmesinden bahsedilen hükmün boşanma hükmü olduğunu ve boşanma hükmü yönünden kararın 04.11.2015 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle yoksulluk nafakası mahkemece 800,00 TL olarak takdir edildiği ve nafaka alacakları da her ay peşin ödendiğinden toplam 60 ay birikmiş yoksulluk nafakasının takibe konulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; … 10. Aile Mahkemesinin 2013/582 Esas, 2014/348 Karar sayılı dava dosyasında davalı alacaklı tarafından açılan birleşen davada, boşanma ve yoksulluk nafakası talep edilmiş olup, mahkeme kararı yüksek yargı denetiminden geçerek nihai olarak verilen takibe dayanak ilamda, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aylık 800 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, temelde davanın boşanma davası olup, yoksulluk nafakasının boşanma ilamının ferisi olduğu, talep edilebilmesi için boşanma kararın kesinleşmiş olması gerektiğinden, boşanma ilamı kesinleşme tarihi olan 04.11.2015 tarihinden sonra yoksulluk nafakası yönünden başlatılan ilamlı icra takibinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-borçlu vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Dava konusu ilamda açıkça ve net biçimde aylık nafakanın boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren yazmadığı için, hükümler aynen infaz edileceğinden, yorumla genişletilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmesinden itibaren nafaka yükümlülüğü doğacağı, nafaka miktarı düşünüldüğünde, eğer 800 Türk Lirası aylık nafakanın boşanma kararının kesinleşme tarihi olan 04.11.2015 tarihinden başladığı kabul edilirse, 2015 yılında asgari ücretin net 949 Türk Lirası olduğu gerçeği karşısında müvekkil davacının bir aylık asgari ücret kadar 800 Türk Lirası yoksulluk nafakası ödemesi hakkaniyete ve adalete uygun olmayacağından kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilamlı icra takibinde takibe dayanak ilamın kesinleşmediğinden bahisle icra emrinin/takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, HMK’nın 367/2. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-borçlu vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının İİK’nun 364/2 maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.