YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9776
KARAR NO : 2023/2302
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Esastan Ret/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki borca itiraz ve şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı tarafından cevap dilekçesi ile borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ettikleri halde talebin kabulü veya reddi yönünde hüküm kurulmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 305/a maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükmün tamamlanması talebi ek karar ile reddedildilmiştir.
Asıl kararın borçlu, ek kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine, alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ek kararı ile asıl kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, asıl alacağın %20’i oranında para cezasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu çekin keşidecisi olduğunu, çekin son
yetkili hamili olan…Boya Apre San. ve Tic. A.Ş.’nin kasasından çalındığını, bu eyleme ilişkin yargılamanın … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/76 E. sayılı dosyasında devam ettiğini, çek hamili olan…vekillerince çalınan çeklere ilişkin olarak İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/352 E. sayılı dosyasından çek ziyaı iptal davası açıldığını, bu dava kapsamında 22.01.2019 tarihinde ödemeden men yasağı verildiğini, davanın neticesinde takibe konu çekin de aralarında bulunduğu çeklerin iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, çeklerin takip alacaklısı tarafından bankaya ibraz edildiğini, ödemeden men yasağı nedeniyle ödeme yapılmadığını ve karşılıksızdır işlemi de yapılmadığını, çek aslının takip başlatılırken İcra Müdürlüğüne sunulmadığını, çek sureti üzerindeki “aslı gibidir” ibaresi yanındaki imzanın kime ait olduğu, çekin bankaya usule uygun ibraz edilip edilmediğinin bilinmediğini, icra takibinin taraflarına karşı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/231 E sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını, davanın tarafları bakımından geçerli olmak üzere mezkur çekin icra takibine konu edilmemesi için tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin çekten kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını iddia ederek takibin tedbiren durdurulmasını ve neticeten takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının icra hukuk mahkemelerinin inceleme alanı dahilinde ispatlanamayacağını, borcun ödendiğinin İİK 169/a maddesindeki belgelerle ispatlanması gerektiğini, çek aslının banka veya savcılık nezdinde bulunması nedeniyle İcra Müdürlüğüne onaylı suretinin sunulmasında usule aykırılık olmadığını, davacı tarafça sunulan çek iptali kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, takibin menfi tespit davasında verilen tedbir kararından önce başlatıldığını, borçlunun imzaya itiraz etmediğini iddia ederek davanın reddine borçlu aleyhine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çek zayii nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararının bir ilam değil, tespit niteliğini haiz olduğunu, kararın, hasımsız olarak verildiğini davada taraf olmayan iyi niyetli üçüncü kişileri bağlamayacağını, somut olayda takibe konu çekin ibraz şerhinde “T.C. İstanbul … 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/352 Esas sayılı ödeme yasağı bulunduğundan hiçbir işlem yapılamamıştır” şerhi olduğu, alacaklının usulüne uygun ciro silsilesiyle yetkili hamil olduğu ve çeki muhatap bankaya süresinde ibraz etmek suretiyle takip hakkını kazandığı, senedin Cumhuriyet savcılığının kararına istinaden alacaklıya teslim edilmemesi halinde alacaklının senedin onaylı örneği ile takip yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı ile borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu vekili istinaf dilekçesinde; alacaklının çeki iktisabında iyi niyetli olmadığını, dava konusu çekin…şirketi elinden çıkmış herhangi bir ciro olmaksızın çalındığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/352 E., 2018/372 E., 2019/488 E. sayılı dosyalarından çek iptali kararı verildiğini, çek hakkında ödemeden men yasağı olduğunu, alacaklının çek aslını İcra Dairesine sunmadığını, aslı gibidir ibaresi yanındaki imzanın banka yetkilisine ait olup olmadığının belirsiz olduğunu iddia etmiştir.
Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde: Yerel mahkemenin gerekçeli kararında tazminat talepleri yönünden olumlu-olumsuz karar vermemiş olması nedeniyle HMK 305/a maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasını talep ettiklerini, mahkemenin ek karar ile bu talebi reddettiğini, borca itiraz reddedildiği ve takip tedbiren durdurulduğu için borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında bir adet çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 08.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacının yasal 5 günlük süre içinde mahkemeye müracaat ettiği, takibin çekin sureti ile başlatıldığı, çek sureti üstünde ibraz edilen bankanın aslı gibidir kaşesinin mevcut olduğu, çekin aslının Cumhuriyet Savcılığında olduğu anlaşılmakla bu halde alacaklının çekin suretini ibraz ederek takip başlatmasında usule aykırılık bulunmadığı, her ne kadar çek hakkında mahkemece verilen ödeme yasağı ve iptal kararı mevcut ise de bu kararların hasımsız olmakla davalı-alacaklının müracaat hakkını engellemeyeceğinden bu yöndeki itirazların da kabule değer olmadığı, TTK’nın 818.maddesinin göndermesi ile çekler hakkında uygulanması gereken aynı kanunun 687.maddesi gereğince keşideci borçlunun lehtara karşı ileri sürebileceği şahsi defilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyeceği, ancak hamilin çeki devralırken bile bile keşidecinin zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli bir belge ile kanıtlanması halinde anılan defilerin yetkili hamile karşı da ileri sürülebileceği, davalının istinaf talebine yönelik yapılan incelemede; davalının ana hükme yönelik bir istinaf talebinin olmadığı, istinafının HMK 305.madde gereği vermiş olduğu dilekçesi ile ilgili ek karara yönelik olduğunu savunmakla bu yönde inceleme yapıldığı, hükmün tarafların yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın davalıya 24.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 6100 sayılı kanunun 305.maddesine eklenen 305/A-1 maddesinde; taraflardan her birini nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılanmayan veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilecekleri ve bu karara karşı da kanun yoluna başvurulabileceğinin düzenlendiği, davalının cevap dilekçesinde istemesine rağmen tazminatla ilgili, herhangi bir karar verilmediğini belirterek mahkemeye başvurduğu, mahkemenin tazminat koşullarının oluşmadığından bahisle talebi reddettiği, bu karara karşı davalı tarafından yasal süre içinde istinaf hakkının kullanıldığı, ana hükümde bu yöndeki talebin hiç yargılanmadığı ve hükme bağlanmadığının sabit olduğu, dava dilekçesi incelendiğinde, davacının ödeme emrinin iptaline yönelik bir takım şikayetlerinin yanında aynı zamanda borca yönelik de itirazlarını sunduğu, bu talebinin hukuki çerçevesini İİK 169.madde çizmekle söz konusu maddenin 4.fıkrası gereği takibin geçici olarak durdurulması halinde borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceğinin düzenlendiği, maddedeki düzenleme dikkate alındığında tarafların iyi niyeti yada kötü niyetinin sonuca etkili olmadığı, somut olayda tensiple takibin geçici olarak durdurulduğu, davalının ek karara yönelik istinafının yerinde olduğu gerekçesiyle davacının hükme yönelik istinaflarının reddine, davalının ek karara yönelik istinaflarının kabulü ile ek kararın ve ana kararın kaldırılmasına, davalı lehine asıl alacağın %20’i oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili temyiz dilekçesinde: takip konusu çekin…şirketi elinden çıkmış herhangi bir ciro olmaksızın çalındığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/352 E., 2018/372 E., 2019/488 E. sayılı dosyalarından çek iptali kararı verildiğini, çek hakkında ödemeden men yasağı olduğunu, alacaklının, çekin çalıntı olduğunu bilerek devraldığını, alacaklının çek aslını İcra Dairesine sunmadığını, aslı gibidir ibaresi yanındaki imzanın banka yetkilisine ait olup olmadığının belirsiz olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde borca itiraz ve şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 16, 169. ve ilgili maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.