Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9918 E. 2023/2701 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9918
KARAR NO : 2023/2701
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kambiyo senedine özgü takipte imza, borca itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı/borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı/borçlu vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu senetten kaynaklı hiçbir borcu olamamakla birlikte, …’in müvekkil şirketi temsil ve ilzam yetkisinin 17.10.2015 tarihinde son bulduğunu, takibe konu senedin 05.12.2015 tarihinde tanzim edildiği görülmekle takibe konu senedin müvekkil şirket yetkilisi tarafından tanzim edilmediğini, senedin hırsızlık ve dolandırıcılık ürünü olduğunu, ilgili senetle ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, senet üzerinde malen kaydının bulunduğunu, müvekkili nezdinde işçi olarak çalışan davalının çalıştığı müvekkil şirkete 600.000,00 TL’lik bir mal satmasının düşünülemeyeceğinden itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine asıl alacağın %20′sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın %10′u oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; borçlu vekiline gönderilen ödeme emrinin talep olmadan icra memuru tarafından kendiliğinden gönderildiğini, davacı vekilinin 23.08.2021 tarihinde vekil kaydının yapıldığını, dosyada 3. şahıs olmadığını, … Turizm Limited Şirketi ile … Turizm Ticaret Limited Şirketinin aynı şirket olduğunu, UYAP sisteminden kaynaklanan nedenden dolayı “Ticaret” ibaresinin eklenemediğini, davacının senetten kaynaklı borcu olmadığı iddialarının yerinde olmadığını, davacı tarafın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/678 Esas sayılı dosya ile menfi tespit davası açtığını, bu davada imzanın şirket yetkilisi …’e ait olduğunun ikrar edildiğini, davacının süresinde itiraz etmediğini, davanın süreden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20′sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın %10′u oranında para cezasına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; örnek (10) numaralı ödeme emrinin borçluya 23.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 18.11.2021 tarihinde mahkemeye başvurarak borca ve imzaya itiraz ederek ödeme emrinin ve takibin iptalini talep ettiği görülmekle İİK’nın 168/4. maddesi gereğince itirazın yasal 5 günlük sürede yapılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Dava dilekçesini tekrarla;
-Takip talebi incelendiğinde; alacaklı “…” tarafından borçlu “… Turizm Limited Şirketi” hakkında örnek No 10 kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takip talebinde borçlu gözüken “… Turizm Limited Şirketi” ile müvekkil “…”nin ayrı şirketler olduğunu,

-Müvekkili adına kayıtlı “İstanbul ili, ….., ilçesi, … Mah, …çıkmazı, 38 ada, 18 parsel nolu gayrimenkulün kıymet takdiri raporunun müvekkiline tebliği üzerine icra dosyasından haberdar olduklarını ve 23.08.2021 tarihinde mezkur icra dosyasına vekaletname ibraz ettiklerini, fakat işbu icra dosyasına borçlu vekili olarak değil, üçüncü şahıs vekili olarak vekaletname ibraz ettiklerini, alacaklı vekilinin talebi ile müvekkili şirkete ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin e-tebligat yoluyla 13.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve süresi içerisinde huzurdaki davanın açıldığını,

-Müvekkilinin takibe konu senetten kaynaklı hiçbir borcu olamamakla birlikte, şirket yetkilileri tarafından böyle bir senedin tanzim edilmediğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; takip talebi ve ödeme emrinde borçlu olarak “… Turizm Limited Şirketi” ve 6230042290 vergi numarası belirtilerek takip başlatıldığı, şirketin ünvanı eksik yazılı ise de, vergi numarasının doğru olarak belirtildiği, dosya içeriğinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından, davacı/borçlu şirket ile ünvan benzerliği bulunan ve özellikle “… Turizm Limited Şirketi” adında başka bir şirket bulunmadığının anlaşıldığı, davacı vekilinin bu yöndeki iddia ve itirazları yerinde olmadığı, diğer yandan; borçluya örnek no:10 ödeme emrinin TK’nın 35. maddesi uyarınca 05.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, takip kesinleştikten sonra haciz işlemleri ve kıymet takdiri yapıldığı, alacaklının kıymet takdiri raporunun tebliği taleplerinde bulunduğu, yine alacaklının 09.08.2021, 16.08.2021, 21.09.2021 (iki kez) tarihlerinde borçluya ödeme emri tebliğ edilmesi taleplerinde bulunmuş ise de, bu taleplerin icra müdürlüğünün 15.08.2021, 18.08.2021, 30.08.2021 ve 21.09.2021 tarihli kararları ile reddedildiği, alacaklı vekilinin en son 21.09.2021 tarihinde, 21.09.2021 tarihli taleplerin iptali ve ödeme emrinin tebliğe çıkartılmamasını talep ederek ödeme emri tebliği taleplerinden vazgeçtiği, bu tarihten sonra alacaklının yeniden ödeme emri tebliği talebi olmadığı halde ve önceki talepleri reddedilmesine rağmen, icra müdürlüğünce kendiliğinden borçlu vekiline e-tebligat yoluyla ödeme emri tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın 13.11.2021 tarihinde yapıldığı, ancak alacaklının talebi olmaksızın icra müdürlüğünce borçluya ikinci kez ödeme emri tebliğinin, ona yeni bir itiraz hakkı tanımayacağı, borçluya TK’nın 35. maddesi uyarınca 05.12.2018 tarihinde yapılan ödeme emri tebliğ işleminin ise usulsüzlüğünün ileri sürülmediğinden 18.11.2021 tarihinde yapılan başvuru süresinde olmadığı, bu nedenle mahkemece başvurunun süreden reddi gerekirken yazılı nedenle reddi yerinde değil ise de, sonuçta istem süre yönünden reddedildiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesini tekrarla, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine özgü takipte imza, borca itiraza ilişkin olup, itirazların kabulü ile takibin durdurulması, tazminat ve para cezasına hükmedilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, HGK’nın 13.12.2006 tarih ve 2006/12-786/783 Sayılı kararı, İİK’nın 68/a maddesi, 168. maddesi ile 170. maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/borçlu vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.