YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9923
KARAR NO : 2023/2551
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki imzaya ve borca itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulüne, takibin durdurulmasına, takibe konu meblağın %20’si oranın da kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, takibe konu meblağın %107u oranında para cezasının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu vekili dava dilekçesinde; ödeme emrinin 08.01.2019 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde ödeme emrine konu senette yer alan imzaya, borca, faize ve tüm ferilerine karşı açıkça itiraz ettiklerini, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek takibin iptali ile senet alacaklısının takibe konu alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; imza itirazının kötü niyetli olduğunu, örnek imzaların incelenmesi sonucu, takibe konu bonodaki imzanın, davacının eli mahsulü olduğunun anlaşılacağını iddia ederek davanın reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 28.05.2021 tarihli usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda; mukayese imzalar ile davacının imzalarının karşılaştırılmasında harf şekil ve gramaların birbirlerine oranı konumu, ritm dağılımları itibariyle itiraz edilen imzadan farklı olduklarını, meyil ve genel istikamet durumu yönünden fizik laboratuvarı ve optik aletler yardımı ile karşılıklı grafolojik analizleri gözetildiğinde çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı, davacı yanın tazminat talebinin incelenmesinde ise; imzaya itiraza konu senedin taraflar arasında ciro ve imza edildiği, imzanın davacı tarafından atılıp atılmadığının davalı tarafın bilinebilecek durumda bulunduğu ve bu sebeple senedin takibe koymakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle imzaya itirazın kabulüne, takibin durdurulmasın, takibe konu meblağın %20’si orasnın da kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, takibe konu meblağın %10’u oranında para cezasının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; kök rapor sonrasında yeni elde edilen imzalar irdelenmeksizin ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmaksızın hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, imza incelemesi sonucunda imzanın kişiye ait olup olmadığı tespitinin yalnızca şekli inceleme sonucunda karar verilecek bir husus olmadığını, incelemeye tabi tutulan belgelerin farklı farklı yıllara ait olduğunu, davacının imzasındaki yıllara göre değişimin, alışkanlıkların ne yönde değiştiği gibi hususların incelenmediğini, dosyanın Adli Tıp Kurumu’na tevdi edilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etti.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesince imza asıllarını içeren belgeler temin edilip, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunun gerekçeli, kapsamlı ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, istinaf dilekçesinde davalı alacaklı müvekkilinin kötüniyetli olmadığını bu nedenle aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürmüş ise de takip dayanağı senette davacının keşideci olarak yer aldığı, davalı alacaklının lehtar konumunda olduğu, birebir ilişki bulunduğu için davalı alacaklının senedi huzurda imzalatma yükümlülüğünün bulunduğu, kötüniyetli olmasa bile ağır kusurlu sayılacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı temyiz dilekçesinde; kök rapor sonrasında yeni elde edilen imzalar irdelenmeksizin ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmaksızın hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, imza incelemesi sonucunda imzanın kişiye ait olup olmadığı tespitinin yalnızca şekli inceleme sonucunda karar verilecek bir husus olmadığını, incelemeye tabi tutulan belgelerin farklı farklı yıllara ait olduğunu, davacının imzasındaki yıllara göre değişimin, alışkanlıkların ne yönde değiştiği gibi hususların incelenmediğini , dosyanın Adli Tıp Kurumu’na tevdi edilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, borçlunun kendisi hakkında başlatılan her icra takibine karşı kötüniyetle itiraz ettiğini, diğer icra takiplerine yönelik imza itirazlarının reddedildiğini ve kararların kesinleştiğini, müvekkilinin senedi takibe koymakta kötü niyetli olmadığını, kötüniyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesinin haksız olduğunu iddia ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık imzaya itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 168/4 maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.