YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9979
KARAR NO : 2023/2562
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılması/Usulden Ret/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki borca itiraz ve şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetçi borçlunun borca, çek tazminatı ve komisyonuna yönelik itirazının ve senet vasfına yönelik şikayetinin usulden reddine, ödeme emrine yönelik şikayetinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, takibin … İcra Müdürlüğünün 2018/4852 E. sayılı dosyasında başlatıldığını, dava dışı borçlu … Otelcilik … A.Ş. tarafından yetki itirazında bulunulduğunu, İcra Hukuk Mahkemesince yetki itirazının kabulüne karar verilmesi üzerine dosyanın yetkili İstanbul İcra Müdürlüklerine gönderilerek İstanbul 36. İcra Dairesinin 2018/41227 E. sırasına kaydedildiğini, bu dosyadan tanzim edilen 04.12.2018 tarihli ödeme emrinin 25.01.2019 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, takibe konu çekin keşide tarihinin ‘01.03.2017’ iken ‘01.11.2017’ tarihi olarak düzeltildiğini, keşideci şirket ünvanı yazılmadan ve kime ait olduğu bilinmeyen bir imza ile yapılan düzeltmenin geçersiz olduğunu, düzeltmeden önceki tarihe göre ibrazın süresinde yapılmadığını, bu haliyle dayanak senedin kambiyo vasfının bulunmadığını, çekin keşidecisi olan … Otelcilik … A.Ş.’nin çeki alacağına mahsuben alıp borcundan dolayı kendisinden sonraki cirantaya verdiğini, sonrasında geriye ciro yapıldığını, dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını, davalı alacaklı ile ticari ve hukuki bir ilişkisinin bulunmadığını, ciranta olması nedeniyle çek tazminatı ve komisyonundan sorumlu tutulamayacağını, taraflarına tebliğ edilen 04.12.2018 tarihli ödeme emrinin 3 nolu bendinde yer alan “2.400.000.00 TL.E, 234.000.00 TL.F, 240.000.00 TL.A., 7.200.00 TL. EGE, 2.881.200.00 TL toplam alacak” şeklindeki ifadelerle belirtilen alacak kalemlerinin ne olduğunun anlaşılamadığını, bu hususun takibin ve 04.12.2018 tarihli ödeme emrinin iptalini gerektirdiğini, icra müdürlüğünce hatalı ödeme emrinin mahkeme kararı olmadan alacaklının talebi üzerine düzeltilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle 27.12.2018 tarihli ödeme emrinin de geçersiz olduğunu ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; icra müdürlüğünce sehven hatalı ve eksik ödeme emri düzenlendiğini fark ettiklerinde yeniden ödeme emri düzenlenerek tebliğe çıkartılmasını talep ettiğini, talebinin kabulü ile icra müdürlüğünce usulüne uygun ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğ edildiğini, keşide tarihindeki düzeltmenin keşideci şirket yetkilisi tarafından yapıldığını ve usulüne uygun olduğunu, aynı borçlu tarafından kısmen aynı nedenlere dayalı olarak yapılan borca itirazın, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1503 Esas sayılı dosyasında reddedildiğini, karara karşı şikayetçi borçlu tarafından yapılan istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiğini, borçlunun kötüniyetli olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından, şikayetçi borçlu aleyhine 01.11.2017 keşide tarihli 2.400.000 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinde alacak kalemlerine ilişkin kısaltmaların yer aldığı, ancak bunların sonradan düzeltilebilir nitelikte olduğu ve düzeltildiği, ödeme emrinin iptalini gerektirmediği, keşide yerinde keşidecinin ünvanının yazılı olduğu, keşide tarihinde yapılan düzeltmeye ayrıca ünvan yazılmasına gerek bulunmadığı, esasen düzeltmeden önceki keşide tarihinde de ünvan aranmazken düzeltmede de ünvan aranamayacağı, kaldı ki imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği kendi imzasını inkar etmeyen şikayetçinin keşideci imzasına itiraz edemeyeceği, şikayetçi borçlunun lehtar olması nedeniyle çek komisyonundan sorumlu ise de çek tazminatından sorumluluğunun bulunmadığı, ödeme emri ve takip talebinde de çek tazminatından yalnızca keşidecinin sorumlu olduğuna dair bir açıklama bulunmaması nedeniyle çek tazminatına ilişkin kısmın şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken bu hususun gerekçeli karar yazım aşamasında farkedildiği ve kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmaması adına kararda değişiklik yapılmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; takibe konu çekin keşide tarihinde yapılan düzeltmenin keşideci şirketin şirket ünvanı yazılmadan ve kime ait olduğu bilinmeyen bir imza ile yapıldığını, bu nedenle düzeltmenin geçersiz olduğunu, düzeltmeden önceki tarihe göre ibrazın süresinde yapılmadığını, bu nedenle dayanak senedin kambiyo vasfının bulunmadığını, çek tazminatı ve komisyonundan sorumlu olmadığını, 04.12.2018 tarihli hatalı ödeme emrinin icra müdürlüğünce düzeltilemeyeceğini, bu nedenle 27.12.2018 tarihli ödeme emrinin de geçersiz olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; … İcra Hukuk Mahkemesinin yetkisizlik kararı üzerine dosyanın İstanbul 36. İcra Müdürlüğüne gönderilmesinden sonra icra müdürlüğünce 04.12.2018 tarihli ödeme emri düzenlendiği ve şikayetçi borçluya tebliğ edildiği, bunun üzerine şikayetçinin, 12.12.2018 tarihinde İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1503 E. sayılı dosyasında huzurdaki dilekçesinde yer alan nedenlerle şikayet ve borca itirazda bulunduğu, davalı alacaklının talebi üzerine 04.12.2018 tarihli ödeme emrinde yer alan alacak kalemlerinin açıklandığı 27.12.2018 tarihli yeni ödeme emrinin düzenlenerek 25.01.2019 tarihinde şikayetçi borçluya tebliğ edildiği, bunun üzerine huzurdaki başvurunun yapıldığı, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1503 E. – 2019/559 K. sayılı kararı ile 09.05.2019 tarihinde davanın reddine karar verildiği, şikayetçi borçlunun bu karara yönelik istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 11.06.2020 tarihli, 2019/1871 E. – 2020/1129 K. sayılı kararı ile esastan reddedildiği, dosyanın temyiz incelemesinde olduğu, alacaklının talebi üzerine borçluya ikinci kez ödeme emri tebliğ edilmesi ile yeniden itiraz hakkı tanınmış ise de şikayetçi borçlunun ilk ödeme emrinin tebliği üzerine borca ve fer’ilerine yönelik itirazları ile senet vasfına yönelik şikayet sebepleri ile icra mahkemesine başvurmasından sonra, ikinci kez ödeme emri tebliği üzerine aynı nedenlere dayalı olarak itiraz ve şikayette bulunmasının derdestlik teşkil edeceği (Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2019 tarih, 2017/12-363 E. 2019/462 K. sayılı ilamı), bu durumda icra dairesince gönderilen ilk ödeme emrinin tebliğinden sonra şikayetçi borçlunun huzurdaki dilekçe ile aynı içerikte olacak şekilde borca, çek tazminatı ve komisyonu ile senedin tanzim tarihindeki düzeltmenin geçersizliği nedenleriyle kambiyo vasfına yönelik şikayette bulunduğu, bu haliyle istinafa konu dosyanın İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1503 E. sayılı henüz kesinleşmemiş dosyası ile derdestlik teşkil ettiği, mahkemece dava şartı olan bu hususun resen gözetilerek HMK’nın 114/1-ı ve 115/2. maddesi uyarınca anılan itiraz ve kambiyo şikayetinin derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, öte yandan borçlu tarafından 04.12.2018 tarihli ilk ödeme emrinde yer alan alacak kalemlerine ilişkin kısaltmaların düzeltildiği 27.12.2018 tarihli ikinci ödeme emrinin gönderilmesine ilişkin şikayette de bulunulduğu, şikayetçiye gönderilen ilk ödeme emrinde yer alan alacak kalemlerine ilişkin açıklamaların düzeltilebilir nitelikte olduğu, icra müdürlüğünce alacaklının talebi üzerine alacak kalemlerinin nelerden ibaret olduğuna ilişkin açıklamaların takip talebine uygun olarak düzeltildiği, yeni ödeme emri düzenlenerek şikayetçi borçluya tebliğ edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, şikayetçinin daha önce ilk ödeme emrine yönelik yaptığı şikayet sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetçi borçlunun borca, çek tazminatı ve komisyonuna yönelik itirazının ve senet vasfına yönelik şikayetinin HMK’nın 114/1-ı ve 115/2. maddesi uyarınca derdestlik nedeniyle usulden reddine, ödeme emrine yönelik şikayetinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; takibe konu çekin keşide tarihinde yapılan düzeltmenin keşideci şirketin ünvanı yazılmadan ve kime ait olduğu bilinmeyen bir imza ile yapıldığını, bu nedenle düzeltmenin geçersiz olduğunu, düzeltmeden önceki tarihe göre ibrazın süresinde yapılmadığını, bu nedenle dayanak senedin kambiyo vasfının bulunmadığını, çek tazminatı ve komisyonundan sorumlu olmadıklarını, 04.12.2018 tarihli hatalı ödeme emrinin icra müdürlüğünce düzeltilemeyeceğini, bu nedenle 04.12.2018 tarihli ödeme emrinin de geçersiz olduğunu ileri sürerek kararların bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borca itiraz ve kambiyo şikayetine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 168., 169., 169/a. ve 170/a. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-ı. ve 115/2. maddeleri ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.