Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/1014 E. 2023/3646 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1014
KARAR NO : 2023/3646
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, kiralanan adresin tahliyesine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Alacaklı; borçlunun taşınmazı işyeri olarak kiracı sıfatı ile uzun yıllardır kullanmakta olduğunu, ancak icra takibinde belirtilen dönemlere ilişkin kira bedellerini ödemediğini, borçlunun, ödeme emri ekinde takibe konu kira sözleşmesinin taraflarına tebliğ edilmediği hakları saklı kalmak kaydıyla icra takibine, takibe dayanak belgelere, borca, borç miktarına, borcun dayanağına, enflasyon farkı alacağına, uygulanan faiz oranına, istenen faize, ödeme emri içeriğine, itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlunun itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, borçlunun taşınmazdan tahliyesine ayrıca haksız itirazdan dolayı %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Borçlu; alacaklı ile arasında … 7. Noterliğinin 29802 yevmiye numarası ile 18 Aralık 2006 tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, icra takibinde ve dava kapsamında alacaklının kendisine karşı husumet yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, yılın büyük bir bölümünü Almanya’da geçirmesi sebebiyle her yıl genelde ülkeye döndüğü bahar ve yaz aylarında düzenli olarak kiranın alacaklıya ödendiğini, noterlikçe yapılan ilgili kira sözleşmesinin icra takip dosyasına sunulmadığını ve itirazın kaldırılması talebine konu edilmediğini, borç ikrarını içeren bir senet veya resmi dairelerin usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgenin sunulmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini, dava konusu takibe itirazın kaldırılmasında ispat yükünün alacaklıda olduğunu, alacaklı tarafından tebliğ edilen ödeme emrinin ekinde kira sözleşmesinin bulunmadığını, ödeme emrinde dayanak olarak herhangi bir kira sözleşmesinin de gösterilmediğini, iddiaların genel, soyut ve belirsiz olduğunu, davanın genel mahkemelerde yapılacak bir yargılamayı gerektirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 01.01.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığı, borçlunun kira sözleşmesini ve imzasını açık ve kesin olarak reddetmediği, kira sözleşmesinin kesinleştiği, İİK’nın 63. maddesine göre borçlunun 62. maddede belirtilen istisnalar dışında itiraz sebeplerini değiştiremeyeceği ve genişletemeyeceği, bu kapsamda davalı borçlunun bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde takibin dayanağı kira sözleşmesine açıkça itirazda bulunmasının sonuca etkili olmadığı, kira sözleşmesinin “Hususi Şartlar” bölümünün 1. maddesinde kiracının mecuru başkasına devir edemeyeceği, kiraya veremeyeceği ve ortak alamayacağı hükmüne yer verildiği, kiracılık sıfatının halen devam ettiği anlaşılmakla davalı borçlunun husumet itirazının yerinde olmadığı, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması ve tahliye davasında, menfi tespit davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekmediği, TBK’nın 344/1. maddesi gözetilerek, 2019 yılına kadar Üfe endeksindeki 12 aylık ortalamalara, 01.01.2019 tarihinden itibaren ise Tüfe endeksindeki 12 aylık ortalamalara göre kira artışı uygulanmak suretiyle bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile borçlu tarafından ibraz edilen ödeme makbuzları incelendiğinde; enflasyon oranında herhangi bir arttırım yapılmaksızın ödemede bulunulduğu, borçlunun talep edilen dönemlere ilişkin kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerle ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, kiralanan adresin tahliyesine, asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Borçlu; cevap dilekçesindeki hususları tekrar ederek, itirazın kaldırılması için alacaklı tarafından noterlikçe düzenleme veya onaylama şeklinde bir belge sunularak davanın açılması gerekirken bu belge olmadan huzurdaki davanın açıldığını, dava şartı yerine getirilmeden yargılama sürecinin yürütüldüğünü, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin tespiti için muarazanın men’i ve menfi tespit talepli dava görülürken ve ilgili dava kapsamında tahliye ve borç ödemesi tedbiren durdurulmuşken bu davanın bekletici mesele yapılmamasının ve tahliye kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra takip dosyası ve huzurdaki dava kapsamında taraflar arasında kararlaştırılandan farklı bir sözleşme bulunduğundan ve kiralananı kullanan dava dışı AS Gayrimenkul Ltd.Şti. tarafından kira ödemeleri yapılmış olduğundan temeldeki kira ilişkisinin incelenerek borçlu olmadığının tespiti için muarazanın men’i ve menfi tespit talepli olarak sulh hukuk mahkemesinde dava açıldığını, açılan davanın doğrudan huzurdaki itirazın kaldırılması yargılamasının sonucunu etkileyecek nitelikte olduğunu, davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasını taleplerinin reddediliğini, menfi tespit davası açıldığı hususu gözetilmeksizin İİK’nın 269/d ve 68/son hükümlerine aykırı biçimde karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu husumet yöneltilmesinin sözleşme ve yasal mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu beyan etmiş ise de İİK’nın 269/d maddesinin atfıyla uygulanması gereken İİK’nın 63. maddesine göre itiraz sebeplerinin değiştirilemeyeceği ve itiraz dilekçesinde bu hususta bir itiraz olmadığı, icra müdürlüğü nezdinde takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzaya ayrıca ve açıkça itiraz edilmediğinden kira ilişkisi kesinleşmiş olup uyuşmazlığın takibe konu edilen kira sözleşmesine göre çözümü gerektiği, genel mahkemelerde açılan menfi tespit ve muarazanın giderilmesi davalarının icra hukuk mahkemesinde bekletici mesele yapılamayacağı, bu davalarda verilen tedbir kararlarının da itirazın kaldırılması davasını konusuz bırakmayacağı gibi hukuki yararı da ortadan kaldırmayacağı, İİK’nın 68/son maddesini infaz aşamasında uygulanacağından itirazın kaldırılması talebi esastan kabul edildiğinden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, HMK’nın 355-(1). maddesine göre inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından bu nedenle “enflasyon farkı” (kira artış miktarı) hususunda inceleme yapılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Borçlu; istinaf dilekçesindeki hususları ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takipte itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nın 62, 63, 269 ve devamı maddeleri ve sair tüm yasal mevzuat.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.