YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1452
KARAR NO : 2023/8839
KARAR TARİHİ : 18.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
…
…
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi … ve Müflis borçlu … Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Şikayetçi …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Müflis Borçlu … Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş’nin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Şikayetçi … ve müflis borçlu … Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş’nin icra mahkemesine başvurularında, sair fesih iddialarının yanı sıra kıymet takdirine itiraz üzerine taşınmazın değeri yeniden belirlenmiş ise de gerçek değerinin tespit edilmediğini ve ihaleye fesat karıştırıldığını ileri sürerek 14.12.2020 tarihli ihalenin feshini istedikleri, İlk Derece Mahkemesince, şikayetçi …’ın İİK’nın 134/2 maddesinde sayılan ve ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmadığı gerekçesi ile şikayetin usulden reddine ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına; müflis borçlu … Akaryakıt Dağıtım Pazarlama A.Ş. yönünden ise taşınmazın muhammen bedelin üstünde bir bedelle satıldığı, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin usulden reddi ile para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, karara karşı her iki şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların beyanları ile ihaleye fesat karıştırıldığının ispatlanamadığı ancak bu durumda işin esasına girilmiş olacağından şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile kamu düzeni yönünden mahkeme kararının kaldırılmasına, borçlu şirket yönünden şikayetin reddine, ihale bedelinin % 5’i oranında para cezasının borçludan alınarak Hazineye gelir kaydına, şikayetçi borçlu şirket yetkilisi …’ın şikayetinin aktif husumet yokluğundan reddine, aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce; satılan malın muhammen bedel veya üstünde bir bedelle satılmış olması hâlinde, ihalenin feshini istemekte kural olarak hukuki yararın bulunmadığına; kıymete yönelik itirazların varlığı, fesat iddiası, malın esaslı vasıflarında yanılma ya da kamu düzeninden sayılan takip hukukuna dair ilkeler gibi bazı istisnai hallerde ise, malın muhammen değerin üzerinde satılması durumunda dahi şikayetçinin fesih isteminde hukuki yararının bulunduğuna dair görüş istikrarlı şekilde uygulanmakta iken görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha
yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle
satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşü benimsenmiştir. (Dairemizin 19.10.2023 tarih ve 2023/3127 Esas 2023/6395 Karar sayılı ilamı.)
Buna göre şikayet nedenleri değerlendirildiğinde;
1) Kıymet takdirine itiraz yönünden;
Satışa hazırlık işlemlerinden kaynaklanan nedenlerle ihalenin feshi isteminde bulunulabilmesi için, usulsüz olduğu ileri sürülen hususun ihaleden önce şikayetçi tarafından öğrenilmemiş olması, öğrenilmiş ise İİK’nın 16/1. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre içerisinde icra mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapılmış olması gerekir. Satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayet üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla birlikte, süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde, icra mahkemesi kararının ihalenin feshi aşamasında incelenmesi mümkündür. Ancak yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, aynı şikayet nedenleri ile ihalenin feshini talep edemezler.
Somut olayda, ihalenin feshi istemine konu olan … İli, … parseldeki, tapuda “betonarme iki katlı idari bina yıkama” vasfı ile kayıtlı olan ve petrol istasyonu niteliğindeki taşınmaza icra müdürlüğünce yapılan 24.12.2018 tarihli keşif sonucunda 9.958.195,45 TL değer tespit edildiği, şikayetçi borçlu şirkete kıymet takdir raporunun 19.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 24.02.2020 tarihinde taşınmazın değerinin düşük tespit edildiğini, taşınmazın niteliği dikkate alınarak ehil bilirkişiler aracılığıyla kıymet takdiri yapılmadığı ileri sürerek kıymet takdirine itiraz ettiği, … 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/94 Esas ve 2020/464 Karar sayılı kararı ile şikayetin kabulüne, borçlu şirketin taşınmazdaki 476432/499451 hisse değerinin 12.864.292,00 TL olarak tespitine kesin olarak karar verildiği, şikayetçi borçlunun, mahkemece kesin olarak karar verilmiş ise de taşınmazın sadece arsa değerinin dikkate alındığını, gerçek değerinin tespit edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini istediği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda uzman bilirkişi kurulu marifeti (taşınmazın petrol istasyonu vasfında olması nedeniyle bir makina mühendisi bilirkişinin de katılımı) ile keşif yapılarak taşınmazın icra müdürlüğünce yapılan keşif tarihi itibariyle (itiraz üzerine alınan bilirkişi raporunun açık bir değerleme tarihi içermemesi nedeniyle) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine, muhammen bedelin altında ya da aynı olması halinde bu fesih nedeni yönünden ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsizdir.
2) Fesat iddiası yönünden;
İİK’nın 134/2. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken Türk Borçlar Kanununun 281. maddesi uyarınca; kanuna veya ahlâka (adaba) aykırı şekilde ihaleye fesat karıştırılmış olması, ihalenin feshi sebebidir. İhalenin amacına ulaşmasını ve malın gerçek değerine satılmasını, ihalenin sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunması ihaleye fesat niteliğindedir. Taraflar, fesat nedeni olarak ileri sürdükleri maddi vakıaları, tanık dahil her türlü kanıtla ispat edebilir.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun şikayet dilekçesinde, ihale öncesinde katılımcıların henüz ihale başlamadan mezat salonunun önünde bulunan kişiler tarafından tehdit edildiğini ve katılımlarının engellendiğini, … isimli şahsın ihaleye katılmaması için tehdit edildiğini, bu kişinin ısrarcı olması üzerine darp edildiğini, bu kişinin ihaleye katılmak için avukatı ile birlikte geldiğini, şikayeti üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/26115 Sor. sayılı dosyası ile
soruşturma başlatıldığını, ayrıca ihaleye katılmak isteyen …’ın avukatı …’un da bu olaylara şahit olduğunu ileri sürdüğü ve bu kişilerin tanık olarak dinlenmesini istediği, beyanına başvurulan …’in ihale alıcısı şirketin adamları olduğunu sonradan öğrendiği kişilerin ihaleye katılımını engellediğini, kavga sırasında polis geldiğini, daha sonra suç duyurusunda bulunduğunu, nakit teminatının yanında olduğunu, engellenmeseydi ihaleye katılacağını beyan ettiği, …’un da müvekkili … ile ihaleye katılmak için adliyeye gittiklerini, müvekkilinin yakalaması olduğunun anlaşılması üzerine tek başına mezat salonuna gittiğini, salonda kalabalık bir gurubun olduğunu “arkadaşlar burası bizim yerimiz, bu ihaleye kimse giremez” dediklerini ve sinkaflı küfürler ettiklerini duyduğunu, daha sonra salonun kapısından adını sonradan öğrendiği … isimli kişinin darp edildiğini gördüğünü, bu kişinin tutanak tutulmasını istediğini ancak tutulmadığını, olay yerine polis geldiğini beyan ettiği, beyanına başvurulan icra müdürü …’un da dışarıdan sesler geldiğini, ancak ne olduğunu bilmediğini beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince fesat iddiasının değerlendirilmediği, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm yerinde fesat iddiasının ispatlanamadığı yazılmış ise de tanık beyanlarına itibar edilmemesinin sebebinin açıklanmadığı, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de soruşturma dosyasının celbedilmediği ve toplanan delillerin değerlendirilmediği, bu şekilde ihalenin sağlıklı ve normal şartlarda yapılıp yapılmadığı yeterince incelenip değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm verildiği anlaşılmıştır.
3) Diğer fesih iddiaları yönünden;
Şikayetçi borçlu tarafından şikayet dilekçesinde, kıymet takdirine itiraz ve fesat iddiası dışında da sair fesih iddiaları ileri sürülmüş olup, her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, önceki içtihatlarımıza uygun olacak şekilde değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiş ise de; Dairemizin yukarıda yazılı görüş değişikliği nedeniyle, şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü ve aşamalarda tekrar ettiği fesih iddialarının esası incelenerek hüküm kurulmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 22.12.2022 tarih ve 2022/1498 E. – 2022/2061 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şikayetçi borçlunun esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…