YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1666
KARAR NO : 2023/1202
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
… İcra Ceza Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/78 Esas, 2022/9 sayılı kararı ile sanık … …, beyandan sonra mal ve kazançta olan artışı bildirmemek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 339/1. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci … Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2022/7 değişik … sayılı kararı ile hükmün 25.01.2022 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
… Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.11.2022 tarihli ve 94660652-105-08-5883-2022-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151163 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151163 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 Esas, 2006/231 Karar sayılı ilâmında yer alan “Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak
olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.” şeklindeki açıklama ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 339. maddesinde yer alan “Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; mal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Bu cezalara alacaklının şikâyeti üzerine karar verilir. Kişi, icra takibine konu olan borcu tamamen ödediği takdirde, bu ceza düşer.” şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 05.05.2020 tarihli ve 2020/2452 Esas, 2020/2981 karar sayılı ilamında yer alan “…disiplin ve tazyik hapsinin kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 10 güne kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde 10 gün hapsen tazyikine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; ..BOZULMASINA” biçimindeki açıklama nazara alındığında, dosya kapsamına göre, disiplin ve tazyik hapsinin kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 10 güne kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde 10 gün hapsen tazyikine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II.GEREKÇE
1.Sanığın, yargılama konusu eylemi için 2004 sayılı Kanun’un 339. maddesinde “on güne kadar disiplin hapsi” öngörüldüğü belirlenmiştir.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Sonradan kazanılan veya ziyadeleşen malların beyanı” başlıklı 77. maddesinde yer alan, “İcra dairesine vaki olan beyanda malı olmadığını bildirmiş veya borcuna yetecek mal göstermemiş yahut beyandan imtina etmiş olan borçlu sonradan kazandığı malları ve kazancında ve gelirinde vukua gelen tezayütleri yedi gün içinde mezkur daireye taahhütlü mektupla veya şifahi olarak bildirmeğe mecburdur.” ve “Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası” başlıklı 339/1. maddesinde yer alan, “Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; mal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 2/l. Maddesinde disiplin hapsi; “Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi” olarak tanımlanmıştır.
4.2004 sayılı Kanun’un da icra suçlarıyla ilgili hükümlerin 331 ilâ 345/b maddeleri arasında, muhakeme
usulüne ilişkin hükümlerinin ise 346 ilâ 354 üncü maddelerinde düzenlendiği, icra suçlarının, suç olarak düzenlenmek suretiyle hapis ve adlî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsi yaptırımına bağlananlar şeklinde ikili bir ayrıma tâbi tutulduğu, disiplin hapsi veya tazyik hapsinin, bir suç karşılığı olmayıp kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil karşılığı olarak uygulanan seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen yaptırımlardır.
5.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 Esas, 2006/231 karar sayılı ilâmında yer alan, “Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.” şeklindeki açıklama ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 339. maddesinde yer alan ” Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; mal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Bu cezalara alacaklının şikâyeti üzerine karar verilir. Kişi, icra takibine konu olan borcu tamamen ödediği takdirde, bu ceza düşer.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, disiplin ve tazyik hapsinin kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 10 güne kadar hapsen tazyiki yerine, yazılı şekilde 10 gün hapsen tazyikine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III.KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2022/7 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, sanık hakkında beyandan sonra mal ve kazançta artışı bildirmemek eyleminden dolayı hükmolunan disiplin hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında disiplin hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine;
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi.