YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1916
KARAR NO : 2024/275
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine başvurularında; borçlu … yönünden, takip dayanağı bononun diğer borçlu şirket ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilmesi ve isim, adres ve imza dışındaki tüm yazıların sonradan doldurulması nedeniyle takibin usulsüz olduğunu, borçlu … … A.Ş. yönünden ise, aynı alacağa dayalı olarak alacaklı tarafından şikayete konu kambiyo takibinden önce İstanbul … 14. İcra Müdürlüğünün 2017/19907 Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatılması nedeniyle işbu kambiyo takibinin mükerrer olduğunu ileri sürerek İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2017/40978 Esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo takibinin her iki borçlu yönünden de iptalini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince, teminat iddiasının sürede olmadığı, mükerrerlik iddiasının ise, her iki takipteki alacak tutarları ile tarafları farklı olmakla birlikte takip konusu alacakların aynı olduğuna dair alacaklının bir kabulünün de bulunmadığı gerekçeleriyle şikayetin reddine hükmedildiği, kararın şikayetçi borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu … yönünden ileri sürülen teminat senedi iddiasına ilişkin istinaf nedeninin incelenmediği, borçlu şirket yönünden ileri sürülen mükerrerlik iddiasına dayalı istinaf nedeni hakkında ise, İİK’nın 45 ve 167. maddeleri gereğince ipotekli takip başlatılmış olmasının kambiyo takibi yapılmasına engel olmadığı, kaldı ki ipotekli takipte taşınmazların satılmış olması nedeniyle işbu şikayet tarihi itibariyle devam eden bir ipotekli takip bulunmadığından bahisle başvurunun esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi borçlular tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
İİK’nın 45. maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167. madde hükmünün mahfuz olduğu, söz konusu 167. maddede ise; alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklının, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte bulunabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; alacaklı tarafından şikayetçi borçlu şirket hakkında, 17.11.2017 tarihinde, İstanbul … 14. İcra Müdürlüğünün 2017/29907 E. sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, 03.01.2018 tarihinde ise, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2017/40978 E. sayılı takip dosyasında aynı alacaklı tarafından, aynı borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapıldığı, alacaklının aşamalardaki beyanları gereğince her iki takip dosyasına konu alacağın aynı borç ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar daha önce başlatılan ipotekli takip, takip konusu ipotekli taşınmazların ihalesi sonucunda rehin açığı belgesi ile 16.02.2022 tarihinde kapatılmış ise de; mükerrerliğin, şikayete konu icra takibi tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği tabii olup, şikayet konusu kambiyo takibinin 03.01.2018 tarihinde başlatıldığı görülmekle, bu tarihte ipotekli taşınmazların henüz satılmadığı ve ipotekli takibin sona ermediği anlaşıldığından, alacaklının tercih hakkını ipotekli takip türünden yana kullandığının ve aynı borca ilişkin olarak başlatılan kambiyo takibinin mükerrer olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde aynı alacak için aynı borçluya karşı derdest bir icra takibi var iken mükerrer olarak ikinci bir takibin yapılması söz konusu olur. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup süresiz şikayete tabidir. Nitekim 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E. – 2023/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da aynı husus benimsenmiştir.
O halde İlk Derece Mahkemesince, şikayetin borçlu şirket yönünden kabulü ile derdestlik nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinin, şikayetçi borçlu şirket hakkında iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Şikayetçi borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 27.12.2022 tarih ve 2022/2145 E. – 2022/3912 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 24.3.2022 tarih ve 2021/904 E. – 2022/390 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.