YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/218
KARAR NO : 2023/1165
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Borçlunun çiftçi olduğunu ileri sürerek tarım arazisi niteliğindeki taşınmazının haczedilemeyeceği şikayeti nedeniyle taraflar arasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.02.2017 tarihli ve 2016/11069 Esas, 2017/2710 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak delil avansı yatırılmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.03.2019 tarihli ve 2018/15975 Esas, 2019/4577 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu vekili dava dilekçesinde; geçimini çiftçilikle sağladığını belirterek taşınmazı üzerine konulan haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2015/601 Esas, 2016/39 Karar sayılı kararı ile hacizli olan taşınmaz dışında davacının aynı köyde 189, 331, 1224, 1225, 484, 505, 795, 794 parsel sayılı taşınmazlarda da hissesinin bulunduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 27.02.2017 tarihli ve 2016/11069 Esas, 2017/2710 Karar sayılı kararı ile,
“…
Şikayetçi çiftçilikle geçimini sağladığını belirtmiş olduğundan, mahkemece öncelikle şikayetçinin çiftçilik yapıp yapmadığının yöntemince araştırılarak çiftçi olduğunun tespiti halinde söz konusu taşınmazlardaki tam veya hisseli mülkiyet durumu ve ekilen ürün durumu da değerlendirilerek kendisinin ve ailesinin geçimi için yetecek miktarı ayrılıp varsa fazlasıyla ilgili şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece hiçbir inceleme yapılmaksızın şikayetçinin taşınmazlarda hissesi bulunduğundan bahisle istemin reddi isabetsizdir…” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 02.11.2017 tarih, 2017/339 E. 2017/679 K. sayılı kararı ile delil avansı yatırılmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 18.03.2019 tarihli ve 2018/15975 Esas, 2019/4577 Karar sayılı kararı ile,
“…
Somut olayda, borçlunun çiftçilikle uğraşması nedeniyle malik olduğu taşınmaza yönelik haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu yargılama aşamasında vekilinin vekillikten çekilme dilekçesinin şikayet edene tebliği üzerine, asil şikayetçinin duruşmaya katılmadığı, delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş ise de; delil avansının yatırılması hususunda borçlu ya da vekiline herhangi bir tefhim ya da tebligat yapılmadığı, süreye ilişkin ara kararda sürenin “kesin” olduğunun belirtilmediği ve verilen sürede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının açıklanmadığı görülmektedir. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2012 tarih, 2012/9-1202-1218 E.- K. sayılı ilamı). HMK’nın 324. maddesi kapsamında delil ikame avansı niteliğinde olup, bu avansın süresinde yatırılmamasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın delilden vazgeçmiş sayılmasıdır. Mahkemece istenen masrafın gider avansı olarak adlandırılması, onun delil avansı olduğu gerçeğini değiştirmez.
O halde mahkemece, işin niteliğinin şikayet olduğu dikkate alınarak HMK’nın 324. maddesi kapsamında eksik delil avansının yatırılması için (avansın hangi işlere ilişkin olduğunun, hangi … için ne miktar avans yatırılacağı açıkça belirtilerek ve kesin sürenin sonuçları hatırlatılıp) borçluya usulüne uygun süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan yıllık net gelirin 3.310,12 TL olduğu belirtildiğinden, bu parselin davacı ve ailesinin geçimine yeterli olmadığı kanaatine varılmış, dinlenilen davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, davacının çiftçilik yaptığı, geçimini bu şekilde sağladığı, her ne kadar davacının İlçe Tarım Müdürlüğünde kaydı bulunmasa dahi tek başına bu hususların davacının çiftçilikle iştigal etmediği anlamına gelmeyeceği, düzenlenen bilirkişi raporunda davacının dava konusu taşınmazdan geliri dikkate alındığında bulunan aylık gelir miktarı asgari ücretin altında kaldığı, davacının adına kayıtlı diğer taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde küçük metrekareli taşınmazlar olduğu gerekçesi ile davacının haczedilmezlik şikayetinin kabulüne,… 5. İcra Müdürlüğünün 2012/2421 Esas sayılı dosyasından haciz konulan dava konusu … İli, … ilçesi, … Mahallesi 108 ada 200 parsel (eski 321) sayılı taşınmaza icra dosyasından konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verdi.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; davacı borçlunun on adet taşınmazla geçimini sağladığı ve bunlardan biri satıldığında ailesini geçindiremeyeceği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda da sadece davaya konu hacizli taşınmazın satılması neticesinde borçlunun elde edeceği gelir hesaplanmış olup davacı adına kayıtlı diğer taşınmazlardan elde edilecek gelirin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, Gerekçeli Kararda “davacının adına kayıtlı diğer taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde küçük metrekareli taşınmazlar olduğu anlaşılmıştır” denilerek soyut bir gerekçe sunulduğunu, davacı adına kayıtlı diğer taşınmazların davacıya ne kadar gelir getireceği hususu araştırılmadan bir karara varıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da göz önüne alındığında davacının haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazlardan elde ettiği gelir hesaplanarak bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çiftçilik nedeniyle haczedilmezlik şikayetine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi, İİK 82/4.
3. Değerlendirme
İİK’nın 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK’nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
İİK’nın 106. maddesinin haciz tarihi itibari ile uygulanması gereken hükmünde; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da, kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, İİK’nın 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen alacaklı o işlemin yapılması için gerekli masrafı avans olarak peşin yatırmalıdır. Az da olsa satış avansının yatırılmış olması halinde, usule uygun satış talebi yapılmış sayılır. İİK’nın 110. maddesi hükmüne göre, satış talebi yapıldığında, icra müdürünün, alacaklıdan, satış avansını 15 gün içinde depo etmesini talep etmesi gerekir. İcra müdürünce verilen süre içinde belirtilen satış avansı depo edilmez ise, anılan hüküm gereği haciz kalkar.
Şikayete konu taşınmaza 27.11.2014 tarihinde haciz konulduğu, alacaklı vekilinin 11.02.2015 ve 11.08.2015 tarihlerinde satış talebinde bulunduğu, icra müdürlüğünün 12.08.2015 tarihli kararı ile 4.000 TL. satış avansının 15 gün içinde dosyaya depo edilmesine karar verildiği, ancak bu avansın dosyaya yatırılmadığı görülmüş, İcra Müdürlüğünün 20.02.2023 tarihli cevabi yazısında da şikayet konusu taşınmaza ilişkin başkaca haciz ve satış talebi bulunmadığı, 27.07.2022 tarihinde 1.500,00 TL ve 29.09.2022 tarihinde 2.000,00 TL satış avansı yatırıldığı bildirilmiştir.
Buna göre; haciz tarihinden itibaren bir yıl olan satış isteme süresi içinde satış avansının yatırılmadığı, dolayısıyla İİK’nın 110/1. maddesi gereği, taşınmaz üzerindeki … bu haczin mahkemenin karar tarihinden önce düştüğü görülmekle mahkemece, şikayete konu 27.11.2014 tarihli haciz yönünden şikayet konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken 27.11.2014 tarihli haczin ayakta olup olmadığı değerlendirilmeden şikayetin esası incelenerek sonuca gidilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366 ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.