YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2301
KARAR NO : 2023/8314
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair fesih iddialarının yanı sıra, borcu ödeyerek alacağı temlik alan diğer borçlu … tarafından yeni bir takip başlatılması gerekirken aynı takibe devam edildiğini ve ipotekli taşınmazın satışının yapıldığını ileri sürerek 26.05.2022 tarihli ihalenin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince, ileri sürülen iddianın takibinin iptalini gerektirir mahiyette olmadığı ve taşınmazın muhammen bedelin üstünde bir bedelle satıldığı, borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu tarafından gerekçeli karar tebliğinden sonra ayrıntılı istinaf dilekçesi sunulmadığı ve kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Taşınmaz rehni, rehin hakkı sahibine, başkasına ait taşınmazın paraya çevrilmesi yolu ile elde edilen miktardan alacağını elde etme yetkisi veren bir sınırlı ayni haktır. Güvence sağladığı alacağa sıkı sıkıya bağlı feri bir hak niteliğinde olup Türk Medeni Kanununun 881-897 maddelerinde düzenlenmiştir.
Taşınmazın rehni (ipotek) ile güvence altına alınan bir alacak, diğer alacak haklarında olduğu gibi TBK’nın 162 ve sonrası hükümlerine uyularak devredilebilir. TMK’nın 891. maddesi hükmü bu devrin geçerli olması için özel bir şart öngörmediğinden devrin tapu siciline tescili bir geçerlik şartı değildir. Alacağın tahsili ile birlikte ipotek hakkı sahibi de değişmiş olur. Temlik alan temlik edenin sahip olduğu hak ve alacakların tümüne halef olur.
TMK’nın ipoteğin sona ermesi hallerinden birini düzenleyen ve “Borçtan sorumlu olmayan malikin hakkı” başlığını taşıyan 884/1 maddesinde, borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ifa ederek taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Böylece, TMK’nın 884/1 maddesi hükmüyle borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan taşınmaz malikine, borçluyla aynı koşullar altında taşınmaz rehnini sona erdirme yetkisi verilmiştir. Malikin bu yetkiyi kullanabilmesi için, rehin alacaklısının alacağının ödenmesi ön koşulu bulunmaktadır.
Diğer taraftan, TMK’nın 884/1 maddesinde düzenlenen ipotekten kurtarma hakkının kullanılması sadece taşınmaz üzerindeki ipoteği sona erdirir; borcu sona erdirmez. Nitekim TMK’nın 884/2 maddesinde, ipotekten kurtarma hakkının kullanılması sonucunda, alacağın borcu ifa eden malike geçeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, üçüncü kişi ipoteğinde taşınmaz malikinin, TMK’nın 884/1 maddesi uyarınca, borçluyla aynı koşullarda borcu ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi, alacağın sona ermesine değil; alacağın kanun gereği borcu ifa eden taşınmaz malikine geçmesine neden olur. Bu durum, borcu ifa eden taşınmaz maliki ile alacaklı arasında bir halefiyet ilişkisinin doğması sonucunu ortaya çıkarır. Tüm bunlar, TBK’nın 127. maddesinin taşınmaz rehni bakımından da uygulama alanı bulmasına yol açar ve alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin alacaklının haklarına halef olması sonucunu doğurur. Önemle belirtmek gerekir ki, TMK’nın 884/1 ve TBK’nın 127. maddesindeki bu sonuçların doğabilmesi için, taşınmaz üzerinde ayni hakka sahip olan rehinli taşınmaz malikinin taşınmazla güvence altına alınan borcun kişisel borçlusu olmaması gerekir. Bu kapsamda, taşınmazını başkasının borcu için ipoteğe konu edene malik, aynı zamanda aynı borç için kefil olarak borç ilişkisine dahil olursa, ikincil borçlu statüsüne gireceğinden, rehne konu alacağın ipotekli taşınmazın maliki olan kefil tarafından ödenmesi halinde, kefil ve alacaklı arasındaki halefiyet ilişkisi sadece kefilin rücu hakkını düzenleyen yasal düzenlemelere tabi olur.
Somut olayda alacaklı T.C. … tarafından 31.03.2008 tarihinde borçlu …’ya 100.000 TL limitli kredi kullandırdığı bu kredi sözleşmesine … ve diğerlerinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, asıl borçlu ve takipte tamamı rehin veren olarak gösterilen diğer hissedarlara ait ihalesi yapılan taşınmaz ile …’ya ait taşınmaz üzerinde kredi alacağını teminen banka lehine 10.08.2010 tarihinde 100.000,00 TL bedelle müşterek rehin tesis edildiği, alacaklı banka ile kredi sözleşmesinin kefili ve ipotek veren … arasında 8.06.2021 tarihli noterden onaylanan temlikname ile 102.746,46 TL temlik bedeli karşılığında alacağın faiz ve sair bütün hukuki vecibeleri ile birlikte temlik alana devredildiği, temliğin ipoteği de kapsadığının belirtildiği, alacaklı banka tarafından da bu tarihten sonra dosyada hiçbir işlem yapılmadığı görülmektedir. Kredi sözleşmesi ile kefil olduğu krediyi ödeyerek alacağı temlik alan rehinli taşınmaz maliki …’nın, borçtan kişisel olarak sorumlu olması nedeniyle TMK’nın 884/1 maddesine dayanarak ipotekli takibe devam etmesi ve kendi taşınmazı dışında müşterek rehne konu olan diğer taşınmazın satışını istemesi ve satış yapılması mümkün değildir. İhaleden önce dosya borcu ödenerek sona erdiğinden, bu hususun mahkeme tarafında da re’sen gözetilmesi gerekir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 21.12.2022 tarih ve 2022/2420 E. 2022/2233 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Polatlı İcra Hukuk Mahkemesinin 02.11.2022 tarih ve 2022/91 E. 2022/162 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…