YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/266
KARAR NO : 2023/1164
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
Kararın borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kamu düzenine aykırılık bulunmayan İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi/borçlular vekili dava dilekçesinde; satışa esas alınan muhammen bedelin taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000-TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000,00 TL olduğunu mükellefiyetler listesi düzenlenmediğini ilgililere tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kıymet taktirine itiraz üzerine kıymetin kesinleştiğini, peyin kendileri tarafından alacağa mahsuben 1.040.000,00 TL (Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) olarak sürüldüğünü, bu hususta gerektiğinde satışı gerçekleştiren İcra Müdürü ve tellalın tanık sıfatıyla dinlenebileceğini, davacıların iddia ettiği gibi bir pey sürülmediğini, hatta peyi (1.040.000,00 – Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) sürmelerinden sonra da satışın devam ettiğini, pey sürme işlemlerinin diğer ihale katılımcıları tarafından da gerçekleştirilmeye devam ettiğini, satış hazırlıklarının tamamlanmadığı yönündeki iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın reddine, borçluların ihale bedelinin %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ihale alıcısı cevap dilekçesinde; en yüksek teklifi kendisinin verdiğini, ihale öncesi ve ihale aşamasındaki tüm uygulamaların İcra Müdürlüğünce yasalar çerçevesinde yürütüldüğünü, alacaklı banka vekilinin ilk arttırma bedelini 1.040.000,00 TL olarak ifade ettiğini, 10.040,00 TL olmadığını, ihale salonundaki kameralar sesli kayıt yapıyorsa bu durumun tespit edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıymet taktirine itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği, kıymet takdirinin kesinleşmesinden ihale tarihine kadar İİK.128.madddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin dolmamış olduğu gibi, bu süreç içinde gayrimenkulün kıymetine etki edecek olağanüstü bir değişiklik de olmadığı, ihaleye 4 kişi katılmış ve sürülen pey neticesinde anılan taşınmazın 1.040.000,00 TL’den başlayan teklifler ile en son 1.155.000,00 TL’ye Davalı/3.Şahıs …’a ihale edildiği, ihaleye konu gayrimenkul üzerindeki kısıtlamalar ve takyidatların hem satış şartnamesinde hemde ilanda yer aldığı, ihaleye konu taşınmazda İİK 128/1 kapsamında bir mükellefiyet bulunmadığı, ihaleye hazırlık işlemlerine ilişkin her türlü şikayet, taraflara tebliğden itibaren 7 gün içinde yapılmak zorunda olup davacıların gayrimenkulün satış işlemlerinin usulsüz olduğu yönündeki itiraz ve şikayetlerini bu süre içinde yapmaları gerektiği, bu süre içinde yapılmayan ihaleye ilişkin şikayetlerin daha sonra dinlenmesi de hukuki olarak mümkün olmadığı, gerek ihale hazırlık işlemlerinde, gerekse ihale sırasında usul ve yasaya aykırı bir durum gerçekleşmediği gerekçeleri ile davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlular vekili istinaf dilekçesinde;satışa esas alınan muhammen bedel taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000,00 TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000-TL olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, davacı tarafın, satış ilanı tebliğ ile 10.06.2021 tarihinde satış ilanından haberdar olmakla, bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde satış ilanına yönelik şikayette bulunmadığından sonradan bu hususları ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremeyeceği, kıymet taktirinin itiraz sonucu kesinleştiği, pey tutanağında maddi hata sonucu davalı alacaklı tarafın sürdüğü peyin, sehven bir tane sıfır fazla yazılmak suretiyle hatalı yazıldığı, bu hususun ihalenin feshine sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, re’sen incelenecek sebepler bakımından da ihalenin feshini gerektirir bir durum bulunmadığı, İİK’nın 134. Maddesi uyarınca, davacı taraf aleyhine para cezasına hükmedilmesi için gerekli yasal koşullar da oluştuğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki sebepler aynen tekrar edilerek kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.İİK’nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;
“İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. ” hükmü getirilmiştir.
2.Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
3. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
4. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re’sen değerlendirilir.
5. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’nın 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
“134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.” hükmünü içermektedir.
3. Değerlendirme
1-Şikayetçi borçlu … Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Şikayetçi borçlu … Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’sen yapılan değerlendirmede;
Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlular aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Borçlulardan … ve … yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasında; “İhalenin feshini, Borçlar Kanunu’nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerin” isteyebileceği hususu düzenlendikten sonra, aynı madde ayrıca “…talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkum eder. Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamaz” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme göre “tapu sicilindeki ilgililer” de hukuki yararları olmak kaydı ile ihalenin feshi şikâyetinde bulunabilirler. Ancak tapu sicilindeki ilgililerden tapu sicil kaydında yazılı olan ve tapu sicil kaydının incelenmesi ile görülebilen kişiler anlaşılmalıdır. Tapu sicilindeki ilgililere örnek olarak ipotek alacaklıları, irtifak hakkı sahipleri, haciz alacaklıları, paylı mülkiyet satışında taşınmazın diğer paydaşları, tapu siciline şerh verilmiş ön alım, alım ve geri alım hakkı sahipleri ile tapu siciline şerh verilmiş olan taşınmaz satış vaadi alacaklısı cebri satışı da önleyecek şekilde lehine ihtiyati tedbir kararı almış olan kişiler verilebilir. “Tapu sicilindeki ilgililer” kapsamına tapu sicilinde tescil edilmemiş mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahipleri girmez ve yorum yolu ile de tapu sicilindeki ilgililer kavramı genişletilemez.
Somut olayda, Çanakkale 3. İcra Dairesi’nin 2019/13457 Esas sayılı icra takip dosyası ile alacaklı banka tarafından kredi sözleşmesinin asıl borçlusu … Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile, …, ipotekli taşınmaz malikleri … ve dava dışı … aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, şikayete konu 306 Ada 4 Parsel 39 numaralı bağımsız bölümün satışı yoluna gidildiği ve şikayetin, ipotekli taşınmaz maliki … Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olduğu; şikayetçiler … ve …’un Kredi Sözleşmesinin asıl borçlusu ve satışa konu ipotekli taşınmazın maliki olmayıp, …’un müteselsil kefil, …’un müteselsil kefil ve ipotek verilen diğer taşınmazın (şikayete konu olmayan) maliki olduğu, tapu sicilindeki ilgili veya ihaleye pey süren kişi de olmadıkları görülmektedir.
Şikayetçi …’un asıl borçlu lehine taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki olarak takipte yer aldığı görülmüş ise de kendi adına kayıtlı olmayan taşınmaza ilişkin ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir.
Yukarıda yazılı maddede, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Bu durumda şikayetçiler … ve …’un ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi uyarınca, şikayet hakkı bulunmayan şikayetçilerin açtığı davada dava şartı gerçekleşmediğinden, bu hususun her aşamada kamu düzeni nedeniyle re’sen değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, ihalenin feshi talebinin, şikayetçiler … ve … yönünden aktif husumet (şikayet hakkının) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan reddi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak istemin, İİK’nın 134/2. maddesi uyarınca şikayetçinin aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmaması nedeniyle reddi halinde işin esasına girilmemiş olacağından, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca şikayetçiler … ve … aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceğinden mahkemece şikayetçinin para cezasına mahkum edilmesi isabetsiz ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2022 tarih ve 2022/727 E. – 2022/2699 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),
2- Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09.12.2021 tarih ve 2021/ 915 E. – 2021/995 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin ikinci paragrafında yer alan “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %10 tutarında para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin tamamen silinerek karar metninden çıkartılmasına, yerine; “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %5’i tutarında para cezasının davacı … Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’den alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Üye Dr. …’in Karşı Oy Yazısı :
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte şikayetçi şirket kredi borçlusu, …, … ipotek veren üçüncü kişi olup borçlu şirket ile birlikte takibin borçlu tarafından mecburi takip arkadaşı durumundadırlar.
İhalenin feshi istemine konu taşınmaz borçlu şirkete ait olup, 16.11.2021 tarihinde 1.155.000,00 TL bedelle …’a ihale edildiği görülmüştür.
Her ne kadar ihalenin feshini isteyen … ve … ihaleye konu taşınmaz tapu kaydında İİK 134/2 maddesinde yazılı “tapu sicilindeki ilgililer” kapsamında değil iseler de takip talebinde borçlu olarak yer aldıkları için İİK 134/2 maddesinde yazılı borçlu olduklarından ihalenin feshini şikayetinde bulunma hakları vardır. Borçlu şirket takibe konu borçtan kredi sözleşmesi ile şahsen borçlu gerçek şahıs olan ipotek veren üçüncü kişiler taşınmazları ile aynen sorumlu olup aynı zamanda kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumundadırlar. Borçlu şirkete ait ipotekli taşınmazın ihalesinin feshinde hukuki yararları bulunmaktadır. Çünkü borçlu şirkete ait taşınmaz ihalede ne kadar yüksek bedelle alıcı bulur ise aynı borçtan taşınmazları ipotekli olduğu için o miktar kadar ipotek borcu azalacaktır.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddi kararının onanması görüşünde olduğumdan; şikayetçi … ve …’un şikayet hakları bulunduğu için usulden reddi ve İİK 134/2. maddesine göre para cezası verilmemesi şeklinde düzeltilerek onanması kararına katılamıyorum.27.02.2023