Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/483 E. 2023/4934 K. 13.09.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 20:53


YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/483
KARAR NO : 2023/4934
KARAR TARİHİ : 13.09.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi


Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:



2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:


I. DAVA
Davacı alacaklı dava dilekçesinde; haciz mahallinde borçlu adına çok sayıda belge bulunduğunu, borçlu ve 3. kişi şirket yetkilileri arasında akrabalık bağı olduğunu, borçlu ile 3. kişilerin birlikte hareket ettiğini ve muvazaalı işlemler yaptıklarını ileri sürerek davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı üçüncü kişi vekili cevap dilekçesinde; haciz yapılan yerin malikinin müvekkili şirket yetkilisi Cemalettin Şahin olduğunu, haczin müvekkili şirket adresinde yapıldığını, müvekkili şirket yetkilisi Cemalettin Şahin'in, 1991 yılında faaliyete başladığını, 2014 yılında şahıs şirketini Anonim Şirkete dönüştürerek tek yetkilisi ve ortağı olduğunu, dayanak senedin düzenleme tarihinin müvekkili şirketin kurulmasından çok sonra olduğunu,haciz mahallinde borçlu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı borçlular vekili; haciz mahallinin müvekkillerine ait olmadığını, haciz esnasında müvekkillerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haciz mahallinde borçlu adına çok sayıda belge bulunduğunu, borçlu şirketin ismi yazılı duvar saatinin görüldüğünü, borçlu Kazım ile davacı şirket yetkilisi Cemalettin Şahin arasında baba oğul ilişkisi olması, evvelki dönemlerde Cemalettin Şahin'in borçlu şirketin ortağı olması gibi gerekçelerle boş müşteri bilgi formlarını içerir belgelerin ve duvardaki eşantiyon saatin organik ilişkinin varlığını göstermeyeceği, davacı tarafça ileri sürülen, borçlu şirket ünvanındaki yazı tipi ile davalı 3. şahıs şirketin ünvan ve tanıtımlarındaki yazı şekil benzerliğinin de organik ilişkinin varlığını ispatlar nitelik ve yoğunlukta olmadığı, borçlu şirketin süreklilik arzeder şekilde davalı 3. şahıs şirket şube adresinde toplantı yaptığı ileri sürülmediği ve ispatlanmadığı gibi, aynı adresin fiilen kullanımdan kaynaklı ticari ilişki veya hukuki sonuç doğuracak başkaca olguların varlığı ispatlanamadığı, davacı tarafın dayandığı röportaj ve haber ayrıntılarının taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin doğumunu ilgilendiren yönü bulunmadığı, borçlu ... tarafından verilen bazı beyanların olduğundan farklı görünme ve göstermeye yönelik pazarlama ya da reklam amaçlı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı alacaklı, borçlu ile davalı 3. kişi şirket arasında organik bağ olduğunu, borçlu şirket ile davalı 3. kişi şirketlerin grup şirketler olduğunu, birlikte hareket ettiklerini, İlk Derece Mahkemesince, videoların pazarlama ve reklam amaçlı olduğu sonucuna ne şekilde varıldığı anlaşılamadığını, borçlu şirketin yönetim kurulu toplantılarının 3. şahıs şirket adresinde yapıldığının her iki şirketin kabulünde olduğunu, dayanılan faturaların borcun doğum tarihinden sonraya ilişkin olduğunu ve haczedilen mallara ilişkin olup olmadığının anlaşılamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3. kişi şirket yetkilisi Cemalettin Şahin 'in borçlu şirket kurucu ortaklığından ayrıldıktan sonra borçlu şirket ve 3. kişi şirketin grup firma çatısı altında birlikte fuarlara katıldıkları, mesleki haber programlarındaki röportajlarında ve internet sitesi tanıtım beyanları ile aynı çatı altında birlikte hareket ettiklerine yönelik kabullerinin olduğu, borçluya ilişkin haciz mahallinde 60-65 adet alt kısmında borçlu şirketin isminin yer aldığı, davalı borçlu şirketin de grup şirketin içine dahil olduğunu belirtir belge bulunduğu, şirketlerin faaliyet alanlarının aynı olduğunu, 3. kişi şirket ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğunun kabulü gerektiği, mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı gerekçesi ile başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı borçlular vekili; 3. kişi ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin döviz ve külçe altın, 3. kişinin ise kuyumculuk işi ile uğraştığını, müvekkilinin haciz mahallinde şubeleri olmadığını, belirterek kararın bozulmasını istemiştir

2.Davalı üçüncü kişi; borçlu ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu, aralarında organik bağ olmadığını, haciz mahallinde bulunan eski eşantiyon saat, ve boş müşteri formları ile taraflar arasında organik bağ kurmaya çalışıldığını, borcun doğumundan çok önceye ait youtube sayfası içeriğindeki haberlerin organik bağa delil olmayacağını, sırf baba-oğul ilişkisi nedeniyle şirketler arasında bağ kurulmaya çalışıldığını, yargıtay ilamına göre haczin İİK 99. madde hükmüne göre yapıldığının kesin olarak belirlendiğini, İstinaf mahkemesinin usuli kazanılmış hakka ilişkin kesinleşmiş kararı görmezden gelerek ispat külfetinin 3. kişide olduğunu ileri sürmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 97 ve 99 uncu maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava konusu 12.11.2019 tarihli hacze ilişkin olarak İcra Müdürlüğü tarafından alacaklı tarafa 17.11.2019 tarihinde istihkak davası açmak üzere süre verildiği, alacaklı tarafından haciz işleminin İİK’nın 99 maddeye yapılmasına ilişkin kararına yönelik şikayet başvurusu Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22.11.2019 tarih, 2019/494 E. 2019/801 K. sayılı kararı ile reddedildiği, karara karşı istinaf yoluna gidildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2020/118 E. ve 2020/2596 Karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/6847 E., 2022/1287 Karar sayılı ilamı ile kararın onandığı görülmektedir. Davalı üçüncü kişi,ispat külfetine ilişkin kesinleşmiş karar görmezden gelinerek karar verildiğini iddia etmiş ise de, icra mahkemesine şikayet üzerine haciz mahallindeki ilk andaki duruma göre dava açma külfeti taraflardan herhangi birine yükletilmiş olsa dahi istihkak davalarında mülkiyet karinesi ve ispat yükü sadece tarafların dosyada davalı veya davacı olup olmamasına göre değil, haczin yapıldığı yerin takip dosyasındaki adreslerle bağlantısı, haciz sırasında haciz mahallinde bulunan kişiler ve adresin borçluyla irtibatını kuracak bir takım bilgi ve belgelere rastlanması, takibin tarafı ve 3. kişinin ticaret sicilde ve vergi dairesinde kayıtlı adresleri ile ortaklık yapıları ( hisse devirleri- tarihleri) gibi bir çok veri birlikte değerlendirilerek ortaya konulmaktadır. Bu sebeple dar yetkili icra mahkemesince verilen ispat külfetine ilişkin kararın, genel hükümlere göre yargılama yapılan istihkak davasında tartışılarak ispat külfetinin yer değiştirmesi ve bu değişiklik esas alınıp karar verilerek sonuca gidilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu durumda, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı 3. kişi vekili ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 16.133,11'er TL onama harcı için peşin alınan 4.034,00'er TL harcın mahsubu ile kalan 12.099,11'er TL harcın temyiz edenlerden tahsiline,


Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.