Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/562 E. 2023/1019 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/562
KARAR NO : 2023/1019
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

SUÇ : Ticareti usulüne aykırı terk etmek
HÜKÜM : Şikayet hakkının düşürülmesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve dosyanın 16.01.2023 tarihi itibariyle Dairemize gönderildiği anlaşılmakla gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 30.11.2015 havale tarihli dilekçesi ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 337/a ncı maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
2.Ortaca İcra Ceza Mahkemesinin, 27.06.2016 tarihli kararı ile şikayetçi vekilinin İİK’nun 347 inci maddesinde düzenlenen süreler geçtikten sonra 30/11/2015 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Müşteki vekilinin temyiz isteği, her ne kadar sanıkça vergi kaydı sildirilmiş ise de, ticari faaliyetin

devam ettirildiği, tek başına vergi kaydının sildirilmesinin beraati gerektirmediği, ayrıca dava tarihi itibariyle sanığın ticari faaliyetini usulsüz terk ettiğini öğrendikleri, ondan öncesinde muttali olmalarının mümkün olmadığı, borçlu- sanığın alacaklısından mal kaçırmak için sürekli muvazaalı işlemlere başvurduğu, son olarak iş yerinde yapılan hacizde borçlunun orada olduğunun görüldüğü, borçluya dair çok sayıda evrak tespit edildiği, şikâyet hakkının, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanıldığı, ticareti terk hükmüne aykırılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle TCK’nun 102/5 maddesi ile 104/2 maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiğinden sair yönler incelenmeksizin hükmün bu nedenden dolayı İİK’nun 366 ıncı maddesi uyarınca bozulması gerektiği, sanık hakkında mahkumiyet kararı yerine beraat kararı verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğu, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın İİK’nun 44 ncü maddesine göre terk keyfiyetini 15 günlük süre içinde kayıtlı bulunduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmaksızın ticareti terk ettiği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 337/a ıncı maddesinde düzenlenen ticareti usulüne aykırı terk etmek suçunun, suç tarihi itibariyle İİK’nın 347. maddesinde belirlenen üç aylık ve bir yılık şikayet sürelerine tabi olduğu ve Ortaca Mal Müdürlüğü’nün 10.12.2015 tarihli cevabi yazısında borçlunun, 25.03.2014 tarihinde işi terk etmiş olduğunun bildirildiği, bu haliyle suç tarihinin 25.03.2014 tarihi olduğu , müşteki vekilinin suça konu olayda bir yıllık süre geçtikten sonra 30.11.2015 tarihinde şikayetçi olduğu nazara alındığında, şikayetin yasal süre içerisinde yapılmamış olduğu tespit edilmiştir.
2.Sanık hakkında müşteki vekilinin bir yıllık yasal süre geçtikten sonra 30.11.2015 tarihinde şikayetçi olması nedeniyle açılan davada şikayetin süresinde yapılmamış olması nedeniyle İİK’nun 347 inci maddesi gereğince müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Müşteki vekilinin her ne kadar sanıkça vergi kaydı sildirilmiş ise de, ticari faaliyetin devam ettirildiği, tek başına vergi kaydının sildirilmesinin beraati gerektirmediği, ayrıca dava tarihi itibariyle sanığın ticari faaliyetini usulsüz terk ettiğini öğrendikleri, ondan öncesinde muttali olmalarının mümkün olmadığı, borçlu- sanığın alacaklısından mal kaçırmak için sürekli muvazaalı işlemlere başvurduğu, son olarak iş yerinde yapılan hacizde borçlunun orada olduğunun görüldüğü, borçluya dair çok sayıda evrak tespit edildiği, şikâyet hakkının, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanıldığı, ticareti terk hükmüne aykırılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle TCK’nun 102/5 maddesi ile 104/2 maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiğinden sair yönler incelenmeksizin hükmün bu nedenden dolayı İİK’nun 366 ıncı maddesi uyarınca bozulması gerektiği, sanık hakkında mahkumiyet kararı yerine beraat kararı verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğu, kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, şikayetin yasal süresinde yapılmamış olduğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle;

Ortaca İcra Ceza Mahkemesinin, 27.06.2016 tarihli ve 2015/537 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararında müşteki vekilince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden müşteki vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.