Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/575 E. 2023/1633 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/575
KARAR NO : 2023/1633
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 10.06.2014 havale tarihli dilekçesi ile; borçlu şirket … İnşaat Ltd.Şti. aleyhine … 2. İcra Müdürlüğünün 2012/12717 Esas sayılı icra dosyası ile ilamlı icra takibi yapıldığı, borçlu şirketin süresinde takibe itiraz ederek durduğu, itirazen takibin durmuş olmasına rağmen itirazın iptali davası neticesinde itiraz kaldırılarak takibe devam edildiği ve takibin kesinleştiği, 14.04.2014 tarihinde borçlu şirketin sistemde kayıtlı olan adresine hacze gidildiği, şirketin belirtilen adreste olmadığı, uzunca
bir süredir faaliyette bulunmadıklarının ve işyerine uğramadıklarının tespit edildiği, borçlu şirket yetkilisinin 08.05.2014 tarihli mal beyanına ilişkin dilekçesinde şirketin faaliyetine devam etmediği ve ödeme gücünün bulunmadığını ikrar ettiği, borçlu şirket yetkilisinin İİK’nın 345/a maddesinde belirtilen

kanun hükümlerine aykırı hareket ettiği, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek alacaklının mağduriyetine sebep olduğu, alacaklının mağduriyetinin giderilmediği, belirtilen nedenler ile borçlu şirket yetkilisi sanık hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 345/a maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.

2…. 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan beraatine karar verilmiştir.

3…. 5. İcra Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11.06.2018 tarihli ve 2017/2026 Esas, 2018/7137 Karar sayılı kararı ile “…İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. (6762 sayılı TTK’nın 324.) maddesinde öngörülen koşullarda şikayet tarihi itibariyle şirketin aktif ve pasif durumu belirlenerek, sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, borçlu şirkete ait ticari defter ve kayıtların yanı sıra borçlu şirketin banka hesaplarının bulunduğu yerden temin edilip, şirketin vergi borçları ile kesinleşmiş icra takip dosyalarındaki borçları da pasife dahil edilecek şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, şikayet tarihi olan 10.06.2014 tarihi itibariyle mevcut durumu tespit etmeyip sadece kayıtlar üzerinde inceleme yapan ve defterlerde görünen malvarlığının fiilen bulunup bulunmadığı incelenmeksizin düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, …” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4…. 5. İcra Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Müşteki vekilinin temyiz isteği, sanığın suç teşkil eden eyleminin her türlü şüpheden uzak şekilde sabit olmasına rağmen verilen beraat kararında hiç bir isabet bulunmadığı, 14.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların ek bilirkişi raporunda değerlendirilmediği gibi asıl rapor gibi ek raporda da eksik inceleme ve bir takım soyut gerekçeler ile hatalı değerlendirmeler yapıldığı, anılan hükmün de bu doğrultuda verildiği, dosyada alınan raporda, bilanço hesabının salt mali tablolar, beyanname ve ticari defterlerin incelenmesine dayanmasının yeterli ve doğru sonuçlar doğurmadığı, bilirkişi raporunda anılan dosya borçlarının pasif kaydında değerlendirilmeden bilanço hesabına gidilmesinin ve bu hatalı değerlendirme neticesinde sanığın beraatine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, yine borçlu şirketin Sosyal Güvenlik … İl Müdürlüğü ve vergi dairelerine olan borçlarının bulunduğu, herhangi bir ödemenin olmadığının tespit edildiği, ancak şirketin pasif hesabının dikkate alınmadığı, salt gerçeğe aykırı şekilde tanzim edilen şirkete ait ticari defter ve kayıtlara göre hareket edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, esas mahkeme dosyasındaki asıl bilirkişi raporu içeriğinde şirketin cari oran değerlendirilmesinde cari oranının 1,5-2 aralığında olması gerekirken 2014 yılında 0,95 olduğunun belirtildiği, cari oranın, şirketin ödeme gücünü göstermekte olduğu, şirketin belirlenen cari oranının, borcu ödeme hususunda yeterli olmadığının belirlendiği, şirketin asist test oranı ile finansal kaldıraç oranına bakıldığında şirketin malvarlığının borçlardan oluştuğu ve ödemelerde güçlük çekeceğinin tespit edildiği, tüm bu verilere rağmen mahkemece, şirketin 2014 yılı itibariyle borca batık olmadığı yönündeki değerlendirmenin ve bu yönde verilen kararın kabulünün mümkün olmadığı, borçlu şirketin defterlerinde yapılan incelemelerde hatalar olduğu, fatura miktarları ile maliyet unsurları arasında dikkat çekici şekilde dengesizliklerin bulunduğunun belirtildiği, anılan defterler usul ve yasaya aykırı şekilde tanzim

edildiğinden hükme esas alınmasının da mümkün olmadığı, ancak mahkemece bu hususun dahi değerlendirilmeye alınmamış olduğu, borçlu şirket yetkilisinin 08.05.2014 tarihli mal beyanına ilişkin dilekçesinde şirketin faaliyetine devam etmediği ve ödeme gücünün bulunmadığının ikrar edildiği, sanığın yükümlülüklerini yerine getirmediğinin sabit olduğu, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 345/a maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran bir nedenin de olmadığı, şikayet tarihi olan 10.06.2014 tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar sanık hakkında zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 10.06.2022 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2018/821 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.