Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/577 E. 2023/1635 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/577
KARAR NO : 2023/1635
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Asıl dosyada müştekinin 05.07.2013 tarihli dilekçesi ile; borçlu … Otomotiv Mobilya Ltd. Şti. hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2012/8012 Esas sayılı dosyasından takip yapıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu şirketin şubelerinin adresine haciz için gidildiği, haciz için gidildiğinde borçlu şirketin şubelerinin takipten kısa bir süre önce devir edildiğinin tespit edildiği, ayrıca borçlu şirkete ait araçların da üçüncü kişilere devir edildiği, borçlu şirket hakkında birden fazla takip yapıldığı, ancak hiçbir dosyada alacaklarını alamadıkları, sanıkların borçlu şirket temsilcisi olduğu ve şirket temsilcisi olan sanıkların takipten kısa bir süre önce borçlu şirkete şubelerini devir ettiği, ayrıca araçlarını da devir ettiği, borçlu şirket yetkilisinin alacaklılarını zarara uğratmak amacı ile mevcudunu eksilttiği, bu
nedenle borçlu şirket yetkilisi sanıklar hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

2.Birleşen … 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2013/879 Esas sayılı dosyasında müştekinin 04.07.2013 tarihli dilekçesi ile; borçlu … Otomotiv. Mobilya Ltd. Şti. hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2012/8706 Esas sayılı dosyasından takip yapıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu şirketin şubelerinin adresine haciz için gidildiği, haciz için gidildiğinde borçlu şirketin şubelerinin takipten kısa bir süre önce devir edildiğinin tespit edildiği, ayrıca borçlu şirkete ait araçların da üçüncü kişilere devir edildiği, borçlu şirket hakkında birden fazla takip yapıldığı, ancak hiçbir dosyada alacaklarını alamadıkları, sanıkların borçlu şirket temsilcisi olduğu ve şirket temsilcisi olan sanıkların takipten kısa bir süre önce borçlu şirkete şubelerini devir ettiği, ayrıca araçlarını da devir ettiği, borçlu şirket yetkilisinin alacaklılarını zarara uğratmak amacı ile mevcudunu eksilttiği, bu nedenle borçlu şirket yetkilisi sanıklar hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

3. … 3. İcra Ceza Mahkemesinin, 16.05.2014 tarihli kararı ile sanıklar hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan ayrı ayrı beraatlerine, karar verilmiştir.

4. … 3. İcra Ceza Mahkemesinin, 16.05.2014 kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 29.05.2018 tarihli ve 2015/25232 Esas, 2018/6448 Karar sayılı kararı ile “… somut olayda; şikayetçi vekilince; borçlu şirketin şubelerinin adresine haciz için gidildiğini haciz için gidildiğinde borçlu şirketin şubelerini takipten kısa bir süre önce devir ettiklerini tespit ettiklerini ayrıca borçlu şirkete ait araçlarının da 3. kişilere devir edildiğini borçlu şirket hakkında bir den fazla takip yaptıklarını ancak hiçbir dosyada alacaklarını alamadıklarını sanıkların borçlu şirket temsilcisi olduğunu ve şirket temsilcisi olan sanıkların takipten kısa bir süre önce borçlu şirkete şubelerini devir ettiğini ayrıca araçlarını da devir ettiğini bu eylemlerin alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla yapıldığının iddia edilmesi karşısında; devredilen ve devralan şirketler arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunup bulunmadığının ve ticari işletmenin borcunun alacaklıları zarara uğratmak maksadıyla ödememe durumunun olup olmadığının tespiti açısından, tüm adı geçen şirketlere ait defter ve belgeler üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması, yaptıkları satışlar ve verdikleri hizmetler araştırılarak ayrıca aynı suçtan dolayı aynı sanıklar hakkında müştekisi aynı olan … 2. İcra Mahkemesinin 2013/879 Esas sayılı dosyasından da şikayette bulunulduğunun anlaşılması nedeniyle, suçun tek suç olup olmadığı veya sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği hususlarının tartışılıp değerlendirilmesi için dosyaların birleştirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturmayla yazılı şekilde yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. … 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 23.09.2021 tarihli kararı ile; davanın 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, karar verilmiştir.

6. … 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 23.09.2021 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01.03.2022 tarihli ve 2021/11971 Esas, 2022/2511 Karar sayılı kararı ile “…Mahkemece her ne kadar 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesi gereğince davanın

gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verilmiş ise de ; sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK’nun 66-(1)e ve 67. maddelerine göre 8 yıl olağan, 12 yıl olağanüstü zaman aşımına tabi olduğu, sanıklardan …’ün birleşen dosya kapsamında mahkeme huzurundaki savunmasının 04.04.2014 tarihinde alınmış olması ile zamanaşımının kesildiğinin ve zamanaşımı süresinin henüz dolmadığının anlaşılması karşısında, mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

7…. 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli kararı ile; sanıklar …, …, … ve … hakkında alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan neticeten 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık … vekilinin temyiz isteği, zamanaşımını kesen son işlemin 04.04.2014 tarihindeki sorgu olduğu, 04.04.2014 tarihinden sonra yeniden 8 yıllık zamanaşımı süresinin başladığı ve 04.04.2022 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığı, eldeki davada olağanüstü zamanaşımı süresini uygulamak için hiçbir gerekçe yokken olağanüstü zamanaşımı süresinin uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, borca karşılık yapılan bir devrin sırf İİK gereğince iptale tabi olduğundan bahisle sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, somut olayda sanıkların yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmakla birlikte ticari hayat bakımından kabul gören devirler olduğu, müşteki tarafından da sanığın kastının bu yönde olduğuna dair bir delil sunulamadığı, yerel mahkeme hükmünün bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık … vekilinin temyiz isteği, yerel mahkeme tarafından suç tarihinin 20.09.20212 tarihi olduğu ve zamanaşımı süresini kesen işlemin ise 04.04.2014 tarihli mahkemede alınan sorgunun olduğu kabul edildiğinden, 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve sanık yönünden işbu suç işlenmediği gibi kabul olmamakla birlikte işlenmiş olduğu düşünülse dahi cezalandırılamaz bir hal aldığı, yerel mahkeme tarafından 04.04.2022 tarihi itibariyle olağan zamanaşımı süresinin dolduğu hususu göz ardı edilerek yargılamanın 12 yıllık olağanüstü zamanaşımına tabi olduğu şeklinde hatalı değerlendirme yapıldığı, eldeki davada olağanüstü zamanaşımı süresini uygulamak için hiçbir gerekçe olmadığı halde olağanüstü zamanaşımı süresinin uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekli iken cezalandırma kararı ile yanlış değerlendirme yapıldığı, 8 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı, ayrıca dava zamanaşımını kesen sebeplerin mevzu bahis olmadığı, bu nedenle yerel mahkemece, davanın 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşürülmesi gerektiği, borca karşılık yapılan bir devrin sırf İİK gereğince iptale tabi olduğundan bahisle sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, atılı suçun işlenebilmesi için sanıkların yaptığı tasarrufların sırf alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla yapılmış olmaları gerektiği, ancak somut olayda sanıkların yaptığı işlemler hukuka uygun olmakla birlikte ticari hayat bakımından kabul gören devirler olduğu, müşteki tarafından da sanığın kastının bu yönde olduğuna dair bir delil sunulamadığı, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

3.Sanık … vekilinin temyiz isteği, sanık …’ün isnat edilen suçu işlediğini kabul anlamına gelmemekle beraber olay tarihi olan 20.09.2012 tarihinden itibaren 8 yıl geçtiği ve olayın

zamanaşımına uğradığı, sanığın ifadesinin mahkeme huzurunda 04.04.2014 tarihinde alındığı, zamanaşımın 04.04.2014 tarihinde kesilmiş olduğu düşünülse dahi isnat edilen suçun 04.04.2022 tarihinde zamanaşımına uğramış olduğu, her ne kadar bu durum defaatle belirtilmiş olsa da mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, zamanaşımının 04.04.2022 tarihi itibariyle 8 yılın dolmuş olması ile gerçekleştiği, zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu ileri sürülmüş de olsa, mahkemece gerekçe gösterilmeksizin dikkate alınmadığı, kesilme tarihinden sonra dahi gerçekleşen zamanaşımının dikkate alınarak dosyanın düşürülmesine, aksi kanaat halinde ise sanığın beraatine karar verilmesi, yine dosya içerisinde mevcut 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun da mahkemece hiçbir şekilde hükme esas alınmadığı, sanığın “alacaklısını zarara uğratma” kastının bulunmadığı, sanığın kastı yani suçun manevi unsurunun bulunmaması hasebiyle suçun oluşmadığı, oluşmayan bir suç nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin de açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının kaldırılması , zamanaşımının kesilme tarihi olan 04.04.2014 tarihi itibariyle dahi zamanaşımının gerçekleşmiş olması ve kaldı ki suçun unsurlarının bulunmaması nedeniyle suçun oluşmadığı hususları göz önünde bulundurularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

4.Sanık … vekilinin temyiz isteği, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte suç tarihi olan 20.09.2012 tarihinin üzerinden 10 yıl geçtiği ve yerel mahkemeye göre zamanaşımını son kesen işlemin 04.04.2014 tarihi olduğundan 8 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davanın zamanaşımına uğradığı, davada olağanüstü zamanaşımını uygulamayı gerektiren bir sebep bulunmadığı halde mahkemece düşme kararı yerine cezalandırma kararı verilmesinin yerinde olmadığı, her ne kadar sanık yönünden, beyanında taşınmazları satın aldığı ipotek borcu nedeniyle mağdur olduğu ve yeniden satmak durumunda kaldığı, ödeme yapılmadığı beyanına dayanılarak ikrarda bulunulduğu iddiası ile mahkumiyet kararı verilmişse de verilen kararın hatalı olduğu, somut olayda sanıkların yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmakla birlikte ticari hayat bakımından kabul gören devirler olduğu, müşteki tarafından da sanığın kastının bu yönde olduğuna dair bir delil sunulamadığı, bu durum tespit edildiğinde sanıkların alacaklılarını zarara uğratma saikiyle hareket edip etmedikleri, bedel itibariyle borç ile devir bedelleri arasındaki farkı tespit edilebilecekken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğu ve kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Şikayet tarihinin 04.07.2013 tarihi olduğu, sanık …’ün savunmasının alındığı 04.04.2014 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 04.04.2022 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve

2022/122 Esas, 2022/350 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.