Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/638 E. 2023/4883 K. 12.09.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 19:15
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/638
KARAR NO : 2023/4883
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
I. DAVA
Şikayetçi borçlu vekili dava dilekçesinde: Satış ilanı ve şartnamede taşınmazın esaslı vasıflarının yazılı olmadığını, ilanın yayınlandığı gazetenin tirajının düşük olduğunu, satış ilanının müvekkiline usule uygun tebliğ edilmediğini, Tebligat Kanunu m. 21/1 hükmüne göre iade edilen tebligat usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, Tebligat Kanunu m. 21/2 hükmüne göre yapılan tebliğin usule uygun olmadığını, komşunun imzasının alınmadığını veya imzadan imtina ettiğinin belirtilmediğini, tebligat görevlisi tarafından adres tahkikatı yapılmadığını iddia ederek ihalenin feshini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; borçluya yapılan tebligatların usule uygun olduğunu, ihalede yasaya aykırılık bulunmadığını iddia ederek şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının şikayetçi borçluya tebliğ evrakının adreste tanınmıyor olması gerekçesi ile iade edilmesinden sonra borçlunun mernis adresine Tebligat Kanunun 21/2. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ihale tutanaklarının incelenmesinde ihaleye birden çok kişinin katıldığı, bu haliyle ihaleye katılımın yeterli olduğu ve dosya kapsamına göre ihaleye katılımın önüne geçilmesine neden olan bir vakıanın bulunmadığı, açık arttırma tutanağına göre satış işlemlerinde ve saatinde bir usulsüzlük bulunmadığı, İK.'nın 129. maddesi uyarınca ihale bedelinin taşınmazın muhammen bedelinin yüzde ellisi ile paraya çevirme ve paraların paylaştırma masraflarını karşıladığı, ileri sürülen fesih nedenlerinin yerinde olmadığı gibi re'sen yapılan değerlendirmede de feshi gerektiren bir olguya rastlanmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu vekili istinaf dilekçesinde: Müvekkiline çıkarılan satış ilanı tebliğinin usule aykırı olduğunu, tebliğ memurunun, muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve haber bırakılan kişinin kim olduğu belirtilmeden, muhtara tebliğ ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile eksik bir şekilde tebliğ işlemini tamamladığını, taşınmazın kıymet takdiri raporunun 19.11.2019 tarihinde düzenlendiğini, ihaleye kadar geçen zaman içinde taşınmazın değer kazandığını, aradan uzun bir zaman geçmiş olması nedeniyle ikinci bir rapor alınmadan satışa sunulmuş olmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin borçlunun mernis adresine önce mernis şerhi yazılmaksızın tebliğe çıkarılıp adreste tanınmadığı şerhiyle bila tebliğ döndükten sonra aynı adrese TK m.21/2 'ye göre mernis şerhiyle usule uygun tebliğ edildiği, ihale alıcısından başka 6 kişinin daha pey sürdüğü yeterli katılımın sağlanarak rekabet ortamının doğduğunun görüldüğü, kamu düzenine yönelik olarak da bir fesih sebebi bulunmadığı, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, mahkemece İİK'nın 134/2. maddesi uyarınca borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemiş ise de istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine verdiği hak ihlali kararları da dikkate alınarak mahkemece para cezasına hükmedilmemesi kararın kaldırılması nedeni yapılmamıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili temyiz dilekçesinde: satış ilanının müvekkiline usule uygun tebliğ edilmediğini, tebliğ memurunun, muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve haber bırakılan kişinin kim olduğu belirtilmeden, muhtara tebliğ ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile eksik bir şekilde tebliğ işlemini tamamladığını iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK 134. ve devamı madde hükümleri
3. Değerlendirme
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede;
7343 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 33. maddesiyle İİK'nın eklenen geçici 18. maddenin son fıkrası gereğince uygulanması gereken aynı Kanunla değişik İİK'nın 134. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendi uyarınca; icra mahkemesi işin esasına girerek talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahküm eder. Yasanın bu hükmü, emredici nitelikte bir düzenleme olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re'sen uygulanmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamaz.
Anayasa'nın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, yasama yürütme ve yargı organlarını bağlar. Yayımlandığı tarihten itibaren kural olarak derhal uygulanır. Ancak 7.5.2010 tarih 5982 Sayılı Kanunla değişik Anayasa 148. maddede düzenlenen bireysel başvuru sonucu verilen kararların, iptal kararları gibi bağlayıcılığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. "Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine verdiği kararlar "bireysel" nitelikte olup, münferit olaylara ilişkindir ve bu haliyle her olayda uygulanacak mutlak kurallar getirmezler." (HGK 2017/23-857-1010 Sayılı kararı). Bu nedenlerle Anayasa mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği kararların iptal kararları gibi etki doğuracağı düşünülemez.
Somut olayda; ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle ihalenin feshini gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesine rağmen, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi isabetsiz olup, para cezası yönünden kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının para cezasına hasren BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.