Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/770 E. 2023/1639 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/770
KARAR NO : 2023/1639
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki taşınmaz ihalesinin feshi şikayetinden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının ihalenin feshi davasının hukuki yarar yokluğundan reddine hükmedilmiştir.

Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.ŞİKAYET
Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; satışa konu taşınmazların değerlerinin düşük belirlendiğini dosyada üç defa rapor alınmasına karşın ilgililere eski tarihli raporun gönderildiğini, kaldı ki taşınmazın son belirlenen değerlerinin değil de eski tarihli değerin tebliğ edilmesinin karışıklığa neden olduğunu, ihalelerin ilan edilen saatlerde yapılmadığını, ihaleye pey süren kişilerden üçünün ortak pey sürülmesine müsade edilmesinin ihaleye fesat olarak değerlendirildiğini, taşınmazlardan biri yönünden muhammen bedelinin %20’si oranında yatırılması gereken teminatın eksik yatırıldığını, ilanın ulusal bir gazetede yapılmadığını ve haklarında konkordato tasdik kararı olmasına karşın satış yapılmasının usulsüz olduğundan bahisle davanın kabulü ile altı adet taşınmaza ilişkin ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Şikayet edilen alacaklı cevap dilekçesinde; işbu davanın ne bir kıymet takdirine itiraz davası ne de icra emrinin iptali amacıyla açılan borca itiraz davası olduğunu, huzurda görülen dava ihalenin feshi davası olup davacı vekilinin dosyaya sunulan dört sayfalık dava dilekçesinin iki sayfasında ihale konusu taşınmazların satış bedellerinin günümüz konut ve arsa satış rayiç bedellerinin çok altında olduğunu, taşınmazlara takdir edilen değerlerin ise çok düşük olduğunu belirttiğini, borçlunun bankanın reel faiz oranı yerine fahiş oranlarda faiz uygulaması ve borcun 15.000.000,00 TL’ye ulaşması gibi sebeplerle ihalenin feshini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, diğer haciz alacaklılarına gönderilen tebligatların usulsüz tebliğ edildiği yönündeki iddianın sadece ilgilisi tarafından ileri sürülebileceğini, her iki ihale alıcısı tarafından da İİK’nın 130.maddesinde belirtilen 7 günlük sürede ihale bedelinin yatırıldığını, konkordatonun tasdikine yönelik olarak verilen kararın rehinli alacaklıları kapsamadığını, bu nedenle ipotekli taşınmazların satışı yoluna gidildiğini, İİK’nın 134/8. maddesine göre zarar unsurunun da oluşmadığını gerekçe göstererk davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlu tarafından her ne kadar diğer ilgililere tebligat yapılmadığı belirtilmiş ise de; açıkça kendisine yapılan satış ilanına ilişkin tebligat usulsüzlüğünün ileri sürülmediğini, tebligat usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshini istemek hakkının sadece kendisine tebligat yapılmayan ilgilisine şikayet hakkı vereceğini, ihalenin feshini isteyen şikayetçi borçlunun kendisi dışındaki diğer ilgililere satış ilanının tebliğ edilmediği hususunu ileri süremeyeceğini, … 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 20.01.2022 tarih ve 2021/509 E.- 2022/31 K. sayılı kararı ile kıymet takdirine itiraz davasının kabulüne karar verildiğini, davacının son kıymet takdir raporunun tebliğ edilmediği yönündeki itirazının yerinde olmadığını, ihale anını görüntüleyen ve incelenen kamera görüntülerinde de üç erkek şahsın birlikte pey sürdükleri ve resmi tutanakta da bu durumun teyit edildiğini, davacının ihale anındaki usulsüz pey sürmeye ilişkin iddiasının da yerinde olmadığını, satış ilanının ihalenin yapıldığı tarihten en az bir ay önce yapılmış olduğunu, satış ilanında satış yerinin ve zamanın belirtildiğini, elektronik ortamda ilanın yapıldığını, kesinleşen kıymet takdirinden itibaren 2 yıl geçmeden taşınmazın satışa çıkarıldığını, satış ilanının gün ve saatlerine uyulduğunu, ihale bedelinin satış ve paraların paylaştırılması giderlerinin muhammen bedelin %50’sini karşıladığı, hakimin resen bakması gereken kamu düzenine ilişkin hususlarda ihalenin feshini gerektirecek herhangi bir aykırılık bulunmadığı, ayrıca satış ilanının Türkiye genelinde yayınlanan tirajı 50.000’in üzerinde bulunan gazetede yayınlandığı kaldı ki satışa konu tüm taşınmazların muhammen bedellerinin üzerinde satıldığı açık olduğundan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; şikayet dilekçesinde ileri sürülen hususlarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı tarafından şikayetçi borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını, İİK’nın 295. maddesi gereğince mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği veya başlamış olan takiplere devam olunabileceğini, ayrıca her ne kadar … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarih 2020/1537 E. -2020/1337 K. sayılı kararı ile konkordatonun tasdikine karar verilmiş ise de;dosyada yer alan tasdik kararında da rehinli/ipotekli takiplerin yapılamayacağına ya da başlamış takiplerin duracağına dair bir tedbir kararının bulunmadığının anlaşıldığını, şikayet dilekçesinde şikayetçi borçlu tarafından kendilerine gönderilen kıymet takdiri ve satış ilanı tebligat usulsüzlüğünün açıkça ileri sürülmediğini, bu durumda borçlu tarafından en geç satış ilanı tebliğ tarihinden itibaren yasal süresinde kıymet takdirine itirazda bulunulmadığından kıymet takdirinin kesinleştiğini, İİK’nın 128/a-2.maddesi uyarınca kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl geçmeden ihalenin yapıldığını, ihale sırasında … isimli alıcıların önce ihaleye ayrı ayrı isimlerini yazdırarak paralarını ancak denkleştirebildiklerini ifade ederek ortak pey sürdükleri iddiasının ihaleye fesat kapsamında kalmadığını, kaldı ki mahkemece de bu üç kişinin ortak pey sürdüklerinin tespit edildiğini, yine mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere ihalenin feshine konu taşınmazların satış bedelinin taşınmazların muhammen bedelinin üzerinde olduğunu, bu durumda zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulünün gerektiğini, şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece ihalenin feshi isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine ve İİK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi gereğince işin esasına girilmediğinden şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlarla ihalelerin feshi gerektiğini ileri süreren Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; taşınmaz ihalelerinin feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK md.134

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.