YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7743
KARAR NO : 2023/6860
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle beraatine dair Ankara 7. İcra Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarihli ve 2017/513 esas, 2017/606 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, sanığın 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin mercii Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesinin 19/07/2018 tarihli ve 2018/76 değişik iş sayılı kararı aleyhine … Bakanlığının 17/07/2023 gün ve 94660652-105-06-15548-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2023 gün ve KYB-2023/90818 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Anılan suçtan anılan sanığın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Ankara 2. İcra Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli ve 2017/579 esas, 2018/588 sayılı kararı ile,
Anılan suçtan anılan sanığın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Ankara 2. İcra Ceza Mahkemesinin 11/09/2018 tarihli ve 2017/629 esas, 2018/417 sayılı kararını kapsayan dosyaların, sanığın yokluğunda verilen kararların ” …” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de;
7201 sayılı Kanun’un Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ”(1)Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35. maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılıp, varsa bu adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ancak 35. maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği, sanığın mernis adresinin
araştırıldığına ilişkin belge bulunmadığı, bu hâliyle sanığın anılan adresine aynı Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin usule aykırı olduğu cihetle, açıklanan nedenlerle kararların usulen kesinleşmediği anlaşıldığından, anılan kararlar kanun yararına bozma incelemesine konu edilmemiş, anılan kararların Tebligat Kanunu hükümleri gereğince usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, usulüne uygun tebliğ edilmesi sonrası taraflarca olağan kanun yollarına başvurulmaması üzerine kesinleşmesi hâlinde, kararların tebliğ mazbataları ve kesinleştirme şerhlerinin de denetime elverişli olacak şekilde dosya içerisine alınarak tekrar Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi hâlinde anılan kararların kanun yararına bozma incelemesine alınabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
2004 sayılı Kanun’un “Borçlunun ödeme şartını ihlâli hâlinde ceza” başlıklı 340. maddesinin “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlâl eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklindeki düzenlemesi ile,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06/10/2020 tarihli ve 2020/4680 esas, 2020/8149 sayılı ilâmında yer alan, ” … aynı taahhütname nedeniyle sanık hakkında tekrar 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilemeyeceği gerekçesiyle … kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden … sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA … ” şeklindeki açıklamaları nazara alındığında,
Borçlu sanığın Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2016/16881 esas sayılı icra takip dosyasında, 18/08/2017 tarihli taahhütname ile borcunu 10/09/2017 tarihinde başlayacak şekilde 12 taksit halinde ödemeyi taahhüt ettiği, borçlunun bir kısım taksitlerini taahhütnamede öngörülen sürelerde ödememesi nedeniyle alacaklı vekili tarafından yapılan şikâyet üzerine, borçlunun anılan suçtan Ankara 2. İcra Ceza Mahkemesinin 02/02/2018 tarihli ve 2017/498 esas, 2018/44 sayılı kararıyla 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği ve cezasını 09/09/2018 tarihinde infaz ettiği anlaşılmış olup,
Somut olayda tazyik hapsine konu ödenmeyen taksitlerin aynı borca ve taahhütnameye ilişkin olduğu, aynı taahhütname nedeniyle sanık hakkında tekrar 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 8. İcra Ceza Mahkemesinin 19/07/2018 tarihli ve 2018/76 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında borçlunun ödeme şartını ihlâli eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında tazyik hapsi infaz edilmekte ise derhal salıverilmesine,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden,
“CMK’nun 223/7. maddesi gereğince davanın reddine,”
“Yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakılmasına,”
Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…