YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10932
KARAR NO : 2011/5733
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, 1412 sayılı CMUK.nun 138, 141 ve 5271 sayılı CMK.nun 149, 150. maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde müdafii talep edebileceği gibi şüpheli veya sanık on sekiz yaşını doldurmamış yada sağır, dilsiz veya kendini savunamayacak durumda malul olursa istemi aranmaksızın müdafii atanacağı, baroca istem halinde veya Yasa gereği zorunlu olarak atanan müdafiin görevinin hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, bu durumda zorunlu müdafiin sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa da; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği,
Somut olayda ise, … 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, İstanbul Baro Başkanlığı’na yazdığı 06/12/2005 tarihli yazı üzerine, Baro tarafından sanığa Av.Songül İREN’in müdafi olarak görevlendirildiği; mahkemece yapılan hiçbir oturumda, sanık ile savunmanının birlikte bulunmadıkları; ayrıca, sanığın, kendisine savunman atandığından da haberdar edilmediği; zira, sanığın, Karşıyaka. Asliye Ceza Mahkemesi’nde istinabe sureti ile beyanının alındığı 14/07/2003 ve 08/12/2003 tarihli duruşmalarda , savunmanlığını her hangi bir avukatın yapmadığı; 07/04/2006 tarihli tebliğ üzerine, 14/04/2006 günü mahkeme kalemine teslim edilen dilekçe ile hükmü temyiz eden sanığın, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından , mahkemenin 25/04/2006 tarih ve 2005/25 Müt. Sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede ;
A-Müşteki …’a karşı gerçekleştirilen hırsızlık eylemine yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Yasası’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın 9/3. maddesi uyarınca; önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenip lehe olan yasa denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmemesi 5237 sayılı TCY.nın açıkça sanıklar lehine olduğunun anlaşılması karşısında sonuca etkili görülmemiş; Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği anlaşılmıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, sanık hakkındaki usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA ;
B) Müşteki … …’ya karşı gerçekleştirilen hırsızlık suçuna gelince;
Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 maddesinde belirtilen zamanaşımını kesici işlemlerden herhangi birisi gerçekleşmeden 5 yıllık asli zamanaşımının, kararın verildiği 27/12/2005 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.