YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12273
KARAR NO : 2012/18516
KARAR TARİHİ : 10.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanaktan içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık hakkında, 765 ve 5237 sayılı Kanunlardan hangisinin lehe olduğunun belirlenmesinde sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu halde aynı Yasanın 142/1-d maddesine uyduğunun kabulü ile kıyaslama yapılması, ayrıca anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 151/1 maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu ve mala zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip, sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2- Kabule göre de;
a-Olay tarihinde yakalanan sanığın suça konu janaratörleri sattığı kişilerin kimliklerini ve adreslerini vererek iadesini sağlamış olduğu anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık koşularının gerçekleşip gerçekleşemediği tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı , davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu İtibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine, 10.09.2012 gününde oybirligiyle karar verildi.