Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/17038 E. 2012/18971 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17038
KARAR NO : 2012/18971
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın, müştekinin yol kenarına park etmiş olduğu aracının sağ arka camını kırmak suretiyle valiz ve çantasını hırsızladığının anlaşılması karşısında eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında kalmasına rağmen yazılı şekilde uygulama yapılması ve yakalama tutanağına göre sanığın kesintisiz takip sonucu yakalanmadığının anlaşılması karşısında eylemin tamamlandığı dikkate alınmadan TCK’nın 35. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmiş olması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108/4, 5, 6. fıkralarında “Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.”hükmünü düzenlemiştir. Buna göre denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek mahkemeye aittir. Buna göre; hüküm kurulurken mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58/7. maddesi uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ”denetimli serbestlik süresine” ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın, müştekinin yol kenarına park etmiş olduğu aracının sağ arka camını kırmak suretiyle valiz ve çantasını hırsızladığının anlaşılması karşısında eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında kalmasına rağmen yazılı şekilde uygulama yapılması ve yakalama tutanağına göre sanığın kesintisiz takip sonucu yakalanmadığının anlaşılması karşısında eylemin tamamlandığı dikkate alınmadan TCK’nın 35. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmiş olması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008, 6-47/43 ve 23.03.2004, 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanık hakkında uygulama yeri olmayan TCK’nın 141/1, 35 maddesinin yerel mahkemece kararında uygulanmış olması sebebiyle, ceza 10 ay 15 gün hapse kadar düşmüş ve hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5728 sayılı Yasanın geçici madde: 1/1. fıkrası yollamasıyla, aynı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanığın sabit kabul edilen eyleminin TCK’nın 142/1-b, 143 maddeleri uygulanmak suretiyle asıl cezanın 10 ay 15 gün olmayıp, 2 yıl 4 ay olduğundan ve aksi hal sanığın; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına olanak bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık … müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, 17.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.